"Kısa bir ömürde sonsuz cehennem azabı nasıl adalet olur?" sorusuna Üstadımızdan başka cevap veren olmuş muydu (İmam Azam, İmam Gazali gibi...), bu konu geçmişte gündeme gelmiş miydi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her dönemin kendine has şartları ve fikri bir altyapısı vardır. Bahsedilen zatların dönemlerinde fen ve felsefeden gelen bu gibi soruların sorulmasına zemin ve şartlar elverişli değildi. Zira o dönemlerde iman tam, ibadetler ise genel itibari ile yapılmakta idi. O dönem insanları, daha çok fıkha dair meseleler üzerinde durmuşlar ve onlar üstünde kafa yormuşlar. Alemlerine böyle felsefi soru ve şüpheler pek uğramamış, bu yüzden ehil olan alimler de eserlerinde o gibi konuları yazmamışlar.

Tabiri yerinde ise arz talep meselesi, o dönemlerde böyle talepler olmayınca ehil olan zatlar da arzda bulunmamışlar. Yoksa o zatlar bu konular hususunda kafa yormamışlar, demek yanlış olur.

Bu zamanda şartlar değişip fen ve felsefe inkişaf edince, bu gibi akli sorular talep edilir bir şekle gelmiştir. Talep ortaya çıkınca Allah bu talepleri karşılamak için arzda bulunacak, yani böyle şekli ve şüpheli soruları halledecek Bediüzzaman gibi zatları ümmetin imdadına göndermiştir.

Kış mevsiminde narenciye tüketilirken, yaz mevsiminde bol solu meyve ve sebzeler tüketilir; elbette inkarcı bir asrın tüketeceği şeyler fıkhın ayrıntıları değil, imanın esasına ve köküne dair konulardır. O dönemde de imanın esası kavi olduğu için, teveccüh fıkhın ve ibadetlerin ayrıntıları ve teferruat kısmı olmuştur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

NurMuhammed

İmam-ı Gazali zamanında felsefi konular bolca işlenmiş hatta İmam-ı Gazali de bu feylesofların fikirlerini tetkik etmiş ve eserlerinde bu feylesoflara -İbn-i Sina da dahil- vahyin ışığında çok sert cevaplar vermiş bundan dolayı 

"Alemlerine böyle felsefi soru ve şüpheler pek uğramamış, bu yüzden ehil olan alimler de eserlerinde o gibi konuları yazmamışlar.

Tabiri yerinde ise arz talep meselesi, o dönemlerde böyle talepler olmayınca..."

cümlelerinin tashih edilmesi gerekiyor bence. Bu dehşetli sorular o zamanla da var ama elbette ki şimdiki kadar umumi değildi çünkü İslam ülkeleri hep şeriatla yönetiliyordu ve bu sorularin Ümmet içine girmesine şeriat kılıncı müsaade etmiyordu lâkin sonrasında şeriat kaldırılinca bin senedir biriken bu sorular İslam içine girmeye yol buldu    ""Ve madem bin seneden beri iman ve Kur'an aleyhinde teraküm eden Avrupa feylesoflarının itirazları ve şübheleri yol bulup ehl-i imana hücum ediyor. Ve bir saadet-i ebediyenin ve bir hayat-ı bâkiyenin ve bir Cennet-i daimenin anahtarı, medarı, esası olan erkân-ı imaniyeyi sarsmak istiyorlar. 
Ayet-ül Kübra - 145"" Elhamdulillah Cenab-ı Hak da Üstadı ve Risaleleri gönderdi imdadımıza.

Lâkin bu soru o zamanlar sorulmuş mu vevap verilmiş mi bilemiyorum. Bildimiz bir şey varsa o da Editörün de ifade ettiği gibi ""Risale-i Nur, yüze yakın din tılsımlarını ve hakaik-i Kur'aniyenin muammalarını hall ve keşfetmiştir ki; her bir tılsımın bilinmemesinden çok insanlar şübehata ve şükûke düşüp, tereddüdlerden kurtulamayıp, bazan imanını kaybederdi. Şimdi bütün dinsizler toplansalar, o tılsımların keşfinden sonra galebe edemezler. 
Kastamonu - 209""

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...