Kâinatta ibadat-ı umumiye sonsuzdur. Üstadımız Dokuzuncu Pencere'de küllîsinden cüzîsine doğru geniş ve şümullü bir tasnif yapmaktadır. Bu tasnifi esas alarak, izahını yapar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri bu Pencere’de "Kâinattaki ibâdât-ı umumiye, bilbedâhe bir Mâbud-u Mutlakı gösteriyor." buyurduktan sonra, bu ibadetleri üç ana grup olarak tasnif ediyor:

Birincisi, ruhani ve melaikelerin kemal-i imtisal ile ubudiyetleri.

İkincisi, bütün zihayatların kemal-i intizamla ubudiyetkârane vazifeler görmeleri.

Üçüncüsü, insan nevinin ibadetleri. Bu maddede arifler, şâkirler, zâkirler, hâmidler, muvahhidler, muhibler, mürîdler ve münibler kaydedilerek, bu taifeler en önemli özellikleriyle tavsif ediliyorlar; ariflerin hakikatli marifetleri ifadesinde marifetin öne çıkarılması gibi.

Bu taifeler yaptıkları ibadette öne çıkan hâkim meziyetleriyle böyle farklı isimler almakla birlikte, şu noktanın da ehemmiyetle dikkate alınması gerekiyor. Bir mümin, hem ariftir, hem zâkirdir, hem muvahhiddir… Ancak, mesela zâkirler taifesinde zikir ibadeti daha ziyade yapılmakta ve bu taife, öncelikle, bu ibadetleriyle anılmaktadır.

Bilindiği gibi, Cenab-ı Hakk’ın fiilî isimleri sonsuzdur. Mahlukat âleminde icra edilen her farklı fiil, bir ismin tecellisini netice vermektedir. Terzik (rızıklandırma) fiilinden Rezzâk isminin, ihya (hayat verme) fiilinden Muhyi isminin, imate (ölümü verme) fiilinden Mümit isminin, tasvir ve tezyin fiillerinden Musavvir ve Müzeyyin isimlerinin tecelli etmeleri gibi.

Aynı mana bu farklı taifelerin değişik ibadetleri için de söz konusudur. Allah, Maruf’tur (bilinen, tanınan); marifet ehli onu tanıma vadisinde manen terakki ederler. Allah Meşkûr’dur (şükredilen); şakirler ancak ona şükrederler, Allah, Mezkûr’dur (zikredilen) zakirler onu daima zikrederler...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...