Block title
Block content

“Melikin atiyelerini, ancak matiyyeleri taşıyabilir.” cümlesinin konuyla irtibatı nedir, açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey ahmak nokta-i sevda! Hâlıkın ef'âli sana nâzır değildir. Ancak Ona bakar. Kâinatı senin hendesen üzerine yapmış değildir. Ve seni hilkat-i âlemde şahit tutmamıştır. İmam-ı Rabbânî'nin (r.a.) dediği gibi: 'Melikin atiyelerini, ancak matiyyeleri taşıyabilir.' "(1)

Atiyye: Kelime olarak hediye, bahşiş, lütuf ve ihsan anlamlarına geliyor. Bu cümledeki manası maksat ve gayelerdir. Yani kainatta hedef ve maksat tutulan şeylerin geneline verilen bir isimdir. Allah’ın kainatta takip ettiği hikmet ve maksatların tamamına atiyye denilir. 

Matiyye: Kelime olarak binek ve yük taşıyan vasıta ve araç demektir. Bu cümledeki ıstılahi manası maksat ve gayelerin altından kalkan, onları anlamlı hale sokan gerekçe ve vasıtalar anlamındadır. Yani Allah’ın kainatta takip ettiği hikmet ve maksatları, ancak yine onun külli nazarı ve külli istifadesi kaldırabilir. Yoksa insanların ve cinlerin cüzi nazarları, kainatın umumunda tecelli eden maksat ve hikmetlere kifayet etmez. O külli gayeler  insanların cüzi istifadesi için değildir.

Kainatta insanın idrak ve ihata edemeyeceği kadar sınırsız hikmet ve gayeler vardır. Bu gaye ve hikmetlerin hepsi de sanatkar ve ustasını gösterip ona işaret ediyor. Bir sanat ve eser, kendi nefsine bir bakıyor ise, sanatkar ve ustasına binler yönle bakıyor.

Mesela; bir resim tablosunda, resim tablosunu oluşturan tahta ve tuval, tablonun nefsi ve kendisi hükmündedir. Bu resim tablosunun boş tuvali ve önemsiz tahtasına bakıp da kimse sergiye gelmez. İnsanları resim sergisine çeken şey; tablonun tuval ve tahtası değildir, üzerindeki resim sanatıdır. Resim sanatındaki bütün incelik ve çizimler de ressama işaret eden levhalar hükmündedir. Demek bir resim tablosu nefsini, yani tuval ve tahtasını bir gösterirken, üzerindeki resim sanatı ile ressamını binler vasfı ile tanıtır.

Aynı şekilde bir çiçeğin maddesi ve dünyaya bakan faydası birkaç iken, sanatkarı olan Allah’a bakan yüz binlerce yönü ve işareti vardır. Yani; çiçek üstündeki her bir nakış ve işleme ile sanatkarını bize tanıtıyor. Mesela; çiçeğin o güzel ve tatlı tebessümünde Allah’ın Muhsin, Cemil, Müzeyyin gibi çok isimleri tecelli ile kendini ilan ediyor. Çiçeğin maddesi değil, üstündeki nakış ve sanatları daha çoktur. Bu da nakış ve sanatlar adedince isimleri akla gösteriyor, zira her nakış ve sanat arkasında bir isim tecelli ediyor.

 Bundan daha da ötesi, çiçeğin üzerindeki nakışlar ve sanatlar faraza bin ise, insanın bu nakış ve sanatlardan istifadesi bir ikiye tesadüf ediyor. Öyle ise geri kalan kısmı Allah’ın külli nazarına bakıp ona hitap ediyor. Burada çiçeklerin üstündeki sayısız tecelli ve nakışlar Allah’ın atiyyeleridir. Bunları bütünü ile ihata edip istifade etmek ise ancak Allah’ın külli nazarıdır ki, Allah’ın bu sonsuz nazarı bu atiyyelere matiyye oluyor. Zira sonsuz tecelli yükünü yine sonsuz bir nazar kaldırabilir.

İmam-ı Rabbani Hazretlerinin bu veciz ifadesi, bu ince sırrı çok güzel özetlediği için, Üstad Hazretleri iktibas yapıyor. Hâlıkın ef'âli sana nâzır değildir. Ancak Ona bakar.” ifadesi ile "Melikin atiyelerini, ancak matiyyeleri taşıyabilir." ifadesi muadildir diyebiliriz.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Katre'nin Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Katrenin Zeyli | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 8244 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...