"İmanı kavi ve taklidî olanın imanını tahkiki yapar." cümlesini nasıl anlayabiliriz, hem kavi hem taklidî iman nasıl olur?
Değerli Kardeşimiz;
"Tahkik" bir şeyin derinliğini idrak edip ona sıkı sıkı sarılmak ve o şeyin şuuruna ermek anlamına geliyor. Mesela; kulların ayetlerin anlamını bilerek, araştırma yaparak ve müşahede ederek iman etmesine tahkiki iman denir. Tahkiki iman, imanın en üst derecesidir. Bu mertebeye erişen kişiler insan-ı kâmil olarak nitelendirilir.
"Taklit" ise tahkikin zıddıdır, yani taklit ehli, kabul ettiği ya da inandığı şeyi sorgulayıp tahkik etmeden körü körüne bağlanır; ama bu bağlılığı çok kuvvetli ve şiddetli olabilir ki, buna bağnazlık ve tutuculuk da denir.
"Taklidî iman" başkalarının inançlarını kopya ederek, araştırmaya dayalı olmayarak inanmak demektir. Aslında her mümin, imanını taklit derecesinden kurtarıp gerçekçi, araştırmaya dayanan bir iman seviyesine çıkarmakla sorumludur.
Bağnazlık (muaassıp / fanatik), bir inanışa, bir düşünceye aşırı ölçüde bağlanıp ondan başkasını düşünemeyen, ondan başka her öğretiye, her inanca karşı kapalı olan kimsenin tutumu demektir. Bağnaz adamın kaviliği (güçlü olması) cehaletinden dolayıdır.
Kavilik cehaletten geliyorsa taklit; ilim ve irfandan geliyorsa tahkik oluyor. Bazen bağnazlık ve cehalet insanı dış akım ve fikirlerden koruyabiliyor; ama bu İslam inancı üzerinde duranlar açısından böyledir, tersinde durum çok vahimdir. Bu sebeple taklidî imanı tahkiki imana çevirmek doğru düşünce açısından zaruridir. Aynı şekilde taklidî bile olsa, güçlü bir imana sahip olan insanların imanını tahkike ve daha da kuvvetlendirmeye gayretli olmak icap eder. Çünkü imanın artırımına çalışılmazsa, zamanla azalmasına ve zayıflamasına yol açılabilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü