"Ey insan, düşün! Sen alâküllihal öleceksin." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her nefis (canlı) ölümü tadacaktır. Bu hâdise, kâinatın değişmez ve değiştirilemez bir hakikatidir. Hiçbir canlı ölümün pençesinden kurulamaz. İmanlı bir müminin nazarında ölüm; yokluk, hiçlik, çöküş ve felaket değil, daha kararlı, daha güzel bir hayata kavuşmaktır.

“Sizlere müjde! Mevt, idam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in'idam değil. Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saadet-i Ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksan dokuz ahbabın mecma'ı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır” (Mektubat)

Ölüm, âhirete göre bir gölge ve bir han hükmünde olan bu dünya menzilinden çıkıp, “göz görmemiş, kulak işitmemiş ve kalb-i beşere hutur etmemiş” olan cennet-i âlâya kavuşmaya vesiledir.

“Ölüm, saadet-i ebediyeye mukaddemedir; bu itibarla nimet sayılabilir. Çünkü nimetin mukaddemesi de nimettir. Ölüm, muzır hayvanlarla dolu bir hapisten geniş bir sahraya çıkmak gibidir. Binaenaleyh ruh, ceset kafesinden çıkarsa necat bulur.” (İşarat’ü-l İ’caz)

Bu dünyaya bir me’mur ve misafir olarak gönderilen insan, buradaki vazifesini ikmal ettikten sonra, ölüm ile yeni bir âleme geçecek ve ebedî bir hayatın başlangıcı olan kabir, berzah ve haşirden sonra ya sonsuz cennete veya cehenneme girecektir. Elbette

“zindan-ı dünyadan bostan-ı cinana çıkmak ve müz'iç dağdağa-i hayat-ı cismaniyeden âlem-i rahata ve meydan-ı tayeran-ı ervaha geçmek ve mahlûkatın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp huzur-u Rahman'a gitmek; bin can ile arzu edilir bir seyahattir, belki bir saadettir.” Sözler

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...