"Cenab-ı Hakkın onların küfür ve temerrüdlerinden yaptığı ihbar, onların imana gelmelerini imtina derecesine çıkarıyor. Mümteni ve muhal bir şey teklif edilir mi?" Sual ve cevabı izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"S. Cenâb-ı Hakk'ın onların küfür ve temerrüdlerinden yaptığı ihbar, onların imana gelmelerini imtinâ derecesine çıkarıyor. Mümteni ve muhal bir şey teklif edilir mi?"

"C. Cenâb-ı Hakk'ın ihbarı, ilmi ve iradesi, sebepten kat-ı nazarla yalnız küfürlerine taalluk etmez. Ancak ihtiyarlarıyla küfürlerine birlikte taallûk eder. Bu ise ihtiyarlarını nefyetmez ki, teklif-i bilmuhal olsun."

Allah’ın ilmi, ezelî ve ebedî olduğu için, insanın tercih ve kararlarını bütün sebepleri ile beraber görür ve ona göre haber verir. Cenab-ı Hakk’ın bilmesi ve bu şekilde görmesi insan iradesi üzerinde bir cebir ve baskı teşkil etmez.

Yani Allah "Bu insan kâfir olacak" dediği için insan kâfir olmuyor. Allah, o insanın kendi hür iradesi ile küfrü seçip yine kendi tercihi ile imana girmeyeceğini ezelî ilmi ile gördüğü ve bildiği için "kâfirdir" diyor.

Allah’ın insanların nasıl bir tercihte bulunacaklarını ezelde bilmesi, onların irade ve ihtiyarlarını yok edip, hükümsüz kılmıyor ki teklifte bulunması imkânsız olsun.

Burada "İlim maluma tabidir" kaidesi geçerlidir. Yani malum nasıl olmuş ise, ilim ona göre haber veriyor.

Bunu bir temsil ile akla yaklaştırmaya çalışalım;

Veli bir hâkim düşününüz. Bu zat, kerametiyle, adliye önünden geçen bir adamın hırsızlık etmeye gittiğini keşfederek, o şahsın cezasını takdir edip kayda geçtiğini farz edelim. Biraz sonra hâkimin keşfettiği aynı suçu işleyerek mahkemeye getirilen bu adama, hâkim, suçunun karşılığı olan cezasını tebliğ edip, bu cezadan bir miktarını da affettiğini bildirse, elbette ki hırsız, hâkime teşekkür edecek ve minnettar kalacaktır.

Suçlu, mahkemeden çıkarken hâkim kendisine şöyle hitap etse: "Ben senin bu suçu işleyeceğini önceden biliyordum ve sen o suçu işlemeden cezanı da takdir etmiştim." Bu takdirde suçlu, hâkime; 'O halde benim ne kabahatim var? Siz benim bu suçu işleyeceğimi bildiğiniz için ben suç işledim. Dolayısıyla beraat etmem gerekir” diyebilir mi?

Elindeki kamera ile nöbet tutan askerleri kontrole giden ve iki askerin nöbette uyuduğunu gören bir komutan, onların bu hallerini kamerasıyla çektiğini farz ediniz. Bu hâdisede ilim; kameradaki kayıttır ve komutanın bu iki askerin halini bilmesidir. Malum ise: Bu iki askerin uyumasıdır.

Şimdi kendi kendimize soralım: “Komutan kameraya çektiği için mi askerler uyudu, yoksa askerler uyuduğu için mi kumandan onları öylece çekti, yani ilim olan kumandanın bilgisi ve kameraya kaydetmesi maluma mı tabi? Elbette komutanın bilgisi ve kamera kaydı, askerlerin haline, yani ilim maluma tabidir. Komutan bildiği ve onların bu suç halini kaydettiği için onlar uyumadı, bilakis onlar nöbette uyudukları için komutan bildi ve onları öylece kaydetti.

Komutan ertesi gün nöbette uyuyan o iki askeri yanına çağırarak, bir gün önceki hallerini onlara seyrettirse; “Nöbette niçin uyudunuz, niçin askerlik kanunlarını çiğnediniz, bu yaptığınız bir suçtur, ceza göreceksiniz?” dese, o askerler diyebilirler mi ki: “Komutanım, biz nöbette senin yüzünden uyuduk. Bize bu suçu sen işlettin. Eğer sen bizi kameraya çekmeseydin biz uyumazdık.” Elbette diyemezler. Çünkü kumandanın ilmi, malum olan askerlerin uyumasına tabidir. Komutan bildiği için onlar uyumadı, onlar uyuduğu için komutan onları öyle bildi ve öylece kaydetti. Eğer onlar diğer askerler gibi uyumasaydı, kumandan da onları “uyumuyor” olarak bilecek ve öylece kaydedecekti.

İşte ezel ve ebed sultanı olan Allah, zaman ve mekândan münezzeh olduğu için olmuş ve olacak her şeyi, her hâdiseyi görmekte ve bilmektedir. Allah Teâlâ, bizim cüz’î irademizle işleyeceğimiz bütün fiilleri ezelî ve muhit ilmiyle bildiği için kader defterlerinde kaydetmiştir. Eğer insan; “Allah benin ne yapacağımı bildiği ve yazdığı için ben de günah işliyorum, benim ne suçum var. Eğer Allah yazmasaydı, ben de bunları işlemezdim” dese, misaldeki askerler gibi gülünç bir duruma düşmez mi?

Hem nasıl oluyor da, misaldeki kumandanın, askerlerin uyumasında hiçbir müdahalesi ve suçu olmadığını fark edebilen insan, kendi suçunu Allah’ın bilmesine ve kader defterinde yazmasına, bağlaması akıl ve mantık dışı değil midir?

Hulasa; Allah bildiği için biz yapıyor değiliz; bizim yapacağımızı Allah ezelî ilmiyle biliyor.

Detaylı bilgiler için linkleri inceleyebilirsiniz:

- İlim maluma tabidir, ne demektir; örneklerle açıklanabilir mi?

- "Kader, ilim nevindendir. İlim, maluma tabidir. Yani, nasıl olacak, öyle taalluk ediyor. Yoksa malum, ilme tabi değil." cümlesini izah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 1.270
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...