"Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsi ve o şahs-ı mânevîyi temsil eden has şakirtlerinin şahs-ı mânevîsi" ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
Meselâ, İslam bir şahs-ı manevîdir. Bir dönem bu şahs-ı manevîyi sahabeler temsil etmişlerdi. Sahabelerin bir araya gelmesi ile meydana getirdikleri şahs-ı manevî, aynı zamanda İslam şahs-ı manevîsinin de temsilcisi konumundaydı. Daha sonra belli bir dönem İslam şahs-ı manevîsini Selçuklu ve daha sonra da Osmanlı temsil etmiştir vs.
Üstadımızın müellifi bulunduğu Risale-i Nur hizmetinin de bir şahs-ı manevîsi vardır. Bir dönem abiler arasındaki tesanüdden müteşekkil bir şahs-ı manevî onu temsil ediyordu. Şimdi ise, bu temsiliyeti belki de bir kaç grup arasındaki şahs-ı manevîden teşekkül eden bir vaziyette temsil ediliyor. Başka bir zaman da başka şekilde temsil edilecektir. Bir şirket bir şahs-ı manevîdir. Ama o şirketi de temsil eden bir heyet vardır.
Kısacası Üstadımız, Risale-i Nur şahs-ı manevîsinin temsilcisi, hizmet eden herkestir. Zira zaman cemaat zamanıdır, fani şahıslar, şahs-ı manevileri temsil edemezler demektedir.
Üstad hazretleri bu lutfa mazhar olabilmenin şahs-ı maneviyeye dâhil olmakla mümkün olabileceğini devamlı olarak ifade ederler.
“Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası ne kadar harika da olsalar, cemaatin şahs-ı manevîsinden gelen dehasına karşı mağlûp düşebilir.” (Emirdağ Lahikası-I)
İnsan, cemiyetin bugünkü bozuk yapısından ancak imanlı ve faziletli bir cemaat içinde bulunmakla sıyrılabilir ve Allah’ın lütfuyla kendini “medeniyet-i sefîhe”nin zararlarından kurtarabilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü