"Velayet yollarının ve tarikat şubelerinin en mühim esası, ihlastır. Çünkü ihlas ile hafî şirklerden halas olur." Bu ifadeleri izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
İhlas, saf ve temiz, içten, riyasız, samimi sevgi ve bağlılık manalarına gelir.
İhlas yapılan her işte ve bilhassa ibadetlerde, sadece Allah’ın rızasını gözetip gösteriş, riyadan sakınmak, amelleri başka şeylere alet etmemektir.
İhlas, ibadetleri sırf Allah emrettiği için yapmaktır. Yani yapılan ibadet ve işlerde hiçbir karşılık ve menfaati, hakiki ve esas gaye etmeyerek, yalnız ve yalnız Allah rızasını esas maksad ve gaye edinmek, riyakârlıktan ve gösterişten uzak olmaktır.
"Ubudiyet, emr-i İlâhîye ve rıza-yı İlâhîye bakar. Ubudiyetin dâîsi emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı Haktır. Semerâtı ve fevâidi uhreviyedir..." (Lem’alar, 17. Lem'a, On Üçüncü Nota)
İhlas, kişinin ifa ettiği ibadetlerini ancak Allah’ın havl ve kuvvetiyle yaptığını bilmesidir. İnsan böylece yaptığı ibadetlerine güvenmekten, gururdan ve şirk-i hafiden, yani gizli şirkten kurtulmuş olur.
Maddi menfaat cihetinden gelen rekabet, makam sevgisi, şan ve şöhret düşkünlüğü gibi haller, birer manevi hastalıktır. İhlasın zıddı olan riya ve gösteriş “şirk-i hafi” yani gizli şirktir. Her işinde ihlası ve Allah’ın rızasını esas alan kişi, gizli şirkten kurtulur.
Kalbinde riya ve gösteriş olan birisinin velayete vasıl olması mümkün değildir. Çünkü evliya demek, Allah'ın dostu olmak demektir. Allah'tan başkasının teveccühüne talip olanlar, başkalarına iltifat edenler, gizli şirke düşer. Gizli şirkte olanlar ise veli olamazlar. Bu yüzden tarikatta ilk ve en mühim esas, riyadan sakınmak ve ihlas ile hareket etmektir.
İhlas, kalp temizliğinin ve samimi niyetin delilidir. Kişinin maddi ve manevi bütün varlığı ile Allah’a kul olması ve hiçbir şeyi ibadetlerine gaye etmemesidir. Cenab-ı Hakk’ın rızası ihlas ile kazanılır. Onun için yalnız Cenab-ı Hakk’ın rızasını esas maksad yapmak gerekir. Allah’ın bir kişiden zerre kadar razı olması, o insan için en büyük bahtiyarlık ve saadettir.
Hidayet rehberleri olan bütün peygamberler, ihlasla yoğrulmuş şahsiyetlerdir. Onlar, tebliğlerinde ve diğer bütün işlerinde Allah’ın rızasından başka bir gaye ve maksat gözetmemişlerdir.
Bu dünyada, hususan ahirete ait hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet ve en yüksek ahlak ihastır. Halis niyet ile bir şeyi isteyen, o arzusuna kavuşur. O halis niyetinin meyvesini dünyada görmese bile, Cenab-ı Hak, onun karşılığını ahirette mutlaka verir. Evet, samimi bir ihlâs, şerde dahi olsa neticesiz kalmaz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü