"Hârikulâde ve sarsılmaz hakikatlar... Beraetimizi resmen kabul etmişler." Risalelerin serbest bırakılması, onların hakikate karşı gelemediğini mi gösterir?
Cevap
Değerli Kardeşimiz;
Tabanı ve kitleleri arkasına alan bir hareket, daima hükümete ve iktidara diz çöktürür. Üstad Hazretleri burada bu hakikate işaret ediyor.
Risale-i Nurlar ve onun nuranî cemaati, kitle ve taban tarafından tutulduğu ve can u gönülden desteklendiği için, hükümeti ve iktidarı elinde bulunduran zındık komiteler, onun karşısında daha fazla duramayacağını siyaseten anlamış ve ona serbestlik vermesi gerektiğini idrak etmiştir. Bu serbestliğin en mühim sebebinin Risale-i Nurların sarsılmaz ve kat’î hakikatleri olduğunu görmüş olmalarıdır. Böyle bir hakikatin ve hareketin karşısında durmak akıl kârı olmasa gerek.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bu cevabınız Fetö vari olmuş, tashih edilmelidir, zira enaniyeti ve gururu icap ettirecek bizce bir şey olmamalıdır. Nur ve feyiz ve kuvvet Kuranın hakikatlarındadır. Vesselam
Risale-i Nur gücünü Kur'andan aldığı için mağlup olmaz ve olmayacak Kur'an okyanus Risale-i Nur ise bundan bir katre bu Risale-i Nurun yüzlerce yerinde geçiyor. Ayrıca enaniyet ve gurur şahsın kendini övmesi ile ilgilidir bir cemaati bir yolu övmesi ile ilgili değildir. Birisi İslam nasıldır dese sen tevazu olsun diye hiçtir desen alçaklık ve ihanet etmiş olursun İslam azizdir ve en üstündür demen gerekir ama sen nasıl bir Müslümansın diye bir soru vaki olsa o zaman hiçim diyebilirsin bu tevazudur.
Kur'an-ı Kerim’in hakikatlerine ve nurlarına dair yapılan her türlü övgü, şahsın nefsine değil, o kaynağın izzetine ve kutsiyetine aittir. Bir davayı veya o davanın dayandığı sarsılmaz kaynağı savunmak ile kişisel enaniyeti karıştırmamak gerekir.
Hakikat: Risale-i Nur gücünü doğrudan Kur'an'dan aldığı için mağlup olmaz. Çünkü Kur'an, Kelamullah olarak her türlü beşeri düşüncenin fevkindedir.
Tevazu ve İzzet Ayrımı: Bir Müslüman, kendi şahsı sorulduğunda "hiçim" diyerek tevazu göstermelidir; ancak temsil ettiği iman hakikatleri sorulduğunda "azizdir ve en üstündür" diyerek hakkı teslim etmelidir. Şahsı hiçe sayıp, hakikati yüceltmek asıl edeptir.
Önemli olan, aynadaki parıltının aynaya değil, güneşe ait olduğunu bilmektir. Risale-i Nur da bu noktada sadece bir ayna vazifesi görmektedir.