"O hâletimde yanık bir şairin dediği gibi dedim..." Buradaki şair kimdir acaba?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Aynı şiir Yirmi Altıncı Lem'ada da geçmektedir. Orada hem şairin ismi ve hem de şiirin mânası verilmektedir:

"Yine Niyazi-i Mısrî gibi dedim ki:

"Dil bekası, Hak fenâsı istedi mülk-ü tenim
Bir devâsız derde düştüm, ah ki Lokman bîhaber."(HAŞİYE)

"HAŞİYE: Yani, benim kalbim bütün kuvvetiyle beka istediği halde, hikmet-i İlâhiye cesedimin harabiyetini iktiza ediyor. Hekîm-i Lokman da çaresini bulamadığı, dermansız bir derde düştüm."(1)

Dil, gönül ve kalb demektir. Mülk-ü ten ise insanın bedenidir. İnsan bu dünyada ebedî yaşamak istiyor ama Allah onu fani ve ölümlü olarak yaratmış. Yani dünyanın fani olması insanın ebedî yaşama arzusuna zıt oluyor. Bu da insanda sıkıntı ve dert oluyor.

Ölüm ve zeval öyle bir derttir ki, bunun dünya üzerinde bir çaresini ve dermanını hiçbir hekim bulamıyor. Tabiî bu düşünce ve tasvirler gaflet halini anlatan birer tablo hükmündedir. Bahsin devamındaki ifadelerde de Peygamber Efendimiz (asm)'in getirdiği hidayetin bu yaraya nasıl bir merhem ve tiryak olduğuna işaret ediliyor. Küfür ve gafletin kalpte açtığı yarayı, İslâm tedavi ediyor.

"O vakit birden merhamet-i İlâhiyenin lisanı, misali, timsali, dellâlı, mümessili olan Peygamber-i Zîşan Aleyhissalâtü Vesselâmın nuru ve şefaati ve beşere getirdiği hediye-i hidayeti, o dermansız, hadsiz zannettiğim yaraya güzel bir merhem ve tiryak oldu. Karanlıklı ye'simi, nurlu bir ricaya çevirdi."

Mesela, dinsiz felsefe ölümü bir hiçlik; kabri ise yokluk kuyusu olarak görür. Resul-i Ekrem Peygamberimiz (asm)'in getirdiği iman nuru ise, ölümü ebedî saadet âleminin bir başlangıcı, kabri ise sonsuz âlemlerin bir kapısı ve intizar solunu olarak gösterir. Ölüm ayrılık acısının kaynağı değil, dost ve ahbaplara kavuşmanın bir vesilesidir.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem'a Üçüncü Rica.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...