"Dünyanın mahiyeti anlaşıldıktan sonra, elbette hayat-ı ebediyeden başka beşeriyetin o inkisar-ı hayal yarasını tedavi edecek Kur’an’dan başka yoktur." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her insanın kalbinde aşk derecesinde ebedî yaşama arzusu vardır. Dünyevî hiçbir felsefî fikir ya da cereyan ölüme çare olamıyor ve insanın en büyük aşkı olan sonsuz yaşama arzusuna cevap veremiyor.

İnsan ya yok olup hiçlik girdabında sonsuza kadar kaybolup gidecektir ya da Kur’an’ın ve bütün semavî dinlerin izah ve ispat ettiği gibi, uhrevî ve ebedî bir hayata dirilecektir. İnsanın en büyük kırılma noktası burasıdır. Yani ölümün sonu yokluk mu yoksa ebedî bir hayat mı?.. Bu belirsizliği ortadan kaldırıp insanın bu muazzam hayal kırıklığını tedavi eden yegâne ilaç Kur’an’dır.

Kur’an’ın nuru ile bakan mü’min, ölümü ebedî bir saadetin başlangıcı olarak görürken, kâfir ölümü ebedî bir yokluk ve hiçlik olarak görüyor.

"İnsan-ı mü’mine nur-u imanla gösterir ki, mevt, idam değil, tebdil-i mekândır. Kabir ise, zulümatlı bir kuyu ağzı değil, nuraniyetli âlemlerin kapısıdır. Dünya ise, bütün şa’şaasıyla, âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir. Elbette zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna çıkmak ve müz’iç dağdağa-i hayat-ı cismaniyeden âlem-i rahata ve meydan-ı tayeran-ı ervâha geçmek ve mahlûkatın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp huzur-u Rahmân’a gitmek, bin can ile arzu edilir bir seyahattir, belki bir saadettir." (17. Lem’a)

Kur’an yüzlerce ayet ile ahireti öyle bir şekilde izah ve ispat ediyor ki, insan bu izah ve ispat sayesinde yokluk, hiçlik ve mahvolma acısından kurtuluyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 1.200
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...