"Sıfatın delaletinde şek var; imanın vücudunda da yakin var. Şek ise yakinin hükmünü izale etmez. Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!" İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
“Mesela, demiş, 'Bu şey küfürdür.' Yani, o sıfat imandan neşet etmemiş; o sıfat kâfiredir. O haysiyetle, o zat küfür etti, denilir. Fakat mevsufu ise, masume ve imandan neşet ettikleri gibi, imanın tereşşuhatına da hâize olan başka evsafa malik olduğundan, o zat kâfirdir, denilmez. İlla ki, o sıfat küfürden neşet ettiği, yakinen biline... Zira başka sebepten de neşet edebilir. Sıfatın delaletinde şek var; imanın vücudunda da yakin var. Şek ise yakinin hükmünü izale etmez. Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!” (Sünûhat, Tembih)
Bir sıfatın kâfir olması, o sıfatı üzerinde taşıyan ama iman ehli olduğuna başka işaret ve karineler olan bir kişinin kâfir olmasını gerektirmeyebilir. Kâfir olan sıfat tahkik edilir, o kişi gerçekten o kâfir sıfatı açık seçik bir şekilde tasdik edip savunuyor ise o zaman o kişinin kâfir olduğuna hükmedilebilir.
Yoksa o kimse o küfür sıfatı belirsiz, tevilli ve başka bir amaç için demişse, bu durumda şek oluşmuş demektir. Yani kişinin küfrü açık bir şekilde savunmadığı meydana çıkmış demektir. O zaman bu kimseyi kafir ilan etmek doğru olmaz.
Bir kimsenin iman ettiğine işaret eden kesin deliller ortada iken, şekki (belirsilziği) ifade eden belli belirsiz bir sıfata ve duruma dayanarak bu kimsenin kafir olduğuna hükmetmek doğru olmaz. Hukuk kesin delile göre hüküm verir, şek ve şüphe içinde ki bir duruma göre hüküm vermez.
Bu sebepledir ki bir kimsenin imanına işaret eden kesin bir durum ve hâl, küfrüne işaret eden doksan dokuz şek ve belirsiz durumuna racih gelir ve o kimsenin mümin olduğunu ispat eder. Bu durumda insanları tekfir etmeye cüret edenlerin durup düşünmesi ve tekfirde acele etmemesi gerekir.
İlave bilgi için için:
- Tekfir konusunu açıklar mısınız?..
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
İbn sina ve farabiyi hüccetü'l islam imam gazalinin onlara en adi bir mü'minin derecesini vermediği halde üstadın üste ki yazınızda verdiğiniz ifadeleri ile değerlendirmemiz mi gerektir?