"On beş gün, sinn-i teklif olan on beş seneye işarettir." Bu sayı standart mıdır? Sinn-i teklife vasıl olanların, Allah’ı bilmeme ve tanımama özrü ortadan kalkıyor mu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sinn-i teklif, yâni insanların iman ve ibadet konusunda mükellef olma yaşı genellikle on beş olarak kabul edilmekle birlikte, bu yaş hem cinsiyetler, hem de bölgelerin iklim yapıları itibariyle farklılık gösterebiliyor; genellikle 12-15 yaş arasında değişebiliyor. Meselâ, çok sıcak bölgelerde insanların on beş yaşına varmadan ergenlik çağına girdikleri görülüyor.

İnsanların mükellefiyetleri, akıl baliğ olmalarıyla, yani ergenlik çağına girmeleriyle başlar. Bu konuda kesin bir rakam vermek yerine, şöyle genel bir ifade kullanılabilir:

Bir insanın yaş durumuyla birlikte, içinde bulunduğu toplumun fikir ve inanç yapısı, öyle bir ortamda kendi aklıyla hakikati bulmaya ne ölçüde güç yetirebileceği ve daha böyle nice müsbet ve menfi unsurlar hep Cenab-ı Hakk’ın ilmindedir ve kulunu bütün bu şartlar çerçevesinde mes’ul tutar.

Nitekim Bakara sûresinin son âyetinde şöyle buyrulur:

“Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle mükellef kılar.”

Şu var ki, biz “şeriatın zahire hükmettiği” noktasından hareketle, buluğ çağına gelen her kişinin iman ve ibadetten mes’ul olacağını kabul ederiz. Bu kabulün, o kişinin mes’uliyeti yanında bizler için de çok ehemmiyetli bir yönü vardır. Şöyle ki:

Çocuklarımızın buluğ çağına ermelerini beklemeden, onların kalbinde iman hakikatlerinin hâkim olması için her türlü gayreti göstermemiz lazımdır. Zira büluğa eren kişi artık çocuk değildir, sonu cennet yahut cehenneme çıkacak iki yolun kavşağında bulunmaktadır.

Elbette ki, büluğa ermiş kimselere o noktadan sonra da yapacağımız çok telkinler ve tebliğler olabilir. Ancak İlâhî hakikatlerin kulun kalbine yerleşmesinde yaş, çok önemli bir unsurdur. Bu işe ne kadar erken başlanırsa netice o kadar hayırlı ve müspet olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...