"Her musibette bir cihet-i nimet var." İntihar etmek, engelli doğmak gibi konulardaki nimet cihetini de işleyerek izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
İnsanın kendi suistimalinden meydana gelen musibetlerle, iradesi dışında ezelî kaderin takdiriyle başına gelen musibetler bir değildir. Bu cihetten gelen musibetin şerri bir ise, rahmet ciheti bindir.
İnsanın bu fâni dünyada her arzu ettiği şeye nail olması, devamlı afiyet içinde hayat sürmesi mümkün değildir. Dünyada sürekli bir bahar olmadığı gibi, kâinatın en mükemmel meyvesi olan insanın da hep baharı yaşaması mümkün değildir. Dünyada tipi, fırtına, boran ve kış olduğu gibi, insanın da fırtınası ve kışı vardır. Hastalıklar, musibetler ve ihtiyarlık birer fırtınadır. İnsan havanın hep sakin olmayacağını bilirse, fırtınalara hazırlıklı olur. Bedeninin hep sıhhat üzere kalmayacağını unutmazsa, hastalıklara karşı sabırlı olur.
Hastalıklara ve musibetlere sabretmek ibadettir ve kulluğun esasıdır. Musibetler, kulun günahlarını döker, acizliğini idrak ettirir, daha ziyade dua ve niyazda bulunmasına vesile olur.
Bir şey ya bizzat güzeldir ya da neticeleri itibari ile güzeldir. Musibetler bizzat güzel olmasalar da neticeleri itibari ile güzeldir.
Mesela, zekâtını vermeyen bir kişinin, depremde evinin yıkılması, malının ve mülkünün heder olması zahiren çirkindir, ama onu günahlarından arındırıp cennete girmesine vesile olabilir. Zahiren bakıldığında depremde bir güzellik ve hayır görülmüyor, ama neticesi itibariyle bir hayır ve rahmettir.
Lakin insanın iradesini kötüye kullanarak işlediği günahlardan rahmet ciheti bulunmuyor. Mesela, insanın küfür ve inkâra girmesinde hiçbir rahmet ciheti yoktur, bu yüzden ebedî bir azaba müstahak oluyor. İntihar ve cinayet gibi suçlar, haramdır ve çirkindir.
Sarhoş bir insanın cinayet işlemesi haram olan içki yüzündendir, bu yüzden "Ben sarhoştum!.." diye bir mazeret gösteremez. Çünkü o çirkin fiili bilerek irtikâp etti. Bu yüzden İslam sarhoşluğu mazeret saymaz. İradesi dışında birileri tarafından elleri bağlanır, zorla içki içirilirse ve bunun neticesinde de bir suç işlerse ondan mesul olmaz.
Şunu da ifade edelim ki, Yüce Allah kime ne ikram etmişse, kereminden ve merhametinden etmiştir. Mülkün hakiki sahibi olan Allah, mülkünde istediği gibi tasarruf eder ve ediyor. Kimine az, kimine çok verir. Kimini insan, kimini hayvan, kimini ağaç, kimini taş yaratır. Kimini bütün azaları sağlam olarak dünyaya getirir, kimini de ibret ve imtihan için engelli olarak yaratır. Mutlak irade sahibi Allah’tır; hiç kimse ona karşı hak dava edemez.
İnsan gerek maddi noktada gerekse sıhhat noktasında her zaman kendinden daha aşağı ve daha mağdur olanlara bakmalıdır ki, şekva değil, şükretsin. Bir kolu olmayan veya tek gözü gören kişi, iki gözü de görmeyen ve iki kolu da olmayan birine bakarsa hâline şükreder. İnsan olarak yaratılmasını, akıl, kalp, göz, kulak ve lisan gibi zahirî ve batınî cihazlarına bakıp şükretmelidir.
İnsanların engelli olarak dünyaya gelmelerinde; kaderin nice derin sırları ve Rabbimizin nice hikmetleri vardır. Ancak kaza ve kaderin hükmünü kimse bilemez, şifresini kimse çözemez. Her şeyi dileyen de yaratan da Cenab-ı Hak’tır. Adil-i Mutlak olan Cenab-ı Hak, dünyadaki en küçük bir sıkıntıyı bile günahlara kefaret saydığı gibi, bu şekilde yaratılıştaki noksanlıkların mükâfatını da ahirette kat kat verecektir. Yeter ki kişi isyan etmesin, ömrünü ubudiyet ve rıza-i ilahi dairesinde geçirsin. İnsan dünyaya keyif sürmek ve zevk almak için değil, imtihan için gönderilmiştir.
Nice zengin, yakışıklı, boylu, poslu kimseler var ki, sadece dünyaya hasr-ı nazar etmiş, onda boğulmuş, nefsanî arzularının esiri olmuş ve ahiretini berbat etmiştir. Nice fakir, kimsesiz ve aciz insanlar da vardır ki, dünyada sıkıntılı bir ömür geçirmiş, ama sabır ve ibadeti sayesinde Rabbinin rızasını kazanmış ve ebedî saadete mazhar olmuştur. Zaten esas olan ebedî saadettir. Ebedî ve sürurlu hayat cennettedir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Musibetler, Nasıl Nimet Olur? (Video: Dr. B. SABAZ).
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bu çok önemli bir psikolojik teknik.
Dünya örneği:
Ayağını burktun
“Ya felç olsaydım?”
Arabada maddi hasar oldu
“Ya can kaybı olsaydı?”
Sözle incindin
“Ya iftiraya uğrasaydım?”
Bu:
Şükür üretir.
Musibete şükür olamaz ama ya daha büyüğü başıma gelseydi diyerek, daha büyüğüne göre nimet içinde olduğunu görmek de şükre sebep olur, zira burada musibet, hastalık vs göreceli nimet konumuna geçmiştir.