Namazın, insanın fıtratıyla alakası nedir?
Değerli Kardeşimiz;
"Üçüncüsü: İnsan, santral gibi, bütün hilkatın nizamlarına ve fıtratın kanunlarına ve kâinattaki nevâmis-i İlâhiyenin şualarına bir merkezdir. Binaenaleyh, insanın, o kanunlara intisap ve irtibat etmesi ve o namusların eteklerine yapışıp temessük etmesi lâzımdır ki, umumî cereyanı temin etsin. Ve tabakat-ı âlemde deveran eden dolapların hareketlerine muhalefetle o dolapların çarkları altında ezilmesin. Bu da, ancak o emir ve nevâhîden ibaret olan ibadetle olur." (İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 21 ve 22. Ayetlerin Tefsiri)
İbadet; insan ile kâinat arasında uyum temin eden bir adaptör gibidir. Kim bu adaptörü atarsa, kâinatın azim çarkları altında ezilir ve onunla uyum temin edemez. Allah, insanın maddî ve manevî mutluluğunu bu adaptör vazifesi gören ibadete bağlamıştır. İnsan cüzi aklı ile neyin kendine tam uygun, neyin kâinatla ahenk içinde olacağını tam kestiremiyor, bu yüzden ibadete muhtaçtır.
Yani ibadet -özellikle de namaz- insan fıtratı ile kâinat arasında bir ahenk köprüsü gibidir. Namaz bu ciheti ile insan fıtratının en büyük bir ihtiyacıdır. Zaten Allah, insan fıtratını ibadete özellikle de namaza göre tanzim etmiştir. Mide nasıl ekmek ve suya muhtaç ise, insanın fıtratına konulmuş olan kalp, ruh ve vicdan gibi duygular da namaza muhtaçtır. Allah’ın günde beş kez kılınmasını emretmesinin sebeplerinden birisi de bu ihtiyaçtır.
İman ve ibadet; öncelikle insanın, Allah’a karşı sorumluluğunun ifa edilmesidir. Yani insanın asıl yaratılış gayesi iman ve ibadettir ki, bunu yerine getirmek insan için en büyük menfaattir. Nasıl bir cihaz, maksadının dışında kullanıldığı zaman kırılır ya da yıpranır ise, aynı şekilde insan da asıl yaratılış gayesi olan iman ve ibadetin dışına çıkarsa kırılır ve yıpranır. Menfaatten ziyade mücazat görür. Namaz bu vazifelerin en büyüğüdür.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü