Yedi sıfat-ı subutiyenin menşe olduğu fiili isimlerden kaynaklanıp kâinatta tecelli eden ilahi fiiller ezelî midir, yoksa hadis midir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenâb-ı Hakk'ın zatı ile alakalı ve kendisine bakan cihetiyle bütün şe’n, sıfat ve isimleri ezelidir.

Allah’ın zâtı, zatî ve subuti sıfatları, bütün şe’nleri ve kâinatta tecelli etmiş ve edecek olan fiili isim ve sıfatları dahi, Allah’a bakan ciheti itibariyle sabittir ve ezelidir.

Ancak bizler açısından, fiili isim ve sıfatlar sonradan keşfedilip öğrenildiği itibariyle ezelî değildir. Cenâb-ı Hak ilm-i ezelisiyle, kıyâmete kadar yaratılacak bütün mahlûkatı ve masnuatı bildiğinden, o mahlûkatta ve masnuatta tecelli etmiş ve edecek olan fiili isim ve sıfatlar, ezelî ilmi cihetiyle hem sabittir, hem de sonsuzdur.

Fakat mahlûkat zamanla ve mekânla yaratıldığından, onlarda tecelli eden fiili isim ve sıfatlar o mahlûkatta tecelli ettiğinden sonra, bizlerce mâlum olup bilinir ve isimlendirilir.

İşte bu nokta-i nazardan, ilâhi isimlerin mahlûkatta, tezâhüründen sonra insanlar tarafından bilinmesi ve tanınması ezelî değildir. Sonradan öğrenilir. Fakat bütün bunlar ilm-i İlâhice mâlumdur.

Bütün fiiller isimlere, isimler sıfatlara, sıfatlar şe’nlere, şuunât ise Zât-ı Akdese bakar.

Cenâb-ı Hakk'ın bütün sıfat ve esmâsı, mâhiyeti itibariyle zâtıyla alakalıdır. Fakat bunların mahlûkattaki tecelli ve tezâhür mertebeleri ayrı ve farklı olup, Ayn-ı Zât-ı İlâhiye değildir.

Yani Cenâb-ı Hakk'ın mahlûkattaki isim ve sıfatlarının bütün tezâhürat ve tecelliyatları mahlûktur. Yani o tecelliler ve tezâhürler, Zat-ı İlâhiye değildir. Bunun dışında, Cenâb-ı Hakk'ın bilemediğimiz zatı ve mâhiyetiyle münasebettar bütün şe’n, sıfat ve esmâsı ezelidir, zâtından ayrılmaz.

Bilindiği gibi esmâ-i İlâhî ikiye ayrılıyor: Zati isimler ve fiili isimler.

Birçok İslâm âlimi, Allah’ın fiilî isimlerinin sonsuz olduğu kanaatindedirler. Yani, ne kadar farklı fiil varsa o kadar da ayrı isimler olacaktır. Mesela, rızık vermek bir fiil, hayat vermek ayrı bir fiil, suret vermek daha başka bir fiildir. Birincisinde Rezzak ismi, ikincisinde Muhyi ismi, diğerinde de Musavvir ismi tecelli eder. Buna göre, güneş yaratmak ayrı bir fiil, göz yaratmak farklı bir fiil, balık yaratmak, kuş yaratmak daha başka fiillerdir. Bu farklı fiiller sayılamayacak kadar çoktur ve her birinde tecelli eden isim de diğerinden ayrı olacağından fiilî isimlerin sonsuz olduğu rahatlıkla anlaşılır.

Allah bütün âlemlerin Rabbidir. Her şeyi O terbiye etmiştir ve biz bu farklı terbiyelerden yine ayrı faydalar edinmekteyiz. Kendi vücudumuza bakalım. Gözün terbiyesi ayrı, kulağın terbiyesi ayrıdır. Elin terbiyesi ayrı ayağın terbiyesi ayrıdır. Akciğerin, karaciğerin, alyuvarın ve akyuvarın da terbiyeleri birbirinden farklıdır. Keza, güneşin terbiyesi ayrı, havanınki ayrıdır. Ay’ın ve dünyanın terbiyeleri de birbirinden farklıdır. Bizim bütün bu küçük ve büyük varlıkların terbiyelerinden menfaat görmemiz “Tefekkür ve irşad için bir lütuf, bir teshilattır,” yani kolaylıktır.

Allah’ın bütün sıfatları mutlaktır, sonsuzdur. Bu sıfatların kayıtlı ve mahlûk olan akılla, hakkıyla, idrak edilemeyeceğini her müstakim akıl, şüphesiz, kabul eder. Sıfatı hakkıyla idrak edilemeyenin, zâtının da mahiyetiyle bilinemeyeceği çok açıktır.

Cenab-ı Hakk’ın; Ehad, Samed, Kadîm, Bâki gibi zatî isimleri yanında sonsuz denecek kadar çok fiili isimleri de vardır. Her bir fiilin de birçok alt şubeleri vardır ve bunların her biri ayrı bir isim olarak kabul edilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

hakanahmet

Cevabınız için teşekkür ederim. Doğru,  güzel bilgiler vermişsiniz. Ama benim asil sorum fiillerle ilgili idi. şuun sıfat ve esma-i ilahiyenin ezeli olduğu malum. Allah'ın Kainat'ta zuhur eden fiilleri ki isimlerin cilvesi sayılıyor. terzik,halk,terbiye fiilleri gibi. Yine de Allah razı olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...