Nisâ Sûresi 83. Âyetin, İçtihat Risalesine serlevha yapılmasının hikmeti ne olabilir? Ayetin izahı, sebeb-i nüzulü vb. konularında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ayet içtihadın varlığına ve mezheplerin hak olduğuna açık ve bariz bir delildir.

"İçtihat kapısı açıktır." ifadesinin kaynaklarından biri bu ayet olduğu gibi, bu risalenin hatimesindeki mezheplerin hak olduğu dersinin temellerinden biri de yine bu ayettir.

Ayetin meali şöyledir:

"Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Hâlbuki onu Peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan netice çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız." (Nisa, 4/83)

“Ulü'l-emr” mefhumu; "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin, sizden olan ulü'l-emre de. Sonra bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, hemen onu Allah'a ve Resulüne arz edin, Allah'a ve ahiret gününe hakikaten inanan kimselerdenseniz..." (Nisa, 4/59) mânasındaki ayette de geçer.

Ayette geçen "ulü'l-emr" yani emir sahiplerinin, kimleri kastettiği konusunda sahabe ve tabiîn ile müfessirlerin görüşleri beş maddede toplanmıştır:

1) Ulü'l-emr, râşid halifelerdir.
2) Ulü'l-emr, ordu komutanlarıdır.
3) Ulü'l-emr, şer'î hükümler konusunda fetva veren müçtehit âlimlerdir.
4) Ulü'l-emr, ehl-i halve'l-akd denilen müçtehit âlimlerin icmalarıdır.
5) Ulü'l-emr, imamlar, fâzıl ve âdil fakihlerdir.

Görüldüğü gibi ulü’l-emr mefhumu son üç maddeye göre; müçtehid alimler ve onlar arasındaki görüş birliğine atfedilmektedir. Yani içtihat, müçtehid ve mezhep meseleleri doğrudan bu iki ayetle alâkalı konulardır. Bu yüzden içtihat, müçtehid ve mezhep meselelerinde bu iki ayet serlevha olarak görülmüştür.

Ayetlerin nüzul sebepleri hususi olsa bile, o ayette geçen hükmün umumi olmasına mani değildir. Ayetlerin nüzul sebeplerini elbette öğreneceğiz ama ayetin mânâsının ve hükmünün herkesi alakadar ettiğini asla unutmayacağız.

Ayetin iniş sebebi hakkında muhtelif ifadeler şu şekilde geçmektedir:

Münafıklar fırsat buldukça düzmece şeyleri ve uydurdukları kötü yalanları yayarlar. Müslümanların zayıflarından bir kısım insanlar da müfrezelerin durumlarıyla alâkalı tatlı veya acı herhangi bir haber işittikleri zaman, doğruluğunu-yanlışlığını araştırmadan hemen yaymaya kalkışırlardı. Ve bu gibi saygısızlıklardan bazı fitneler meydana gelirdi. Müfessirlerin ekserisi, bu ayetin bundan dolayı indiğini açıklamışlardır ki, bu şekilde ayetin iniş sebebi, savaş ve askerî durumlarla alakalı olmuş oluyor.

Diğer taraftan Sahih-i Müslim'de Hz. Ömer'den, İbn Abbas kanalıyla rivayet edildiğine göre, Resulullah (asm)'ın, kadınlarından bir süre için uzak durduğu esnada, bir gün Hz. Ömer (r.a) mescitte insanların, "Resulullah bütün hanımlarını boşamış." diye üzülerek konuştuklarını görmüş ve bu haberi aklı almadığından derhal koşup izin isteyerek Peygamber'in huzuruna girmiş. Biraz derdini anlattıktan sonra bir fırsat bulup "Kadınlarını boşadın mı?" diye sormuş, "Hayır (boşamadım)." cevabını alınca da çıkıp; "Bilesiniz ki, Hz. Peygamber (asm) kadınlarını boşamadı." diye bir dellal gibi seslenmiştir. Bu âyet de bunun üzerine inmiştir ki, Hz. Ömer'in hakikati istinbatına (ortaya çıkarmasına) işaret etmekle, onu övmeyi de ihtiva etmektedir.

Bu rivayete göre âyetin iniş sebebi, Nisâ suresinin esas itibarıyla içine aldığı aile hükümleri ile bir münasebeti de vardır. Fakat terbiye ile alakalı hükmü umumî olduğundan, âyet daha fazla savaşla alakalı durumları ve siyasî eğitimi hedef alan bir nazım üslubuyla ifade buyurulmuştur. Çünkü bunlarda boşboğazlık daha çok yapılır ve daha fazla zararlıdır.

Ey Müslümanlar! Eğer Allah'ın bu fazileti ve rahmeti sizin üzerinizde olmasaydı, yani böyle peygamber ve istinbata gücü yeten selahiyetli ilim ehli ile doğru yola irşad ve hidayeti olmasaydı, muhakkak ki siz ekseriyetle şeytana, şeytan gibi münafıklara uyardınız, sürüklenirdiniz. Uymadığınız konular veya uymayan adamlar pek az olurdu. Çünkü az çok aklı olan herhangi bir kimse her konuda şeytana aldanmaz. Kitabın sırlarını bilen ve hüküm çıkarmaya gücü yeten yetkililer, derin malumatı olan âlimlerden olan zatlar da hak ve hayırlı işleri Allah'ın kuvvetiyle birbirinden ayırmaya güçleri yettiğinden bunların da şeytana aldanması pek az olur. Hâlbuki halk, ekseriyetle aldanır.

Bununla beraber ilim ehlinin aldanmaması da yine Allah'ın lütuf ve rahmeti sayesindedir. Bunun için diğer bir ayette şöyle buyurulmuştur:

"Eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbiri ebediyen temize çıkmazdı." (Nur Suresi, 24/21)

Bundan dolayı bu iki ayet arasındaki lütuf ve merhametin farkı unutulmamalıdır. Birisi mutlak, birisi kayıtlıdır. (bk. Elmalılı Tefsiri, alakalı ayetlerin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...