"Resâili’n-Nur dahi ne Şark’ın malûmatından, ulûmundan ve ne de Garb’ın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Risale-i Nurlar ne Batı'nın sadece aklı esas alan felsefenin bir mahsulü, ne de Doğu'nun mistik / işrak felsefesinin bir mahsulüdür.
Doğu felsefesi, ekseriyetle mitolojik ve mistik ya da gizemci yanları olan bir felsefe geleneği olarak değerlendirilir.
Batı felsefesi, kendi tarihini Antik Yunan felsefesi dönemiyle birlikte başlatmakta, rasyonel ve sistematik düşünce geleneğini esas alır.
Risale-i Nurlar doğrudan Kur’an’dan feyiz aldığı için, ne Batı medeniyetinin ne de Doğu medeniyetinin tesiri altına girmemiş ve onların eksik ve kusurlu hikmet anlayışlarından temiz kalmıştır.
Kur’an vahiy olduğu için beşeri oluşumlardan ve medeniyet anlayışlarından mualla ve mukaddestir. Yani vahiyde beşeriyetin zaafiyetleri, kusurları, darlıkları, sınırları bulunmuyor. Çünkü vahyin kaynağı Allah’tır. Aklı esas alan Batı kalbini kaybetmiş, kalbi ve hissi merkeze alan Doğu ise aklını kaybetmiştir. Vahiy medeniyetinde ise, bu durum hassas bir denge içinde işlenmiş.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü