"Müştehiyat ise, nefisler taraftar olduğundan çabuk sirayet eder." Medya, teknoloji, ahlaksız yayınlar gençlerimizi bozuyor. Gün geçtikçe kötüye gidiyor, böyle mi devam edecek?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yıkmak, bozmak, dağıtmak, kötülük, şer gibi mefhumların hepsinde kolaylık, sirayet etme, çabuk yayılma hususiyetleri bulunuyor. Lakin kâinatın tedbir ve terbiyesi Allah’ın elindedir. Bunlar kendi başına, tesadüfen, kontrol dışı hareket ederek sınırsız tahribat yapamazlar. Kısaca Allah müsaade etmediği müddetçe bu şerler kendi başına hareket edemezler.

Hayrı da şerri de yaratan Allah’tır ve her şeyin dizgini O’nun elindedir. Corona denen bir virüs ile bütün dünyayı hizaya sokması bunun bir ispatı ve delilidir. Allah gözle görülmeyen bir virüs ile dünyanın çehresini değiştiriverdi. O’nun kudreti sonsuz olduğu için, bize imkânsız gibi görünen şeyler O’na çok kolaydır.

“İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.” (Ra’d, 13/11)

Bu yüzden, imanlı ve ihlaslı mü’minler geniş dairelerin tanzim ve tedbirini düşünmez, sadece ve sadece kendiişlerine bakarlar. Bizim vazifemiz iman hakikatlerini önce kendi nefsimizde yaşamak sonrada başkalarının istifadesine sunmaktır. Bunun dışında bizi aşan, bizim gücümüz dâhilinde olmayan şeylerle meşgul olup ümitsizliğe kapılmak ne imanla ne ihlasla ne de tevekkül ile bağdaşmaz.

Bizi aşan büyük dairelerin tanzim ve tedbirinde Allah’tan başka hiçbir yardımcı yoktur. Üstadımız bu gibi durumlarda nasıl hareket etmemiz gerektiğini bize şöyle ders veriyor:

“Vazifemiz, ihlâs ile ve sebat ve tesanüdle ve mümkün olduğu kadar ihtiyatla, 'sırren tenevveret' emrini fiilen tasdik etmek, ona göre hareket etmektir. Yoksa, muarızlara mukabele etmek ve onların hücumundan telâş etmek değil. Muvaffakiyet ve fütuhat-ı Nuriye ve revaç ile intişarı ise, vazife-i İlâhiyedir. Vazifemizi yapıp, vazife-i İlâhiyeye karışmamak gerektir diye hem bana, hem sizin bedelinize teselli buldum."(1)

Sen vazifeni yap, vazife-i İlahiyeye karışma, haddini aşma ki ümitsizliğe kapılmayasın.

Üstadımızın yaşadığı dönem, her açıdan daha ağır, daha dehşetli bir vaziyette iken, O, hiç ümitsizliğe kapılmadan vazifesini ifa ederek milyonlarca insanın imanının kurtulmasına vesile olmuştur. O dönemde Osmanlı yıkılmış, hilafet kaldırılmış, medrese ve tekkeler kapatılmış, harf inkılabı ile hatt-ı Kur’an yasaklanarak milletin din ile olan münasebeti kesilmiş, dinsiz felsefe ve komiteler devletleri eline geçirmiş ve dünyanın yarısı ateist rejimler tarafından kontrol edilir hale gelmişti. Âlimler ya hapis ile ya idam ile ya sürgünler ile susturulmuştu.

Bu şartlarda bile ümidini kaybetmeyen bir Üstadın izini takip edenlerin "şer gittikçe yayılıyor" diyerek ümitsizliğe kapılması asla yakışmaz.

Şerrin kolay ve yayılmaya müsait olmasında şöyle bir nükte daha var:

İnsan şerrin karşısında acizliğini, çaresizliğini, zayıflığını görüp, Kudreti sonsuz olan Allah’a iltica ve tevekkül edebilsin. Şayet mü’min kendi kudreti ile şerri def etmeye muktedir olsa idi, o zaman Allah’a olan ihtiyacını hissedemezdi.

Nasıl hastalandığımızda Allah’ın Şâfi ismine sığınıyorsak, düşmanımızın karşısındaki aczimiz ile de yine O’nun sonsuz kudretine ve himayesine sığınmamız kulluğun ve ubudiyetin bir icabıdır. Daima ümitvar olup, insanlara ümidi ve sabrı tavsiye etmeliyiz. Yoksa aşağıdaki hadîsin tehdidine mazhar olabiliriz.

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki:

"Bir kimsenin 'İnsanlar helak oldu!' dediğini duyarsanız, bilin ki o, kendisi, herkesten çok helak olandır."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. “Emirdağ Lâhikası-I, 156. Mektup.
(2) bk. Müslim, Birr 139, (2623); Muvatta, Kelam 2, (2, 989); Ebu Davud; Edeb 85, (4983).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 1.712
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

karolin

Allah razı olsun.Yaşadığimiz toplumda ,okulda öğretmenlerin genel kanaati böyle olduğundan ve çok değişik  ve herkesin iman bakış açısı güçlü olmadığından.Hem karamsar bir ortamda bulunduğumu anladım.

En azından bu bakış açısının yanlış olduğunu anladım.

Evet şer yayılıyor.Buna karşılık Allah bir corona verir.Bir tufan verir.Aklini başına al der.Almazsan cezasını verir.Daha da kötüye gidecek yorumları aslında bizi ilgilendirmiyor.Biz vazifemize bakacağız.Imanımızın güçlenmesine bakacağız.Vazifemiz olmayan ""şerin yayılmasındaki ümitsizliği" yüklenmeyeceğiz.İman gözüyle bakıp olumlu bakacağız.Aslında toplum da şerrin yayılmasını yani Allah'ın kanununu biliyor.?(Belki de risalelerden) Ama neticesinde olumlu kanaat çıkarmıyor.Bizim vazifemiz imana göre bakmak.Şer yayılabilir.Ama her şeyin dizgini Allah'ın elindedir.Bir anda durdurur.

Öğretmen olan bizlerde toplumu düzeltme gibi bir his oluyor.Bu da yanlış. Öğretmensen vazifeni yap,vazife-i Ilahiyeye karışma.Sadece fen eğitimiyle bakan idealist öğretmenler maalesef imanî düşünemiyor okullarda

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...