"İzdivaçtaki hikmet, yalnız kaza-yı şehvet olsa, taaddüt bilakis, olmalı... İzdivacın hikmeti ve gayesi, tenasüldür." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, eğer izdivaçtaki hikmet, yalnız kaza-yı şehvet olsa, taaddüt bilakis, olmalı. Hâlbuki, hatta bütün hayvanatın şehadetiyle ve izdivac eden nebatatın tasdikiyle sabittir ki, izdivacın hikmeti ve gayesi, tenasüldür. Kaza-yı şehvet lezzeti ise, o vazifeyi gördürmek için rahmet tarafından verilen bir ücret-i cüz’iyedir. Madem hikmeten, hakikaten, izdivaç nesil içindir, nevin bekası içindir, elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede yese düşen bir kadın, ekseri vakitte ta yüz seneye kadar kabil-i telkih bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur." (Sözler, 25. Söz, Üçüncü Şua, İkinci Cilve)
Evlenmenin tek gayesi şehvetin tatmin edilmesi olsa idi, çok evlenmeye gerek olmaz bir eş de yeterli olurdu. Ama evlenmenin asıl maksadı neslin devamı ve çoğalması ise, o zaman bir kadın yetersiz kalabiliyor, bu yüzden İslam çok evliliğe ruhsat veriyor. Çünkü erkek için çoğalma açısından bir kısıtlama bulunmuyor.
Şehvet lezzeti neslin çoğalmasına yardım eden bir dinamiktir. Şehveti evliliğin merkezine koymak ve bütün gayeyi ona hasretmek hayvanlıktan başka bir şey değildir.
Cümlesinde ise, sanki nefsine mağlup olup ve tek evliliğe de mahkûm olan Batı'nın nesil için olmasa da şehvetin tatmini için arayışlara girip fahişehaneleri kabul etmesi, ilk cümleyle çelişki oluşturmaktadır. Oysa burada hem nesil için arayış içerisinde olan kişiler, hem de kaza-yı şehvet noktasında eşiyle iktifa etmeyen ve yeni arayışlara giren kişiler kast edilmektedir. Burada asıl vurgulanmak istenen husus, tek evliliğin hem nesli çoğaltmak açısından sıkıntılı olduğu ve hem de nefsine mağlup olan insanları yeni arayışlara ittiği hakikatidir.
İkinci Bir Cevap:
Burada çok eşliliği şehvetten ibaret görenlere Nurlar fıtratın dersiyle bir hakikat dersi veriyor. Şöyle ki:
Öncelikle kâinatta olan izdivaçların gayesi aslında neslin devam etmesidir. Bunu hayvanlar ve bitkiler yüzünde okuyoruz. Ancak tek eşlilik buna mani olabilir ve evliliğin asıl gayesini tehlikeye düşürebilir.
Mesela, evlendiğiniz hanımınız kısır ve siz de gayet fıtrî bir taleple çocuk sahibi olmak istiyorsunuz. Mimsiz medeniyete göre hanımınızı boşayıp yeni bir hanım almak zorundasınız. Malum bu öyle kolay bir yol değildir. İslam ise ilk hanımınızı muhafaza etmek ile ikinci bir hanım almanıza kolaylık sağlıyor. Belki çocuğu olamayan hanımınız bile sizin yeni hanımınızdan doğacak çocuklardan istifade eder. Yani o çocuklar babalarına hürmetle onun hanımı olan üvey annelerine de hürmet ederler.
Ayrıca erkek nesil bakımından aşılama kabiliyetinin hanıma göre farklıdır. Yani bir erkek hanımının özel hâlleri dolayısıyla müsait olmadığı zamanlarda dahi bu kabiliyeti ile neslin artmasına hizmet edebilir. Böyle durumlar erkeklerin de kendilerine özel durumların anlaşılması gerektiğini ifade eder. Fuhuşa müracaaat yerine helal olan eşi ile beraber olması elbette tek eşe zorlanmasından çok daha iyidir. Böyle bir zorlama olmasına rağmen, mimsiz medeniyetinin fahişehanelere mâni olamaması da meselenin sosyal boyutunu çözümlemede yetersiz kaldığını açıkça ifade eder. Risale-i Nur'un burada verdiği fıtrat dersi münzel şeriatın anlaşılmasında bizlere ne kadar yardımcıdır.
Yine erkek fıtratına baktığımızda eğer meseleyi sadece şehvet açısından ele alacaksak, "çok eşlilik ihtiyaca binaen olabilir" diyen Müslümanlara sapık nitelemesi yapan, ancak kendi sapıklıklarını gideremeyenlere ve göremeyenlere çok net bir cevaptır. Bazı meşhur şahısların "Benim şu anda kaç çocuğum olduğunu bilmiyorum." ifadesi ve itirafı, aslında Batı'nın ne kadar kokuşmuş ve bozulmuş bir yola girdiğinin en bariz bir nişanesidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"İzdivac eden nebâtât"ı açar mısınız?
Bitkiler de diğer canlılar gibi dişi ve erkeğin izdivacı yani birleşmesi ile üreyip çoğalırlar. İzdivacı sadece kadın ile erkeğin cinsel birleşmesi olarak görmemeliyiz. İzdivacın bir çok şekli ve çeşidi mevcuttur.
Bitkiler de bütün öteki canlılar gibi varlıklarını kendilerinden sonra gelenlere devam ettirmek için ürerler. Bitkilerin üreme ve çoğalma şekli hayvan ve insanlardan biraz daha farklı da olsa nihayetinde erkek ve dişi izdivacı ile olmaktadır.
Sa, 'İzdivaçtaki hikmet, yalnız kaza-yı şehvet olsa, taaddüt bilakis, olmalı.' Bu ifade de biraz kapalilik var; benim anladigim, evliligin hikmeti kazay-i sehvet icin olsa, birden fazla evlilik bilakis olmali, uygulanmali tarzinda. Cunku buradaki 'bilakis' kelimesi anlami pekistirmek icin ve de Osmanlicadaki delaleti ile kullaniliyor, Arapca'daki tam aksina anlaminda degil; yani 'Eger soyle ise o, bilakis olmali' deyince anlasilan mana musbet oluyor. 'Bilakis' kelimesinin cok muhtelif kullanimlari var:
https://nasil.yazilir.com.tr/bilakis-nasil-yazilir/#7_Zit_anlamlari_belirtmek_icin_kullanimi
"Evlenmenin tek gayesi şehvetin tatmin edilmesi olsa idi, çok evlenmeye gerek olmaz bir eş de yeterli olurdu. " diyorsunuz ama risalelerde "izdivaçtaki hikmet yalnız kaza-yı şehvet olsa, taaddüt bilakis olmalı." diyor.
Bu iki ifade birbirine zıt görünüyor. Zira bu risale ifadesinde anladığım, şehvet giderme açısından dahi olsa çok evlilik olmalıdır.
Siz ise şehvet giderilmesi için tek eş yeterli olurdu diyorsunuz. Zira kadının özel durumlarında erkeğin şehveti kabarabileceğinden tek eş yeterli olmazdı.
İzah eder misiniz?
"Evlenmenin tek gayesi şehvetin tatmin edilmesi olsa idi, çok evlenmeye gerek olmaz bir eş de yeterli olurdu. "
Ama normal durumda çok evlenenlerin çoğu(çok evlilik yasal olursa tabiki) nefsine hakim olamadığı için evlenmiyor mu? Yoksa Üstadın dediği gibi 'medeniyet fahişehaneleri kabul etmeye mecbur kalır.' Tabiki tek eşlilik genel, çok eşlilik azınlık bir durum. İnsan nefsine baktığımızda, neslin çoğalması için değil de harama girmemek için bunu gerçekleştiriyor, gibi anlıyorum.
Tabiki çoğalmak gayesiyle yapanlarda var, o ayrıdır. Savaşlar bunun açık örneğidir. Veya dul kadınları koruma vs. vs.