"İşte, bütün tâdât ettiğimiz muhabbetler, eğer bu suretle olsa, hem elemsiz bir lezzet verir, hem bir cihette zevâlsiz bir visaldir. Hem muhabbet-i İlâhiyeyi ziyadeleştirir..." devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâinatı ve içindeki eşyayı sevmek iki şekilde olur. Birisi onları zatları için sevmek, onlardan elde ettiği menfaati ve aldığı zevkleri sevmek. Bu sevgi geçicidir, nimetin zeval bulmasıyla kalbe bir hüzün verir.

İkincisi ise her şeyi Allah namına, O’nun isimlerine ayna oldukları ve rahmetinden haber verdikleri cihetle sevmek. Bu sevgi daimîdir. Mahlûkatı bu manada sevmek, İlâhî muhabbete perde olmadığı gibi ziyadeleşmesine vesile olur.

Dersin devamında bir misal veriliyor. Padişahın bir kişiye ihsan ettiği bir elmada iki çeşit lezzet vardır. Birisi elmanın kendi lezzeti, tadı ve faydası cihetiyle alınan lezzet. Bu lezzet geçicidir. Zira o da fanidir, onu yiyen kişi de. İkinci lezzet ise, o elmayı padişahın hediyesi, ihsanı ve iltifatının bir göstergesi cihetiyle sevmektir. Bu sevgi birincisinden çok yüksek ve çok değerlidir.

İşte yediğimiz elmayı Allah’ın bize bir ihsanı ve Rezzâk isminin bir aynası cihetiyle sevmek Cenab-ı Hakk’a aittir, İlâhî muhabbeti noksanlaştırmaz, ziyadeleştirir.

Diğer bütün sevgiler de buna kıyas edilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...