Block title
Block content

Üçüncü Dal, Sekizinci Asıl

İçerikler

  1. "Eğer vakti taayyün etseydi, bütün kurûn-u ûlâ ve vustâ gaflet-i mutlakaya dalacak idiler ve kurûn-u uhrâ dehşette kalacaktı." cümlesini izah eder misiniz?

  2. "Kıyamet dünyanın ecelidir. Dünyanın ömrüne nisbeten bin veya iki bin sene, bir seneye nisbetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Saat-i kıyamet yalnız insaniyetin eceli değil ki, onun ömrüne nisbet edilip baîd görülsün. İşte bunun içindir ki, Hakîm-i Mutlak, kıyameti, Mugayyebât-ı Hamseden olarak ilminde saklıyor." İzah?

  3. "Saat-i icâbe-i duayı Cuma gününde..." Madem her duaya cevap var, cumaya mahsus neden böyle bir saat var? Bu saatteki dualar direkt kabul ediliyor mu?

  4. Bazı ibadetlerin sevapları ve bazı günahların azabının gizli olmasının hikmeti nedir?

  5. Cenab-ı Hakk’ın çok mühim şeyleri kesretli eşya içerisinde saklaması sekizinci asılda nazara verilen örnekler için midir, bu anlamda saklanılan başka şeyler var mıdır, birkaç örnek verebilir misiniz? Yani bu kaide külli bir kaide midir, böyle mi anlamalıyız?

  6. İbadetlerin faydalarını bilmek, nefsimiz tembellik yaptığında şevke getirmek için iyi olabilir mi, bu ihlası bozmaz mı? Bu konuya Risale-i Nur penceresinden nasıl bakabiliriz?

  7. Kıyamet mugayyebatı hamseden sayılıyor; diğer dördü nedir? Madem mugayyebatı hamsedendir, Muazzez Üstadımızın kıyametle alakalı tespitlerini nasıl anlamalıyız?

  8. Kur'an'daki “kıyamet yakındır” hükmüne, alemin kıyameti nokta-i nazarından bakılsa yüzlerce yıl geçmesi yakınlığına halel vermez. Ancak her asırda gelenler bu hükmün kendilerine de yakın olduğunu nasıl anlayabilmişlerdir?

  9. Kur'an-ı Kerim'de geçen “kıyamet yakındır” hükmü gibi, diğer kütübü münzelede ve suhufu semaviyede buna mümasil âyetler mevcut mudur?

  10. Şu insan-ı ekber olan dünyanın eceli taayyün etmemiş midir? Nasıl bir müphemiyet var ki her asır kendisini kıyamete yakın hissetmiştir. Bununla ilgili birkaç misal verebilir misiniz?

  11. Ümid ve korku ortasında olmanın oranı ne olmalıdır? Yüzde kaç ümit, yüzde kaç korku olmalıdır? Risalelerde bu konuda bir bilgi var mıdır?

  12. "...bir vahyin hükmüyle değildir ki, hakikatten uzak olsun. İllet ayrıdır, hikmet ayrıdır." Buradaki "İllet ayrıdır, hikmet ayrıdır." cümlesinin konuyla irtibatını anlamadm, yardımcı olur musunuz?

  13. "Hem şu sırdandır ki, Mehdî, Süfyan gibi âhir zamanda gelecek eşhasları, çok zaman evvel, hattâ Tâbiîn zamanında onları beklemişler, yetişmek emelinde bulunmuşlar." Üstad'ın bu ifadelerini destekleyen kaynaklar nelerdir acaba?..

  14. "Sahabelerin fikirleri, niçin bin sene hakikatten uzak olarak fikirleri düşmüş gibi, istikbal-i dünyevîde bin dört yüz sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib zannetmişler?" ifadesini izah eder misiniz? Kıyamet tarihine işaret mi var? Neden "1.400 sene sonra gelecek bir hakikat", ifadesi kullanılmıştır?

  15. "Tâbiîn zamanında onları beklemişler, yetişmek emelinde bulunmuşlar." Tabiin sahabeyi görmüş, mehdiyi neden görmek istesin, mehdi sahabeden üstün mü?

  16. "Yoksa vuku-u muayyene dair bir vahyin hükmüyle değildir ki hakikatten uzak olsun." cümlesini izah eder misiniz?

  17. Asr-ı saadetin dahi kıyametten korkmasını nasıl anlamalıyız? O zaman da kendilerine yakın hissettikleri kıyametin bir iki delil ve bürhanı var mıdır?

  18. Her asrın mehdi manasına veya süfyan, deccal mana muhtevasına muhtaç olması, nasıl bir "ümitle yeis dengesi" oluşturmaktadır?

  19. Mehdi ve Mesih'in Gönderilmesinin Hikmeti Nedir?

  20. Sahabelerin, asırlar sonra vukua gelecek kıyametin şartlarından bazılarını müşahede edip kendilerine çok yakın telakki etmelerinin hikmetini, Üstadımız nazara verirken “Kıyameti bekleyiniz, intizar ediniz.” hadis-i şerifinin burada bir "illet cephesi" bir de "hikmet-i ibham cephesi" nazara verilmektedir. Bu mevzunun biraz daha açılımını yapar mısınız?

  21. Tabiin zamanında; ahir zamanın alametlerinden olan mehdi, süfyan gibi eşhası bekleme emeli hatta bazı ehli velayetin “Onlar geçmiş.” demeleri çok garip gelmiyor mu?

  22. "Âlem-i küfrün en kesâfetlisi olan şimâlde tabiiyyunun fikr-i küfrîsinden süzülen bir cereyân-ı azîmin başına geçecek..." Deccal hakkında mezkur meseleyi çok iyi anlayabiliyoruz. Fakat bundan evvelki asırlarda kıyamet alametinden korkan Müslümanlar buna mümasil nasıl bir zuhurat ve vukuatla karşılaşmışlar ki kendilerini kıyametin dehşetinden muhafazaya çalışmışlar ve titremişlerdir?

  23. "Deccal dahi çıktığı zaman çokları, hatta kendisi de bidayeten deccal olduğunu bilmez." deniliyor. Acaba "bidayeten" denmesi, sonradan kendini bildiği anlamına mı geliyor ve bu tüm deccaller için mi böyle? Eğer biliyorsa buna nasıl devam edebilir?

  24. "Şimdi, Mehdî gibi eşhâsın hakkındaki rivâyâtın ihtilâfâtı ve sırrı şudur ki,.." Bu paragraf zamanımızda yanlış anlaşılabilen bazı nakillere ışık tutan önemli bir hakikattir. Hatta seferilik mevzu dahi bu mana ve muhtevayla asrın ihtiyacına binaen daha rahat çözülebilir. Dolayısıyla bu paragrafın teferruatlı izahını yapabilirseniz, buna mümasil ihtilaflara ışık tutabiliriz?

  25. Üstad bir yerde; "Hz. Mehdi'yi herkes göremeyecek. Ancak imanın nuruyla tanınabilecek." diyor. Acaba buradaki iman nuru, ne oluyor? Yani imanlı olan tüm mü'minler göremeyeck mi?

  26. "Mevsimi geldiği vakit, aynı o taife, medeniyet-i beşeriyeyi hercümerc edecekler. Fakat onların muharrikleri başka bir surette tezahür eder..." İzah eder misiniz?

  27. Mançur ve Moğolların fesatlarının, çekirge afeti gibi neslen devam etmesini nasıl anlamalıyız?

  28. Ye'cüc ve Me'cüc meselesi, Külliyat'ın birçok yerinde nazara verilmektedir. Asrımızı ilgilendiren bu meseleyi Risale-i Nur’un ışığı altında, en doğru anlaşılabilecek bir şekilde izah eder misiniz?

Yükleniyor...