"Bir kısım mütedeyyin ve âlim insanlar, cemaati ve camii bırakıp radyo dinlemeye koşuyorlar." Geniş dairenin, dar daireye verdiği zarar ile izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Geniş dairelerin şaşaa ve cazibesi daha çok ve etkili olduğu için bazen dindar ve alim insanları bile etkisi altına alıp yanlış ve hataya düşürebiliyor.
Kalp dairesinin vazifeleri ise, çok önemli ve çok hayati ama geniş daireler kadar cazip ve şaşaalı değildir. Hatta nefis ve cismaniyetten dolayı zor, sıkıntılı ve sıkıcı olabiliyor.
İnsan geniş dairelerin suri şaşaa ve cazibesine kapılıp kalp ve ruh dairesinin vazifelerini unutur ya da ihmal ederse ebedi helaket ile karşı karşıya kalıp saadet-i ebediyeyi kaybeder. Böyle dehşetli bir neticeden insan, ancak tahkiki iman dersleri ile kurtulabilir. Bunun başka iksirli ve kolay bir yolu bulunmuyor.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"İnsan geniş dairelerin suri şaşaa ve cazibesine kapılıp kalp ve ruh dairesinin vazifelerini unutur ya da ihmal ederse ebedi helaket ile karşı karşıya kalır saadet-i ebediyeyi kaybeder. " diyorsunuz.
İnsan alim ve mütedeyyin iken cami ve cemaati bıraksa, faraza namazları da bıraksa imanı varsa neden helâketi ebediye ona açılır. Neticede Müslüman dır, hem günahını çektikten sonra Cennete dahil olacaktır.
Acaba burada alim de olsa imanı kaybetme ihtimalini mi söylüyorsunuz?
Yada imandaki zayıflamayı - imanı var-da güçlülüğüne kıyasla - en büyük zarar dine gelen zarardır. - fetvasınca helaket ;yani kârdan zarar olarak mı değerlendirelim.
Geniş daireleri MERAK vasıtasıyla, acaba haberin devamı nasıl, yada filmin devamı nasıl olacak vs.
Devamını merak etmek, namazdan uzaklaştırabilir. Belki o vaktin namazını kaçırabilir. Sadece namazı kaçırmak dahi, bu tembellikten keşke namaz emri olmasaydı ve haşa Allah olmasaydı fikrine götürebilir. Bu sadece bir namazı bile bile kaçırmakla da mümkün olabilir. Yada sürekli kılmamakla da olabilir.
Siz Müslüman kardeşlerimizi dışlayamayacağımızı, İman sahibi olduktan sonra ibadetlerin hepsini teferruat olarak açıklamıştınız. Bu dışlamamak ile ilgili olsa gerek. Tabi onlar da risk içinde yine. Eğer dışlarsak bütün bütün İslamda uzaklaşıp kafir olabilir.
Ama çevremdeki insanları görüyorum, namaz çoğunda beş vakit yok, tembellik var, ama hiçbiri "her günahta inkara giden bir yol var." mantığı ile küfre girmemiş.
Müslümanlık inancını görüyorum karşıdakinde. Bu nasıl oluyor?Çevremde bu şekilde küfre giren hiç görmedim. Bu durum istisna mı?
"İnsan geniş dairelerin suri şaşaa ve cazibesine kapılıp kalp ve ruh dairesinin vazifelerini unutur ya da ihmal ederse ebedi helaket ile karşı karşıya kalır saadet-i ebediyeyi kaybeder. " diyorsunuz.
Ben bu cümleyi ".... ebedi helaket ile karşı karşıya kalabilir, saadet-i ebediyeyi kaybedebilir. " olarak düşündüm. Sanki bunun da kesinliği yok. Çünkü tevbe kapısı açıktır.
"Büyük alimler de imansız gitmekten korkmuşlar."
Buna örnek verebilir misiniz, mesela hangi büyük alimler? Mevlana aksine "Ölüm benim düğün gecemdir." demiş. Burada korku değil, sevinç var.
Meşveret cemaati üyelerinde herkesin evinde TV yok mu?
Ben kaldığım yapıda kimsenin evinde TV görmedim. O zaman, o yapının içinde olunca ben de alamadım. Sonra zaten TV almamak bir düstur gibi oldu. Fakat bu da dar bir bakış açısı bence. TV yada bir başka teknolojik gelişme direkt kötü değildir. Haram içeren kötü yayınlar zaten imanımız gereğidir. Fakat helal olan, insanın ruhunu rahatlatan programlar bence tavsiye edilmeli. Zira sıkılan insan sefahete gider.
Fakat TV bağımlılığına da kapılmamak gerekiyor bence. Her şeyin aşırısı hayır getirmez.