Risale-i Nurlar avama ne şekilde hangi açıdan hitap ediyor?

Soru Detayı

- Üstad, risalelerin bazı yerlerinde kitapların hitap kitlesinin avam olduğunu söylüyor. Örneğin sekiz sözü avam lisanıyla yazdığını sözlerin başında söylüyordu.
- Fakat ben bir avam olarak her şeyi anlamıyorum. Veya reçetetü'l avam olan Bediüzzaman'ın Münazaratı'nı okuduğumda birçok yeri anlamıyorum. Halbuki avam için yazılmış.
- O halde Üstad neden avama anlattığını söylüyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu durum sizinle ya da anlama kapasitenizle ilgili değil. "Avam için" denilen bu eserlerin bugün bize ağır gelmesinin arkasında hem tarihsel hem sosyolojik hem de dil bakımından çok haklı sebepler var. Üstad’ın "avam lisanı" veya "avam reçetesi derken ne kastettiğini ve yeni neslin neden zorlandığını birkaç maddede netleştirelim:

1. 1910'ların "Avamı" ile 2020'lerin "Avamı" Aynı Değil

En büyük kırılma noktası burası. "Münazarat" 1910'ların başında, Doğu aşiretlerine hitaben, onların kahvehanelerinde, meydanlarında konuşulan meselelerden derlendi.

O dönemin avamı; okuma yazma bilmeyebilirdi ama günlük hayatta Arapça, Farsça ve Osmanlıca mefhumlara, dini terimlere kulak dolgunluğuyla son derece aşinaydı. Medrese kültürünün, tekke adabının ve cami vaazlarının yayğın olduğu bir iklimde büyümüşlerdi. Bugün bizim sözlüğe bakarak anladığımız birçok kelime, o dönemin köylüsü için sıradan sokak diliydi. Dil devrimi ve zamanın geçmesiyle bizim avam algımız ve kelime haznemiz tamamen değişti.

2. "Avamî" Demek, Basit Demek Değil; "Bürhansız" Demek

İslam felsefesinde ve mantıkta avam, entelektüel veya akademik (havas) düzeyde derin felsefi kanıtlar, karmaşık mantık silsileleri aramayan kitle demektir.

Üstad "Sekiz Söz'ü avam lisanıyla yazdım" derken, meseleleri derin felsefi teorilerle değil temsiller, hikâyeler ve benzetmelerle anlattım demek istiyor. Yani metodolojisi avamîdir, dili değil. Bir saray hikâyesi, bir askerlik benzetmesi üzerinden en derin kelam meselelerini anlatır. Hikâyeyi (yani yöntemi) avam anlar ama içindeki hakikat yine de derin bir tefekkür gerektirir.

3. Münazarat Bir Siyaset ve Sosyoloji Kitabıdır

"Münazarat" için "Reçetetü'l-Avam" (Avamın Reçetesi) denmesi, o dönem Meşrutiyet'in ilanıyla kafası karışan halkın (avamın) toplumsal ve siyasi sorularına cevap vermesinden ötürüdür. Konu halkı ilgilendirdiği için reçete avamadır. Ancak işlenen konular hürriyet, istibdat, meşrutiyet, şeriatın siyasetle ilişkisi gibi ağır sosyolojik ve fıkhi meselelerdir. Haliyle içeriğin kendisi doğası gereği ağırdır.

Özetle: Üstad Risaleleri yazarken hitap tarzını, felsefe bataklığında boğulmayan, kalbi temiz halk kitlesi için sade ifade etmiştir. Ancak aradan geçen yüz yıl, değişen dilimiz ve kültürümüz, o günün "en sade" metnini bugün bizim için birer akademik makale seviyesine taşımıştır.

Bu yüzden okurken zorlanmak son derece normal. Risaleleri bir dil ve kavram antrenmanı gibi düşünmek gerekir; okudukça o dönemin avamının diline aşina olacak ve kapıların yavaş yavaş açıldığını göreceğiz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...