"Hüzün" Risalelerde nasıl işlenmiş?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hodbin adam hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbin olduğundan, bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. Bakar ki, her yerde âciz bîçâreler, zorba müthiş adamların ellerinden ve tahribatlarından vâveylâ ediyorlar. Bütün gezdiği yerlerde böyle hazin, elîm bir hali görür. Bütün memleket bir matemhane-i umumî şeklini almış. Kendisi şu elîm ve muzlim haleti hissetmemek için sarhoşluktan başka çare bulamaz. Çünkü herkes ona düşman ve ecnebî görünüyor. Ve ortalıkta dahi müthiş cenazeleri ve meyusâne ağlayan yetimleri görür. Vicdanı azap içinde kalır."(1)

Mümin, her şeye iman gözüyle bakıp, güzel yorumladığı için, onun nazarında her şey güzel ve talihli oluyor. Kâfir ise küfür gözlüğü ile her şeyi ve her hâdiseyi kötüye hamlettiği için onun âleminde her şey kötü ve talihsiz oluyor.

Bedbinlik; karamsarlık, uğursuzluk demektir.

Hodbin; her şeye kendi menfaati penceresinden bakan demektir.

Hodgâm; sadece kendi derdi ile tasalanan, kendi menfaatini düşünen, başkalarının gam ve kederini düşünmeyen demektir.

Hodendiş; sadece kendisi ile ilgilenip kendisi için endişelenen, başkalarını hiç düşünmeyen, onlar hakkında endişe bencil kişi demektir.

Risalelerde karamsarlığın ve hüznün kaynağı olarak küfür gösteriliyor. Allah, böyle bencil ve kendine tapar derecede bağlı olan insanları cezalandırmak için, âlemin rengini siyahlandırıyor, her şeyi karanlık perdesine sarmalıyor. Bu yüzden kâfir, küfür gözlüğü ile âleme nazar ettiği için her şeyi çirkin ve hüzünlü görüyor. Oysa;

“Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel rüya görür. Güzel rüya gören hayatından lezzet alır."(2)

“Çünkü emn ü ye’sin vartasına düşmemek hikmetiyle havf u reca müvazenesinde, sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast haletleri, celal ve cemal tecellisinden intibah ehline gelmesi; ehl-i hakikatça medar-ı terakki bir düstur-u meşhurdur."(3)

Yani insan zaman zaman ruhen daralır veya ferahlık duyar. Kabz hali celalî, bast hali ise cemalî bir tecellidir. Bunlar gece ve gündüz gibi birbirini takip eder durur. Bu iki hâl insanın manevî terakkisinde iki kanat gibidir.

Kabz ve bast halleri, insanı korku ve ümit arasında dengede tutan bir durumdur. Kişi kabz halinde tövbe ve istiğfar ile Allah’a yönelir, manen terakki eder. Bast halinde ise şükrederek derecesini artırır. İnsan, devamlı kabz halinde yaşasa bütün bütün ümidini kaybedebilir. Sürekli bast hali yaşayan kimsede ise akıbetini garanti görme hastalığı ortaya çıkabilir.

Müminin hüznüne kabz hali denir, kâfir ve bedbinlikteki bir hüzün müminlerde olmaz.

"Kur’ân’daki edepse hevâyı karıştırmaz. Hakperestlik hissi, hüsn-ü mücerred aşkı, cemâlperestlik zevki, hakikatperestlik şevki verir. Hem de aldatmaz...
...
Avrupazâde edepse, fakdü’l-ahbaptan, sahipsizlikten neş’et eden gamlı bir hüznü veriyor; ulvî hüznü veremez."
(4)

"Kur’ân’ın edebi ise, öyle bir hüznü verir ki, âşıkane hüzündür, yetimâne değildir. Firaku’l-ahbaptan gelir; fakdü’l-ahbaptan gelmez."(5)

"Hüzün ise iki kısımdır: Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki, dalâlet-âlûd, tabiatperest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür."

"İkinci hüzün firaku’l-ahbaptan gelir; yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-edâ, nurefşan Kur’ân’ın verdiği hüzündür."(6)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, İkinci Söz.
(2) bk. Münâzarat.
(3) bk. Kastamonu Lahikası, 3. Mektup.
(4) bk. Sözler, Lemeât.
(5) bk. age.
(6) bk. age., Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule, Üçüncü Şua, İkinci Cilve.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
H
Okunma sayısı : 3.219
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...