"Amma cihad-ı haricîyi şeriat-ı garrânın berahin-i kàtıasının elmas kılınçlarına havale edeceğiz." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Amma cihad-ı haricîyi şeriat-ı garrânın berahin-i kàtıasının elmas kılınçlarına havale edeceğiz. Zira medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yoktur."(1)

İslamiyet'te cihat iki şekilde tarif edilir ve yapılmıştır.

Birincisi: Manevi cihattır ki herkesin önce kendi nefsini terbiye edip daha sonra başkalarına ahlak ve fazilet açısından tebliğ merkezli faydalı olmasıdır. Hasımlarla ve düşmanlarla siyaset sulh üzerinden gitmiştir. Peygamber Efendimiz (asm)'den itibaren tebliğ merkezli ve güzel örnek olarak haliyle islamı yaşayıp başkalarına numune-i imtisal olma şekli zamanımıza kadar gelmiştir. Davayı yaymanın bel kemiği ve omurgası bu tarz faaliyet ve muamelattır. Bu sebepten dolayı İslamiyet savaş ve muharebe şartlarında değil; sulh ve barış ortamında gelişmiştir. Bunun örneği Hudeybiye anlaşması, Moğolların bir kısmının Müslüman olması, bizim ceddimizin yani Türklerin atalarının Araplardan görmüş olduğu güzel İslami ahlakla top yekûn dine girmiş olmalarıdır. Muazzez Üstadımız bu hakikati bir cümle ile şöyle ifade etmiştir:

“Bizler doğru İslamiyet’i ve İslamiyet’e layık doğruluğu eğer efalimizle izhar edebilsek; sair din mensupları grup grup İslam’a gireceklerdir.”(2)

Bir Müslümanın yapacağı en güzel ve en önemli fütuhat ve cihat budur. Yani cihad-ı manevidir. Yani dinin elmas kılınca benzeyen, kati ve mukni burhanları ile davayı muhataplara anlatmaktır. Yani kalpleri ve gönülleri fethetmektir, kalıpları değil. Yani bir doktorun yaptığı gibi hasta ile değil, hastalıkla mücadele etmektir. İslamiyet’te buna müspet hareket denir.

Maddi mücadele ve silahla mukabele ise; mütecavizleri durdurmak, fitneyi ortadan kaldırmak ve zulmü engellemek için mecburi olarak başvurulan bir muameledir. Bu da her zaman olmayabilir. Zira bu muvakkat olup geçicidir. Manevi cihat devamlı olup kıyamete kadardır.

Maddi mücadele İslamiyet’te birinci derecede müdafaa harbi olarak değerlendirilmiştir. “Dinde zorlama yoktur...” (Bakara, 2/256) ayet-i kerimesi bize bunu öğretmektedir.

Muazzez Üstadımız beşerin ahir zamanda malikiyet dönemini yaşayacağını, devletlerin ve milletlerin harbinin yerine sınıflar arası mücadelenin başlayacağını ifade etmektedir. Bunu daha dehşetli bulmaktadır. Zira bu mücadele ırk, coğrafya, cinsiyet, zaman ve mekan fark etmeksizin umumi bir mücadeledir. Bu mücadelenin en tepesinde iman ve küfür davası vardır. Bu dava tabana doğru değişik isim, vasıf ve şekilde yansıyabilir. Ama esası imanla küfrün kavgasıdır.

Malikiyet döneminde beşeriyet; vahşetten ve cehaletten uzaklaşıp medeniyet seviyelerine yaklaştığından hürriyet hareketleri ile kemale doğru gittiğinden, bilimsel gerçekler ve insan unsuru öne çıktığından; bu şartlarda en müessir mücadele şekli delil ve burhanlarla İslamiyet’i savunmak ve anlatmaktır. Zira medenilere galebe çalmak ikna iledir. Söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz, husumetle değil müspet bir yaklaşımla davamızda muvaffak olabiliriz.

Asrımız, fikir, düşünce ve ilim asrı olduğundan; davasını doğru ifade eden kazanacaktır. Her şey ilme ve fenne, belagat ve burhana dökülecektir.

Dolayısıyla harici düşmanlarımız eski vahşet ve bedeviyetlerini terk ettiğinden berahin-i katıa dediğimiz fikir ve düşünce ile onları mağlup edebiliriz.

Çünkü dahilde olsun hariçte olsun maddi mücadele artık demode olmuş kullanım tarihi geçmiştir.

Fikir ve düşünceler internet sistemi ile hiçbir set ve engel tanımadan insanların kalp ve gönüllerine ve mahsusen akıllarına hitap etmektedir.

İşte üstadımız basireti ile bu asrın ilcaatını tespit etmiştir. Ehl-i imanın elinde; harici düşmanlarına karşı elmas kılınç diye ifade ettiği, kuvvetli ve açık burhan ve deliller manzumesi olan Risale-i Nur mihraklı manevi cihat ön almıştır.

Dolayısıyla bir Müslüman bu cihazlarla donandı mı dahilde ve hariçte inşallah hasmına mağlup olmaz ve fütühat kapıları bu sayede onlara açılır.

Dipnotlar:

(1) bk. Divan-ı Harb-i Örfi, Hakikat.
(2) bk. Münazarat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...