İnsanın bazen ulvi hisleri galip oluyor. Allah'a karşı ibadet ve tefekküründe daha aklıselim olabiliyor. Kabz zamanları olmasa, insan alayı illiyine çıkabilir... Bast ve inkıbaz halleri insanda neden hükmediyor, hikmeti nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hakk'ın külli manada iki çeşit tecelliyatı ve tezahüratı vardır. Ve iki tarzda; isimlerinin, sıfatlarının ve şuunatının tesiratı söz konusudur.

1. Celali manada tecelliyat, tezahürat ve tesirat

2. Cemali anlamda tecelliyat, tezahürat ve tesirattır.

Bu iki tarzdaki tezahürat ile bütün mahlukat yaratılır, sevk ve idare edilir, geliştirilir ve kemale erdirilir. Ayrıca; bu iki tezahüratın olmadığı yer, zaman, mekan, eşya ve şahıs yoktur. Mesela:

Kesret celalin, efrat cemalin tecelliyatıdır.

Kainat celalin, insan ise fert olarak cemalin tecelliyatındandır.

Gece celalidir, gündüz cemalidir.

Kış mevsimi celale bakar, yaz mevsimi ise cemal ile ilgilidir.

Hastalıklar celaldendir, sağlık ve sıhhatler cemaldendir.

Hayat cemalindir, memat celalindir.

Kazanç cemalin ilcaatıdır, kesat celalin ilcaatıdır.

Cennet cemalin tecelligahıdır, cehennem ise celalin.

Melekler cemale bakarlar, şeytanlar ise celal ile ilgilidir.

Atomlarda ve sistemlerde cazibe cemalidir, dafia celalidir.

İnsanın kalbinde kabz celalidir, bast ise cemalidir.

Demek ki; alemin her yerinde bu iki çeşit tecelliyat ve tasarrufat mevcuttur. Fakat tezahür ettikleri yer ve eşyaya göre isimleri değişebilir. Mesela, iyi kötü, güzel çirkin, med cezir, kabz ve bast gibi.

Bu iki tasarrufat olmaz ise, mahlukat sevk ve idare edilmez, kemale eremezler. Alem bu şekilde muhafaza edilir ve dengede tutulur.

Medler ve cezirler, kalplerdeki sıkma ve gevşemeler, kabz ve bast halleri vb. bütün birbirine zıt sistemler ve tarzlar tamamen, cemal ve celal dediğimiz iki çeşit tecelliyat ve tezahürün neticeleridir.

İnsan ise, kainatın özü ve özeti olduğundan aynı tezahürat bizlerde de cereyan edecektir. Ta ki; maddi ve manevi varlıklar ve hayatlar korunsun, dengeler sağlansın teali ve terakkiler olsun ve kemal noktalar yakalansın.

İşte bu hakikate binaen; Cenab-ı Hak insanı her cihetle, celali ve cemali tasarrufuna tabi tutuyor. İnsanın merkezi olan kalbini iki çeşit tecelliyatı icabı; maddeten sıkıp gevşeterek maddi hayatın temeli olan kanı tahrik ettiği gibi; kabz ve bast halleriyle de, manevi kalbi harekete geçirerek, ruhun maneviyat ve latifelerine medet veriyor. Ve bu şekilde insanı imtihana tabi tutup gelişme ve terakkisini temin ediyor.

Celalin tecelliyatı olan kabz haliyle imtihana tabi tutarak; sabrımızı, sebatımızı ve metanetimizi test ettiği gibi; cemalin tecelliyatı olarak da bast halini verip, hamdimizi, şükrümüzü, cehdimizi ve gayretimizi ölçer.

Bunlar biri birisiz olamaz. Her ikisi de mahlukatın faydası ve maslahatı içindir. Bizlere düşen, ihlas ve samimiyetle bu iki tarz imtihandan muvaffakiyetle çıkmaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

tesviyeci
Selamünaleyküm.Üstadımız bu mevzuda kostomonu lahikasında sayfa 8 de Sabri abiye hitaben yazdığı mektupta üçüncü paragrafta şöyle demektedir. Eğer sair teellümat-ı ruhaniye ise;sabra,mücahedeye alıştırmak için Rabbani bir kamçıdır.Çünki,emn ve ye'sin vartasına düşmemek hikmetiyle havf ve reca müvazenesinde,sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast haletleri,Celal ve Cemal tecellisinde intibah ehline gelmesi,ehl-i hakikatça medar-ı terakki bir düstur-u meşhurdur. Demekki bu haller Rabbani bir kamçı ve terakkiye medar hallerdir.Allah razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...