"Kütüb-ü sâlifenin ittifak ettikleri noktalarda muvafakat etmiştir. İhtilâf ettikleri bahislerde, musahhihâne, hakikat-i vakıayı faslediyor." İzah eder misiniz?

Soru Detayı
Bu ifadelere Kur'an'dan örnek var mıdır? Kur'an'ın, Tevrat ve İncil gibi kitaplarla ittifak halinde olması gerekmez mi?
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur'an-ı Hakim, geçmiş semavî kitapların bozulmamış, tahrife uğramamış esas ve hak olan kısımlarını tasdik ediyor, onları doğruluyor ve ispat ediyor. Tahrif edilmiş, bozulmuş olan kısımlarını ise doğrusunu göstererek düzeltiyor.

Mesela, İncil’de ve Tevrat’ta var olan, Allah’a iman, cennet ve cehenneme iman, meleklere iman gibi iman esaslarını daha ikna edici ve açık olarak teyit ve tespit ederken. aynı zamanda, papazlar tarafından İncil’e sokuşturulmuş: “Mesih İsa Allah’ın oğludur”, "rahiplerin günah çıkarması", "melekler Allah'ın kızlarıdır," gibi sapık fikirleri de reddedip düzeltiyor.

- Yine Hazret-i İsa'nın (a.s.) Yahudiler tarafından katledilmeyip, göğe yükseltildiğini ifade ederek, hâdisenin gerçek boyutunu gösteriyor.

- Tevrat’ta peygamberlere olan iftira ve asılsız yakıştırmaları reddedip, onları temize çıkarıp, hakiki liyakatini veriyor.

- Daha buna benzer birçok, yanlış ve dinin aslına yakışmayan iftiraları Kur’an düzeltip, temizliyor. İncil ve Tevrat'ta da kabul edilen imanın esasını ve rükünlerini de daha ikna edici ve keskin bir üslup ve isbat ile onları teyid edip insanlığa ders veriyor.

İmanın altı rüknü ve ibadetlerin bazı temel konuların Kur’an, Tevrat ve İncil ile ittifak içindedir ve onlara muvafakat etmiştir. Tevrat ve İncil de aynı Kur’an gibi Allah’ın varlığını, ahireti, melekleri, kaderi, kitaplara imanı, nübüvveti ibadetlerden orucu, duayı, sadakayı kabul etmektedirler.

Mesela oruç hakkında, ayet şu ifadeleri kullanmaktadır:

"Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz."(Bakara, 2/183)

Tevrat ve İncil’in içine sonradan karışmış olan şirk ve hurafeler ise, Kur’an tarafından temizlenip düzeltilmektedir. Teslis inancı, meleklere erkek ve dişiliğin isnat edilmesi, ruhban sınıflarına rububiyet verilmesi, insanın günahkâr doğmasına inanılması gibi birçok hurafe ve şirk unsurları Kur’an tarafından reddedilip tashih edilmiştir.

İncil ve Tevrat’ın tahrif edildikleri ayetle sabittir.

"Ey Resul! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla 'İnandık!..' diyen kimselerden ve Yahudilerden küfür içinde koşuşanlar(in hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler ve sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden kaydırıp değiştirirler." (Maide Suresi, 5/41)

“Onlardan bir grup var ki, Kitâp'ta olmayan bir şeyi, siz Kitâp'dan sanasınız diye dillerini Kitab’a eğip büker (uydurdukları sözleri, vahiymiş gibi göstermek için kelimeleri dillerinde bükerek okur, onları, kitâbın sözlerine benzetmeğe çalışırlar ve: ‘O Allah katındandır.’ derler. Oysa o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.” (Âl-i İmrân Suresi, 3/78)

Kur’an’ın ittifak ettiği noktalar tahrife uğramamış noktalar iken, tashih ettiği noktalar ise tahrife uğramış noktalardır. Kur’an’ın nüzul sebeplerinden birisi de bu tahrif meselesidir. İncil ve Tevrat bozulduğu ve İlahî vasfını kaybettiği için, Allah Kur’an’ı inzal etmiştir.

Üstad Hazretlerinin bu ifadesi Kur’an’ın meseleye olan vukufiyet ve hâkimiyetini gösteriyor. Yani Kur’an Allah’ın kelamıdır ki, eski kitapları hem tasdik ediyor hem de tahrif edilen kısımları tashih ediyor. Hakim ve vakıf olmayan bir kitap bunu yapamaz. Demek Kur’an Allah kelamıdır.

Diğer bir husus ise, şeriatlar zamanın şartlarına ve ilcaatlarına göre tanzim edilmiştir. Hazret-i İsa'nın (as) dönemindeki içtmaî yapı ve bu yapıyı tanzim eden şeriat ile Peygamber Efendimizin (asm) dönemindeki içtimaî yapı ile bu yapıyı tanzim eden şeriat arasında çok farklar vardır. İnsanlık basitten mükemmele doğru tedricî bir şekilde terakki ve tekemmül ettiği için, her dönemin kendine has şartları ve şeriatları vardır. Bu sebeple Allah binlerce peygamberler ve onlara mahsus şeriatlar göndermiştir. Tashihi bu mânâda da anlayabiliriz. Tabiî olarak bu şeriatlar arasındaki farklılıklar esasta değil, teferruattadır. Yani iman ve ibadette değil, içtimaî ve siyasî konulardadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

tilmizz
Allah razı olsun..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...