"Onların o şiddetli alakadarlıkları, o havalide Risale-i Nur’u yerleştiriyor." Şahs-ı maneviye karşı irtibat nasıl temin edilebilir? Ağabeylerin alakadarlıkları ne ile alakalıydı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"...Risale-i Nur’un şahs-ı manevisine karşı Halil İbrahim’le, Ahmed Feyzi’nin sarsılmaz, gayet kuvvetli irtibatlarını gösterdiğinden, bizi cidden mesrur eyledi."

"Evet, onların o şiddetli alakadarlıkları, o havalide Risale-i Nur’u yerleştiriyor, idame ettiriyor..." (Kastamonu Lâhikası, 87. Mektup)

Nur talebelerinin şiddetli alakaları, hem birbirlerine hem içinde yaşadıkları bölge ve beldelere hem Risale-i Nur'a ve hem de Nur cemaatinin şahs-ı manevîsine karşı olan şiddetli alakalardır. Risaleleri düzenli okumak, diğer ağabey ve kardeşlerle devamlı görüşmeye ve şevk alıp vermeye çalışmak, birisinin derdi olsa ilaç olmaya gayret etmekle alaka göstermektir. Böyle bir irtibat ve alaka, her bir ferdin mukavemetini arttırmaya vesile olur. Böyle bir alakadarlık dünyevî menfaat ile değil, manevî alakalarla olmaktadır.

On kişi bir araya gelse ve maddî-manevî kuvvetlerini birleştirseler, birisine yapılan kötü muameleye hep beraber karşı koysalar, o on kişinin her biri on kişi kadar kuvvetli olur. Çünkü onlardan birine çatacak kişi, on kişinin harekete geçeceğini bilir. Bunu yapacak kişinin on kişiyi de hesaba katması lazımdır ki, bunu göze alamaz, bunu yapmaya cesaret edemez.

İşte bunların şahs-ı manevîsinin kuvveti, o on kişiye göre olur. Bir araya gelenler bin kişi olsa, o bin kişinin her biri bin adam kadar güçlü olur. Bir araya gelenler bir milyon kişi olsa, her bir fert bir milyon adam kadar kuvvetli olur ve hakeza. Bir araya gelmekle meydana gelen şahs-ı manevînin şeref ve kuvvetini her bir fert kullanır. Toplumdaki tesirleri, yapabilecekleri işler de ona göre olur; çok büyük işleri yapabilirler.

Risale-i Nur talebelerinin şahs-ı manevisi milyonlardan müteşekkildir. Bu milyonları ifade eden şahs-ı manevînin gücü, kudreti ve rehberi ise Risale-i Nurlardır. Nur talebeleri hem Risale-i Nur'a olan kuvvetli alaka ve irtibatları hem de birbirlerine olan şiddetli teveccühleri sayesinde, bu zamanda küfür ve inkâr cereyanları karşısında sağlam bir kale gibi durabilmişlerdir. Böylece çok sistemli ve devlet gücü ile saldıran inkâr cereyanına mukabele ve mukavemet edip onları mağlup etmiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Haddinden fazla fevkalade hüsnüzan ve müfritane ali makam vermek yerine, fevkalade sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlas lazımdır. Onda terakki etmeliyiz." Biz hüsnüzanna memur değil miyiz, izah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...