"İnsanlarda veli, cumada dakika-i icabe, Ramazan'da Leyle-i Kadir, esma-i hüsnada ism-i azam, ömürde ecel meçhul kaldıkça, sair efrad dahi kıymettar kalır, ehemmiyet verilir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"İnsanlarda velî, cumada dakika-i icabe, Ramazan'da Leyle-i Kadir, esmâ-i hüsnâda ism-i âzam, ömürde ecel meçhul kaldıkça, sair efrad dahi kıymettar kalır, ehemmiyet verilir. Yirmi sene müphem bir ömür, nihayeti muayyen bin sene ömre müreccahtır. " (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 83.)
İnsanın dünya ve ahiret dengesini iyi kurması, gafletten uyanıp, daima tövbe ve istiğfarda bulunarak her an ölecekmiş gibi ahiretine hazırlıklı olması için ecelin gizli olması büyük bir nimettir ve büyük bir rahmettir. Eğer her insanın ne zaman öleceği belli olsa idi, insan yarı ömrünü gaflet ve sefahette geçirir, ölümüne yakın bir zamanda tövbe ve istiğfar eder ve ibadet yapardı. Ecel gizli olduğundan ölümünün her an başına geleceğini bilen, ömrünün ebedî olamadığını anlayan insan, ahiretine ciddi çalışır ve ibadetlerinde daha hassas davranır. Çünkü insanı ibadetten alıkoyan ve usandıran “tevehhüm-ü ebediyettir”, yani çok uzun yaşama arzusudur. Bu bir vehimdir ve şeytanın, “Daha gençsin, önünde çok seneler var, daha sonra ibadet edersin.” diyerek insanı aldatmasıdır, desisesidir. Hâlbuki insanın yarına çıkmasına hatta bir saniye sonrasına bir garantisi yoktur.
Ölümün gizli olmasının bir başka rahmet yönü ise şudur:
Eğer ecel muayyen olsa idi hiçbir insan hayatından zevk ve lezzet alamazdı. Bir saat sonra öleceğinden haberi olmayan bir insan yemeğini lezzetle yiyor. Eğer o kimse faraza on yıl sonra veya altmış yetmiş yaşında öleceğini bilse idi hayat ona azap olurdu, hiçbir şeyden zevk ve lezzet alamazdı.
Aslında kıymetli şeylerin gizli olması, bir çeşit izhardır. Yani kıymet ve güzellik ucuz bir meta gibi ayakaltına atılır ise; kimse ona teveccüh etmez; ama saklanır ve gizlenirse; o zaman değerini ve kıymetini ilan ve izhar etmiş oluyor ki, herkes ona teveccüh eder.
Aynı şekilde insanlar içinde veli kulların gizli olması, her insana bir veli gözü ile bakılmasına sebep olur. Cuma günü de duaların kabul edileceği saatin gizli olması, bütün günün ibadet ile geçirilmesine vesile olur. Esma-i hüsna içinde İsm-i Âzam’ın gizli olması bütün isimlere rağbeti artırır.
Bir market sahibi, satışlarını artırmak için, herhangi bir mamulün içine bir cumhuriyet altını koysa, bütün mamüllerin her biri kıymetli hale gelir. Ama hakikat-i halde sadece birisinin içinde altın var. Mamulün gizli olması ihtimal noktasından hepsini değerli kılıyor ve hepsine karşı bir rağbet ve revaç meydana getiriyor. Markete giren müşteriler hararetle bu eşyayı bulmaya çalışırlar, bu arada diğer ürünler de onun sayesinde satılmış olur. Hakikatte her ürüne altın demek yanlış olacağı gibi, mamullerin ihtimal dâhilinde altın gibi kıymetli olma mânasını da inkâr etmek doğru olmaz.
İşte Cenab-ı Hak da ibadetlere teşvik ve terğib için, bazı şeyleri gizli tutuyor. Mesela, "Nafile namazlar içinde öyle bir namaz vardır ki, kim bu namaza tevafuk ederse hac kadar sevap kazanır." Hakikat noktasında o nafile namazlardan birisi hac kıymetindedir. Lakin hangisi bilinmez. Böyle olunca o büyük sevaba nail olmak için nafile ibadetler artırılır. Ama kılınan bütün nafile namazlara hac kıymetinde demek doğru değildir. Hac sevabı sadece hususi ve gizli bir namazda vardır.
“Sair efrad dahi kıymettar kalır, ehemmiyet verilir...” cümlesi, gizliliğin diğer şeyleri kıymetli yapmasına işarettir. Temsildeki cumhuriyet altınının mamuller içinde gizli olması diğer mamülleri ihtimal ciheti ile altın gibi kıymetli hale getirir
Kadir Gecesi Ramazan ayının son on gününde gizli olduğu için, o son on gün ihtimal noktasından Kadir Gecesi gibi kıymetlidir. Şayet belli bir günde olsa idi, o son on günün muhtemel kıymeti kaybolur, o günler de sıradan hale gelirdi.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Cuma da dakika-i icabe ifadesi var. Ancak genelde duaların kabul olunduğu saat olarak bilinir? Dakika- i icabeyi kaçırmamak için, bütün Cumayı nasıl hiçbir dakikayı atlamadan geçirmeliyiz. Üstad dakika-i icabe diyorsa bir hikmeti vardır. Yoksa vakit ya da saat diyebilirdi.
"Dakika-i icabe" ifadesi, duaların kabul olduğu o çok özel ve dar vaktin her an gelebileceğine işaret eder. Üstad’ın "saat" yerine "dakika" demesi, bu vaktin gizliliğindeki hikmete ve müminin her an uyanık kalması gerektiğine vurgu yapar.
Cumanın her dakikasını bu sırra uygun değerlendirmek için şu stratejiyi izleyebilirsiniz:
Niyetin Sürekliliği: Güne "Bugün her an ibadet halindeyim" niyetiyle başlayın. Bu niyet, sıradan işlerinizi bile hükmen ibadete çevirir ve o vakte rast gelme ihtimalini diri tutar.
Zikr-i Daim: Gün boyu dilinizde kısa bir zikir (örneğin: Sübhanallahi ve bihamdihi veya Allahümme salli ala Muhammed) bulundurun. Bu, her dakikayı fiilen dua ile doldurmanızı sağlar.
Hutbe ve Farz Vakti: İslam alimleri bu vaktin özellikle imamın minberde olduğu an ile namazın kılındığı süre arasında gizli olduğunu belirtir. Bu dar vakitte tam bir konsantrasyon sağlayın.
Güneş Batarken: Cumanın son dakikaları (ikindi ile akşam arası) bu vaktin en çok yoğunlaştığı an kabul edilir. Bu süreyi sessizlik ve dua ile geçirmeye çalışın.
Özetle; bütün günü tek bir ibadet gibi telakki edip, zihni ve kalbi dünyevi meşgaleler içindeyken bile "huzur"da tutmak, o saklı dakikayı yakalamanın en emin yoludur.