"Risale-i Nur zındıkaya karşı hakaik-i imaniyeyi muhafazaya çalışması gibi, bid'ata karşı da huruf ve hatt-ı Kur'an'ı muhafaza etmek..." Latinceye müsaade eden Üstad değil mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bid’atlarda kullanılan o eserler, Vehhâbilerin azîm, meşhur ve dahi imamlarından İbn-i Teymiye ve İbn-i Kayyım el-Cevzî gibi zatlardır. Bu eserleri, bazı has dairede bulunan Nur talebeleri elde edip okuyunca, Üstad Hazretleri şiddetli bir şekilde o ağabeylere kızıyor.

O dönemde yeni harflere ve bid’atlere taraftar olan hocalar, hatt-ı Kur’an’a ve sair emirlere karşı bu zatların fikirlerini ve eserlerini vasıta yaparak hücum ediyorlar. Günümüzde de hoca ve âlim görünümünde bir kısım bid’at taraftarı, Ehl-i sünnete darbe vurmak için bid’at ehline kapı açan İbni Teymiye ve İbni Kayyım el-Cevzî gibi zatların eserlerini kullanıyorlar.

Aynı proje günümüzde de devam ediyor. Ekseri Ehl-i Sünnet düşmanı fikir ve cereyanlar İbni Teymiye ve İbni Kayyım el-Cevzî gibi sivri ve uç noktalarda gezinen âlimleri, topluma dayatmaya çalışıyor. Biz Ehl-i Sünnet Nur talebeleri olarak, bu cereyanlara ve fikirlere karşı uyanık olmamız gerekir.

Türkiye'de Latince esas olduğu ve insanların kahir ekseriyeti hatt-ı Kur’an'ı bilmediğinden dolayı, Üstad Hazretleri Risale-i Nur'un Latin harfleri ile basılmasına ruhsat vermiştir. Zira imana hizmet etmek hatt-ı Kur'an'a hizmet etmekten önce gelir. Öncelik devreye girdiği zaman, ehemmiyetli olan, daha az ehemmiyetliye tercih edilir. Bu bir mantık kaidesidir. Üstad Hazretleri de iman hizmetini hatt-ı Kur'an hizmetine tercih etmiştir.

Latin harfleri umumu’l-belvâdır. Umumu’l-belva, insanların umumunda görünen ve yaygın olan bir mesele ve bir müşkülat demektir. Latin harfleri de umumî bir bela olmasından dolayı, Latince Risale-i Nurlara Üstad Hazretleri cevaz vermek mecburiyetinde kalmıştır.

Hatt-ı Kur’an’ı muhafaza etmek Risale-i Nurların aslî bir vazifesidir; Latin harflerine müsaade ve ruhsat ise geçici ve arizî bir durumdur. Bu durumun müddeti ise insanların ekseri olarak hatt-ı Kur’an’a yönelmesidir ki, bu da hâl-i hazırda pek mümkün görünmüyor. Öyle ise Üstad'ın vermiş olduğu ruhsat hâlen devam ediyor ve etmektedir.

Üstad Hazretlerinin Latin harflerine müsaade eden beyanı şu şekildedir:

"HAŞİYE: Risale-i Nur'un bir vazifesi huruf-u Kur'âniyeyi muhafaza olduğundan, yeni hurufa zaruret derecesinde inşaallah müsaade olur."(1)

Ayrıca, iman hizmeti dolaylı olarak hatt-ı Kur’an’a hizmet ediyor. Yani Latin harfle yazılmış Risale-i Nurlar sayesinde kişi önce imanını kuvvetlendiriyor, sonra da bid’atlara karşı şuur kazanıyor. Belki şartların müsaadesizliği yüzünden Latin harfleri ile okumak mecburiyetinde kalıyor. İstikbalde inşallah hatt-ı Kur’an yeniden ihya olunacak ve resmî hattımız olacaktır.

(1) bk. Kastamonu Lâhikası, 130 Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 5.398
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Said Ahmedli

Belki şartların müsaadesizliği yüzünden Latin harfleri ile okumak mecburiyetinde kalıyor. 

 

diye yazmışsınız.. Acaba sora bilir miyiz, 10 yıldır 15 yıldır... 1 deyil 5 deyil yüzlerle şahsı.. risaleleri okuyan bir adamı (bir kitleyi) hangi mecburiyyetdir ki latince okutduruyor ?! 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Bahsedilen "mecburiyet" kavramı, bireysel bir tercihten ziyade sosyolojik ve teknik bir vakıayı ifade eder. Buradaki ana sebepler şunlardır:

Tebliğ ve İrşad Genişliği: Eserlerin ulaştığı kitlenin çok büyük bir kısmı, eğitim sisteminden dolayı Kur'an hattını (Osmanlıca) seri şekilde okuyabilecek donanıma sahip değildir. Bu kitleye hakikatleri ulaştırmak adına Latin harfleri "zaruri bir köprü" vazifesi görmüştür.

Hizmetin Hızı ve Yayılımı: Yeni nesillerin ve yabancı dillerden İslam'a girenlerin eserlerle ilk temasını sağlamak, onları tamamen mahrum bırakmamak adına bu yol tercih edilmiştir.

Lisanın Muhafazası: Latin harfleriyle de olsa bu eserlerin okunması, dilin içindeki o yüksek manaların, kavramların ve kelime hazinesinin kaybolmamasını sağlamıştır.

Ancak haklısınız ki; 10-15 yıl gibi uzun bir süre bu eserlerle hemhal olan bir şahsın, işin ruhuna ve aslına daha yakın olan Kur'an hattına (Osmanlıca) geçmesi, hem eserin manevi tesiri hem de ilmi derinliği açısından hedeflenen asıl noktadır. Yani Latin harfleri bir "amaç" değil, şartların getirdiği bir "araçtır". Ama bunu bir niza kapısına çevirip cemaatler arası kavgaya dönüştürmekte doğru bir yaklaşım olmasa gerek. 

Neticede, asıl hattı öğrenmeye teşvik etmek bir "davet ve muhabbet" meselesidir, bir "zorlama veya tartışma" konusu olmamalıdır. Birliği bozmak, harflerin muhafazasından çok daha büyük bir manevi kayıp oluşturabilir.

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Said Ahmedli

Doğru söylediniz, bu bir gönül işidir, niza kapısı olmaktan ziyade teşvike muhtaç bir durumdur

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...