"Risale-i Nur'un Şahs-ı Manevîsi" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şahs-ı manevînin karşılığı olarak "tüzel kişilik" kavramını kullanabiliriz. Maddî âlemdeki karşılığı olarak da, "şirket” mefhumunu kullanmak yanlış olmaz.

Millî Eğitim Bakanlığı bir şahsı manevidir. Bu şahsı maneviyi temsil eden bir bakan vardır. İslam bir şahsı manevidir. Bu şahsı maneviyi temsil eden ise Peygamber Efendimiz (asm)'dir.

Aynen öyle de Nurculuk da bir şahsı manevidir. Bediüzzaman ise bu şahsı manevinin bir temsilcisidir. Bu nedenle bir başarı ortaya çıkacaksa, bunu bir şahsa değil de bir şahsı manevinin mahsulü olarak ortaya koymak lazımdır. Zira herkesin bir şekilde bir katkısı olmuştur.

Okul bir şah-ı manevîdir. Bir öğrencinin başarısı bütün okula aittir. Yukarıdaki iki mefhum bir cihette aynı manaya gelmektedir. Ancak şöyle bir fark söz konusudur; bir okul şahsı manevidir; ama okulu temsil eden sporcular da şahsı manevidir. Yani temsil eden birimlerin şahsı manevisi denebilir.

Aynen öyle de cemaati oluşturan bir birim de talebelerdir. Onların şahs-ı manevîsine dikkat çekilmiş olabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ozcannur

Ben de bir katkıda bulunmak istedim. Aziz Üstadımız Şahs-ı Mâneviyi külli bir ifadeyle şöyle tarif ediyor: : "...Şahs-ı mânevî, çok ruhların imtizacından ve tesanüdünden ve efkârın telâhukundan ve birbirine yardımından ve kalplerin birbirine in'ikâsından ve ihlâs ve samimiyetlerinden, mezkûr bir hey'etten çıkabilir. O hey'etin bir ruh mânevisi hükmüne geçer." (Em.L.II-89) Ömer Özcan

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
artiha

Nas hususlar var ve layetezelzel. Meşverete açık değil. Bunun harici hizmet düsturları, lahikalar ile belirlenmiş. Bu minvalde hareket etmemek, kısa vadede bir şeyler açığa çıkarabilir. Soyulmuş meyvenin muvakkat parlaklığı gibi. Gel gör ki, orta ve uzun vadede zarar veriyor. Mesela bir firma fiyatları piyasanın altına düşürüyor ve zarar ediyor. Rakipler de ayak uydurmak zorunda kalıyor nihayetinde de batıyor. Kendisi ise ayakta kalıyor ve tekel haline gelince istediği fiyatı dikte ediyor. Diğer taraftan hüsn-ü zanna memuruz ve şeriat zahire bakar. Kalpte iman olduğuna kati hükmedilemediği için, emareye göre değerlendirir. Şapka ve zünnar, bu nedenle küfür aparatı telakki edilir. Uygulama sonuç vermesi hâlinde, altında bir şey aramak ne kadar doğru? Bazı hususlar da değişebiliyor hizmete dair zaman içinde. Latince baskı gibi ki, beis taşımıyor. Hizmetin seyri, olaya dair meşveret ile formülüze edilir. Bu da pek çok hükmü barındırır. Üstad, bazen dört yüz âyet-i kerimenin imdadına koştuğunu ifade eder. Bu ise, o hâl için geçerlidir. Bir gün Sungur abinin hazır bulunduğu derste, kendisinin de yer aldığı meşveret metni dağıtılır. Cemaat lahikayı mı, bunu mu koyacak şeklinde kanaatini ifade eder. Mehmet Feyzi abi ise, en büyük kerametin istikamet olduğunu beyan eder. Bir yerde faaliyet sonuç veriyorsa neden devam etmesin? Zuhurata tabi olmak mesele. Yapan art niyetli de olsa, önemli değil. Zira mekanizma, hayrı alıp şerri def edecek şekilde kurgulanıyor. Nüsus zaten belli ve onun harici de şahs-ı manevi ve meşveretin dinamizmi sayesinde istikamet buluyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...