Kur’an-ı Kerim'de geçen “kıyamet yakındır” hükmü gibi, diğer kütüb-ü münzelede ve suhuf-u semaviyede buna mümasil ayetler mevcut mudur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yahudilik temelde Hz. Musa’nın (as) tebliğlerine ve Tevrat gibi büyük bir ilahi kitaba dayanmasına rağmen, ahiret hayatına çok az yer vermiştir. Hatta bu durum bazı âlimleri, Yahudilik'te ahiret inancının bulunmadığı kanaatine götürmüştür.

Günümüzdeki Tevrat'ın ilk beş sifrinde ahirete dair hemen hemen hiçbir işaret bulunmazken, daha sonraki, diğer peygamberlere nisbet edilen sifirlerde ahiret hayatına, cennet ve cehenneme icmalen de olsa yer verildiği görülmektedir.

Tevrat'ı teşkil eden ilk beş sifirde pek çok araştırmacının da dediği gibi, ahiret hayatının hiç yer almaması, ilahî bir kitap için kabulü mümkün olmayan bir durumdur.

Tevrat'ın muhtevasından bahseden Kur’an-ı Kerim ayetlerine müracaat ettiğimizde, Tevrat'ın her şeyi tafsil eden bir kitap olarak tavsif edildiğini görüyoruz:

"Sonra, iyilikte bulunanlara nimetimizi tamamlamak, her şeyi tafsil etmek (açıklamak), hidayet ve rahmet maksadıyla Musa'ya Kitab'ı verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler." (En'am, 6/154),

"Nasihat ve her şeyin açıklamasına dair ne varsa, Musa için levhalarda yazdık. Onları kuvvetle tut, kavmine de en güzel bir şekilde almalarını emret. Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim." (A'raf, 7/145)

Hiç şüphesiz bu tafsil edilen şeylerin başlıcalarından biri de ahiretle alakalı meselelerdir. Nitekim, birinci ayetin sonundaki, "Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına imân ederler." ifâdesiyle Hz. Musa’ya (as) Tevrat'ın indilişinin en mühim gayesinin ahirete iman olduğu bildirildiği gibi, ikinci ayetin sonundaki "Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim." ifadesiyle de kâfirlerin akibetinin cehennem olduğu bildirilmiş ve bunun yakın olduğuna dikkat çekilmiştir.

Başka ayetlerde, Hz. Musa'ya vahyolunan şeyler arasında kıyamet ve ahiretle alakalı meselelerin de bulunduğunu görüyoruz. Bir ayette Hz. Musa'ya hitaben şöyle buyuruluyor:

"Kıyamet günü mutlaka gelecektir, neredeyse onu gizleyeceğim, ta ki, her nefis peşine koştuğu şeyin karşılığını görsün." (Tâhâ, 20/15)

Burada kıyametin gizli olduğu ifade edilmektedir.

Bir başka ayette ise, Hz. Musa ve Hz. Harun’a hitaben şöyle buyurulur:

"Şüphesiz, bize vahyolundu ki, azap, peygamberleri yalanlayanlara ve onlardan yüz çevirenleredir." (Tâhâ, 20/48).

Kur’ân-ı Kerim'in bildirdiğine göre, Hz. İsa (as) daha beşikte bir bebek iken, yeniden dirilişi haber vermiştir:

"Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabrimden çıkarılacağım gün bana selam olsun." (Meryem, 19/33).

Hristiyanlar'ın Hz. İsa’ya (as) uluhiyet nisbet etmelerinin yanında, onun kıyamet saatini bilmediğini söylemeleri garip bir durumdur. Hatta İncil müfessirlerinden birisinin ifadesiyle, Mesih ilah olması hasebiyle kıyamet vaktini tayin etmiş fakat insan olması itibariyle de vaktini bilmemektedir!..(1)

İncillerde ruhla beraber bedenin diriltilmesine, cennet ve cehennemin maddi yönlerine de yer verilmiştir.(2)

Ancak, geçmişten günümüze kadar hristiyanlarda hâkim olan görüş, cennette cismanî zevklerin, olmadığıdır.(3)

Dipnotlar:

1) Ebû Ataillah, s. 117 (el-Kenzu'l-Celîl fî Tefsiri İncil, I, 464'den).
2) Matta, X, 28; XIII, 43; Markos, IX, 43-48; Luka, XVI, 24; Yuhanna, Vahiy, XXI, 8.
3) Ebû Ataillah, s. 376; La Vie Après La Mort Dans Les Croyances de L'humanite, Paris, 1936, s. 172.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...