"Kur’an-ı Kerim, umumi bir muallim ve bir mürşiddir. Halka-i dersinde oturan, nev-i beşerdir. Nev-i beşerin ekserisi avamdır. Mürşidin nazarında ekall, eksere tabidir. Yani, umumî irşadını ekallin hatırı için tahsis edemez..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kur’an-ı Kerim, umumi bir muallim ve bir mürşiddir. Halka-i dersinde oturan, nev-i beşerdir. Nev-i beşerin ekserisi avamdır. Mürşidin nazarında ekall, eksere tabidir. Yani, umumi irşadını ekallin hatırı için tahsis edemez. Maahaza, avama yapılan konuşmalardan havas hisselerini alırlar. Aksi halde, avam, yüksek konuşmaları anlayamadığından, mahrum kalır."(1)

Kur’an-ı Kerim insanlığı eğitmek ve öğretmek için semadan inmiş bir okul bir öğretmen bir mürşit gibidir. Hedef kitlesi ise insanların çoğunluğunu teşkil eden avam kısmıdır. Avam insanlar ise basit düşünen, ilmi ve derin konulardan uzak basit anlayışlı kimselerdir.

Bu yüzden Kur’an, avam insanların anlayış seviyesine uygun bir yol takip ederek, gerçeklere ve hikmete uygun hareket etmeyi birinci plana almış ve avam insanları hakka ve doğruya sevk edebilmek için onların seviyesine inerek konuşmuştur.

Şayet Kur’an, insanların az bir kısmını teşkil eden havas tabakasını muhatap alıp üslubunu da onların anlayış seviyesine göre dizayn etmiş olsaydı, o zaman avam insanlar Kur'an'dan istifade edemeyecekti. Böylece Kur’an avam insanlar nezdinde anlaşılmaz, sadece havassa hitap eden muamma bir kitap şeklinde kalacaktı.

Oysa, avama yapılan konuşmalardan havas tabaka (anlayışı yüksek insanlar) hisselerini rahatlıkla alabilirler. Ama aksi bir durumda, avam, yüksek konuşmaları anlayamadığından, mahrum kalırlar. Kur’an bu haksızlığa ve yanlışlığa düşmemek için avam tabakasını birinci plana alıp havas tabakasını ikinci planda değerlendirmiştir.

Tabi havas tabakasını da bütün bütün ihmal etmemiş, onlarla da remiz, delalet ve işaret, dili ile konuşmuştur. İrşadın birinci esası muhatabına açık, sade ve anlaşılır bir dil ile hitap etmektir. Kur’an insanlığa mürşit olmak için indirildiği için üslubu gayet fasih, sade, açık ve anlaşılır bir şekildedir.

Çoğunluğu azınlığa mahkum etmek, üslup açısından bir zulümdür. Azınlığı çoğunluğa tabi kılmak ve o azınlıkla da farklı yollarla konuşmak, tam bir adalet ve hikmet üzere hareket etmektir.

1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 23-24. Ayetin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...