"Sen, ani ve fani zevklerin bekasını arıyorsun. Onun için, onun zevaliyle ağlamaya başlıyorsun..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Sen, âni ve fâni zevklerin bekasını arıyorsun. Onun için, onun zevaliyle ağlamaya başlıyorsun. Kör hissiyatınla bu yanlışının tam tokadını yersin. Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun." (Emirdağ Lâhikası-I, 148. Mektup)
Bu veciz ifade, insanın ruh dünyasındaki geçici zevklere düşkünlüğünü, bu zevklerin son bulmasıyla çektiği manevi sıkıntıyı ve hissiyat ile aklın çatışmasını çok derin bir psikolojik ve felsefi perspektifle ele alır. Bu cümlenin ana fikirleri şu şekildedir:
Geçici Zevklerin Peşinden Koşmak: İnsan bazen sadece anlık, kısa süreli ve yok olup gitmeye mahkûm yani fâni zevklere odaklanır. Ruhun ve kalbin asıl aradığı ise sonsuzluk yani bekadır. Fâni şeylerde kalıcı bir mutluluk aramak, doğası gereği hüsranla sonuçlanır.
Zevalin (Yok Olmanın) Acısı: O geçici zevk bittiğinde veya elden gittiğinde, insan âdeta bir yok oluş acısı yaşar ve bu durum onu derin bir üzüntüye, gözyaşına ve pişmanlığa sürükler. Zevkin süresi kısa, bıraktığı elemin süresi ise çok uzun olur.
Hissiyatın Yanılgısı: Akıl ve kalp aslında kalıcı olanı ararken, körü körüne hareket eden nefis ve kör hissiyat sadece o anki lezzete odaklanır. Akıbetini hesap etmeden hareket ettiği için de bu yanlışının tokadını, yani manevi sıkıntısını ve pişmanlığını çok ağır bir şekilde çeker.
Orantısız Hüzün: "Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun" tespiti, birkaç dakikalık geçici bir tatmin uğruna ruhun günlerce, hatta haftalarca vicdan azabı ve hüzün çekmesini, yani kazancın kayba değmediğini çarpıcı bir şekilde özetler.
Özetle bu söz; insanın geçici heveslerin peşinde koşturarak kendi huzurunu kendi elleriyle bozduğunu, kalıcı olmayan şeylere kalbini bağlamanın sonucunda unutturulamayacak bir manevi azap çektiğini hatırlatır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü