"Huruf-u kudsiye-i şifre-i İlahiye hava zerratı içinde, zamansız münasebat-ı dakika-i hafiye tellerini ihtizaza getirecek birer düğüm ve birer düğme harfi olduklarını..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"İşte, evâil-i sûredeki الۤمۤ طٰسۤ حٰمۤ gibi hurûf-u kudsiye-i şifre-i İlâhiye hava zerrâtı içinde, zamansız münâsebât-ı dakika-i hafiye tellerini ihtizâza getirecek birer düğüm ve birer düğme harfi olduklarını ve ferşten Arşa mânevî telsiz telefon muhâberât-ı kudsiyeyi îfâ etmeleri, o şifre-i kudsiye-i İlâhiyenin şe’nindendir ve vazifesidir ve gayet mâkuldür." (Lem'alar, 28. Lem'a, Yirminci Nükte.)
Surelerin başlarındaki hurufu mukattaa (kesik harf), kudsi birer ilahi şifreler hükmünde olup, hava zerreleri içinde zaman ve mekân kaydını delerek, yani zamanın hükmünden çıkarak, ince ve gaybî haberleri arştan ferşe, yani Allah katından dünya katına telsiz telefonlar gibi bir muhabere vasıtası olarak ulaştırıyorlar. Surelerin başındaki her bir kesik harf, Allah ile Resulü (asm) arasında gizli bir muhabere vasıtasıdır.
“Hâ Mim, Elif Lâm Râ” gibi ayetler, zaman ve mekân kaydını delerek gelecekten ve gaybî şeylerden haber veriyor, Allah ile elçisi arasına hususi ve kudsî bir mükaleme hükmüne geçiyor.
Hava zerreleri ise bu kudsî şifreleri arşa taşıyan bir alıcı ve verici hükmündeler. Hava zerreleri Ankara ile en uzak bir devlet arasında nasıl sesleri ulaştırıyor ve görüntüleri getirip götürüyor ise, aynı şekilde, surelerin başındaki kesik harfler (hurufu mukattaa) de bir cihetle hava zerrelerinin vasıtası ile arş ve ferş arasında aynı münasebetin daha kudsî ve daha parlak cihetini ifa ediyorlar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü