Kâinatta tevhid delilleri ayan-beyan görülmeye başlandığı hâlde, pek çok bilim adamı niçin hâlâ imandan mahrum yaşıyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İslam dininde ilim öğrenmek farzdır. Kur'ânın birçok âyeti, ilim tahsil etmeyi (Zümer, 39/9), okumayı, düşünmeyi, akıl erdirmeyi, tefekkür etmeyi ve bildiklerimizi yaşamayı (Fâtır, 35/28), öğrendiklerimizi başkalarıyla paylaşıp öğretmeyi (Bakara, 2/283) teşvik eder, tavsiye ve emreder. Hiç şüphesiz ilmin başı, esası ve temeli Allah'ı bilmektir.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm.) şöyle buyurdu:

“Allah'ı bilerek yapılan az amel fayda verir. Fakat Allah'ı bilmeden yapılan çok amel fayda sağlamaz.”(Gazzâlî, İhyâ, 1/23)

Sorduğunuz suale cevap verebilmek için, en evvel bazı tariflere açıklık getirmek gerekir.

Bilim adamları kâinattaki fenleri bilmeye ve anlamaya çalışmaktadırlar. Sadece müsbet ilimler ile meşgul olmak ve o sahada ilerlemek insanı saadete götürmez. Batı medeniyeti teknik sahada son derece ilerlemesine rağmen insanların huzur ve saadetlerini sağlama konusunda aynı başarıyı gösterememiştir.

“Her şeyi maddede arayanların, akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür.”

Hakiki terakki hem maddî hem de manevî ilimlerin beraber yürütülmesine bağlıdır. Sadece maddî sahada veya yalnız manevî sahada terakki kâfi değildir.

“Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit; birincisinde taassub, ikincisinde hile, şübhe tevellüd eder.” (Münazarat)

Üstad Hazretleri; “Bütün ulûm-u hakikiyyenin esası ve nuru ve ruhu marifetullahdır.”(Sözler) derken, hakiki ilmin Allah'a ulaştıran ilim olduğunu veciz bir şekilde ortaya koymaktadır.

“Yaratan Rabbinin ismiyle oku!” emriyle Allah Resulüne (asm.) ve onun şahsında da bütün ümmetine marifet sahasında mesafeler kat etme emri verilmiş. Kendini ve kâinat kitabını doğru okumayanların marifetten hisse almaları ve Allah'ı bilmeleri mümkün değildir. Kâinatı Allah namına okumayan ve Allah'ı tasdik etmeyen bilim adamlarının elde ettikleri bilgiler, ne kadar derin olursa olsun yine de marifete ulaştırmaz. Çünkü tesadüfe ve tabiata verilen fiiller, netice itibariyle çirkin ve abes olur.

"Ey insan! İnsan isen, şu güzel işlere, tabiatı, tesadüfü, abesiyeti, dalaleti karıştırma; çirkin etme, çirkin yapma, çirkin olma." (Sözler)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 8.981
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...