Allah'ın isimleri; Celal, Cemal ve Kemal olarak üçe mi ayrılıyor, yoksa Celalî ve Cemalî olarak ikiye mi ayrılıyor?
Değerli Kardeşimiz;
"( اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ) Bu iki sıfatın Lafza-i Celalden sonra zikirlerini icap eden münasebetlerden birisi şudur ki: Lafza-i Celalden, celal silsilesi tecelli ettiği gibi, bu iki sıfattan dahi cemal silsilesi tecelli ediyor. Evet, her bir alemde emir ve nehiy, sevap ve azap; terğib ve terhib, tesbih ve tahmid, havf ve reca gibi pek çok füruat, celal ve cemalin tecellisiyle teselsül edegelmektedir."(1)
Cenabı Hakk’ın esma-i ilahiyesi Risale-i Nur'da iki çeşit olarak zikrediliyor. Bir kısmı Celalî diğer kısmı Cemalîdir. Yalnız her iki kısım esmanın tecellisinde kemal-i İlahi kemal-i şâşaa ile tezahür eder. Yani esmanın Cemalî olan tecellisini müşahede edenler, elhamdülillah ile mukabele eder. Esmanın Celalî olan tecellisini müşahede edenler sübhanallah ile mukabele eder. Her iki kısım esmanın kemal-i tecellisini müşahede edenler de Allahu ekber diyerek mukabele ederler. Evet, Cenab-ı Hakk'ın bütün sıfat ve esması nihayet kemaldedir, ancak ayinelerin kabiliyeti nisbetinde tezahür eder.
Bazı âlimler de Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatları üçe ayırmışlardır. Celâlî, Cemâlî ve Kemâlî olanlar... Cenâb-ı Hakk’ın büyüklüğüne ve azametine işaret eden isimler celâl silsilesinin isimleridir. Bu isimlere misal olarak: Kebir, Aziz, Müteâl, Cebbar, Mütekebbir, Kahhar, Celil, Müntakim ve Azim isimlerini sayabiliriz. Bütün bu isimlerde ve bu isimlerin tecelli ettiği şeylerde Allah Teâlâ’nın büyüklüğü ve azameti gözükmektedir.
Esma-i İlahiyeyi tavsif etmede bakış açımız çok mühimdir. Bu mevzuda;
“... her birisi için hususî bir tavır, bir hal vardır ki, maksud-u bizzât o hususî tavırdır. Sair tavırlar ise, tebaîdirler. Binaenaleyh meselâ Hâlık'ın âsârından cemadata baktığın zaman azamet ve kudreti, kasdına hedef yap. Başka isimlerin tecelliyatını teb'an düşün. Hayvanata bakarken merhamet kasdıyla bak. Sair tecelliyata tebaî bir nazar ile bak.”(2)
İfadesinden anlaşıldığına göre, maksud-u bizzat ve tebeî olmakla alakalıdır. Çünkü esmalar birbirine ayine ve ma’kestir. Yani cemalden celal; celalden cemal tecelli edebilir. Bunu,
"İsm-i Celal, alelekser nevilerde, külliyatta tecelli eder. İsm-i Cemal ise mevcudatın cüz'iyatına tecelli eder. Bu itibarla nevilerdeki cûd-u mutlak, celalin tecellisidir. Cüz'iyatın nakışları, eşhasın güzellikleri cemalin tecelliyatındandır."
"Ve keza celal, vâhidiyetin tecellisinden, cemal dahi ehadiyetin tecellisinden zahir olur. Bazan da cemal, celalden tecelli eder. Evet cemalin gözünde celal ne kadar cemildir, celalin gözünde dahi cemal o kadar celildir.”(3)
Bedihî olarak anlıyoruz.
İsimlerdeki kemal hususu ise başka açıdan şöylece de değerlendirilebilir: Kemal celal ile cemalin imtizacından hasıl olan mükemmeliyettir. Meselâ; şefkat, ism-i Rahim’in cilvesi olarak cemalî; adalet ise ism-i Adl’in cilvesi olarak celalîdir. Şefkat ile adaleti mezc eden, yani kişinin şefkati suistimal ile adaletsizliğe veya "adalet tatbik edeyim" derken şefkatsizliğe düşmüyorsa, bu kemalde olan bir vasıftır. İşte Cenab-ı Hakk’ın bütün isim ve sıfatları sonsuz kemaldedir. Sonsuz esma tecellilerin mazharlardaki birbirine tesanüdünde, imtizacında ve bir nevi ittihadında nihayet kemaldedirler.
Dipnotlar:
(1) bk. İşaratül-İcaz, Besmele ve Fatiha Sûresinin Tefsiri.
(2) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zeylü'l-Habbe.
(3) bk. age., Onuncu Risale.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Allahın celal isimlerinde subhanalllah ve kemal isimlerinde Allahuekber neden kullanılıyor
Allah’ın kahr ve gazabına delâlet eden isim ve sıfatları celâl, lütuf ve rızâsına delâlet eden isim ve sıfatları da cemâl tabiriyle ifade edilir.
Celal ismi Allah’ın büyüklüğünü, azametini, kibriyasını ifade eder ve bu sıfatlar asla kusur, noksanlık, eksiklik kabul etmez sübanallah ifadeside kusur ve noksanlıklardan münezzeh ve mukaddes olduğunu ifade ederek Onun azametini insan zihninde tespit ve tayin eder.
Allah’a hem büyük hem kusurlu nazarı ile bakmak Allah’ın şanına ve azametine yaraşmayacağı için Allah’ın büyüklüğünü ve azametini ifade eden Celal sıfatlarının yanında tenzih ve takdisi içeren sübhanallah kelimesinin de kullanılması gerekiyor. Tıpkı lütuf ve ihsanı ifade eden isimlerin yanında şükrü gerektiren elhamdülillah ifadesini kullanmak gibi.
Onun mutlak kemali karşısında insanın hayret ve şaşkınlığı ancak tekbir ile sakinleşir ve yatışır. Bu sebeple Onun mutlak kemali karşısında Allahu Ekber diyoruz ve Onu bu şekilde tekbir ediyoruz.
"Çünkü esmalar birbirine ayine ve ma’kestir. "
"İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Esmâ-i Hüsnânın her birisi, ötekileri icmâlen tazammun eder."
Allahın her ismi diğer ismini doğrudan veya dolaylı olarak gösterebilir, delil olmadığı olamaz, bu cümlelere göre.
Mesela, Allahın Alim ismiyle Kâdir ismine bakalım.
İlmi sonsuz olanın, kudretli olması nasıl bir gerektirme midir?
Her şeyi bilebilirim ama gücüm olmayabilir. Yani ilim, kudrete ayna olamaz bu mantıkla.
Bunu Allah için düşünürsek, Allahın her şeyi bilmesi, Kadir olmasını göstermez, derim ama kalbim bunu kabul etmiyor.
Zira ilmin Sonsuzluğu başka isimlere delil olabilir diyorum, bu bizim ilmimiz gibi değil.
Allahın her ismi için bu ayna olmayı düşünmek yorucu ama demekki var, pasaj onu söylüyor.
Ne dersiniz?Bu iki isim arasında nasıl aynalık var?
ALİM VE KÂDİR
1. Sonsuz ilim
Allah’ın ilmi zaman ve mekânla sınırlı değildir.
Geçmişi, şimdiyi ve geleceği kapsar.
Bu sayede her yaratma eylemini, olmuş olan ve olacak olan her şeyi bilir.İşte yaratma ve Kâdir ismi ile İlim arasındaki bir bağ.
2. Sonsuz kudret (Kadîr)
Allah her şeye gücü yetendir; dilediğini yaratabilir, varlığını sürdürebilir.
Kudret, ilimle birlikte çalışır; yani Allah’ın neyi nasıl yaratacağını bilmesi, o kudreti en etkin şekilde kullanmasını sağlar.
3. İlim ve kudretin bağlantısı
Alim ve Kadîr isimleri arasında icmâlî bir tazammun vardır:
Alim, Kadîr’i kapsar: Allah her şeyi bildiği için, bilmediği bir yaratma eylemi olamaz; bu da kudretini dolaylı olarak gösterir.
Kadîr, Alim’i kapsar: Allah her şeye gücü yettiği için, bilgisini gerçekleştirebilir, her şeyi doğru ve kusursuz yapabilir.
İcmâlen tazammun eder diyor ama, bu ilk bakışta bizim bakışımıza göre, benim anladığım. Nihayetsiz bir açıklama da yazmak mümkün isimlerin birbirine ayna olmasına ama sırf bunu düşünmek yorucu olur. Risalede söylenen “icmâlî tazammun”, bizim ilk bakışta akla gelen özetleyici ve kapsayıcı yönü ifade eder. Yani:
Her isim, diğer isimlerin hakikatini bir bütün hâlinde, özet olarak içinde barındırır.
Oysa Allah’ın isimleri sonsuz hakikatler içerir, bu yüzden bir ismin taşıdığı anlamı sonsuz şekilde açıklamak ve detaylandırmak mümkündür.
Yani icmâlî tazammun, bizim anlayabileceğimiz ilk, özet bir bakıştır; ama hakikatin derinliği ve kapsamı sonsuzdur.