"İşte sulh-u umumî, aff-ı umumî ve ref-i imtiyaz lâzım. Tâ ki, biri bir imtiyaz ile başkasına haşerat nazarıyla bakmakla nifak çıkmasın." ifadesini açıklar mısınız? Umumi af adalete uygun mudur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nifak, burada toplumsal ayrışma ve kamplaşma anlamında kullanılıyor. Bir toplum bir millet farklı etnik kimlik ve inançlardan mürekkep ise, bu toplumu ayrıştırmak ve kamplara bölmek, yani aralarına nifak sokmak zor değildir.

Nifak fidanı en çok düşmanlık, merhametsizlik ve adaletsizlik toprağını sever. Bu üç mineral toplum toprağında bolca bulunuyor ise, burada nifak ve şikak kaçınılmazdır. Öyle ise bu nifak fidanını kurutmak ve kökünü kesmek için barış ve merhametin hakim olmasını; imtiyazın kaldırılıp, adalet ve eşitlik kavramlarının ön plana çıkmasını temin etmek lazımdır.

Mesela, Türkiye’mizde birçok etnik kimlik ve inanç gurupları vardır. Şayet bu etnik kimlik ve inançlardan birisine imtiyaz verilip diğerleri dışlanır ve hakir görülür ise, nifak kaçınılmazdır.

Türkiye’nin milli reçetesi, toplumsal barış, umumi olarak her etnik ve inanç kimliklerinin birbirlerine merhamet ve hoşgörü içinde olması ve belli kimliklere gösterilen imtiyazın kaldırılıp, yerine eşitlik ve adaletin esas alndığı vatandaşlık kavramının tesis edilmesidir.

"Herkesin bir fikri var. İşte sulh-u umumî, aff-ı umumî ve ref-i imtiyaz lâzım. Tâ ki, biri bir imtiyaz ile başkasına haşerat nazarıyla bakmakla nifak çıkmasın. Fahr olmasın, derim: Biz ki hakikî Müslümanız; aldanırız, fakat aldatmayız. Bir hayat için yalana tenezzül etmeyiz."(1)

Konunun siyak ve sibakına dikkat ettiğimizde; buradaki affın farklı olduğunu görüyoruz. Osmanlı dönemindeki Otuz Bir Mart hadisesi büyük bir toplumsal çalkantıya ve fitneye sebebiyet vermiş ve insanlar arasındaki kardeşlik ve barış bağları kopmaya yüz tutmuştur. Üstad Hazretleri bu bağların tekrar kuvvet kazanması ve birliğin sağlanması için taraflar arasında umumi bir barış ve affın tesis edilip imtiyazların kaldırılması gerektiğine vurgu yapıyor. Yoksa cani ve katillerin affedilmesi kastedilmiyor. Çünkü şeriatı iyi bilen Üstadımız, devletin kamu hakları dediğimiz haklarından vazgeçebileceğini, fakat kişisel haklar dediğimiz kul haklarını affedemeyeceğinin farkını ayırt edebileceğine kanaatimiz tam olup, Risale-i Nurların çoğu yerleri buna şahittir.

(1) bk. Divan-ı Harb-i Örfî, İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...