Risale-i Nur'da bulunan ifade gücü, tesiri çok nadir görülen bir durumdur. Bunun sebebi nedir?
Değerli Kardeşimiz;
Risale-i Nur'un diğer eserlerden en büyük farkı bu zamanın ihtiyaçlarına tam cevap vermesi, deva ve çare olmasıdır. Bu zamanın manevî sıkıntılarına ve yaralarına tam mutabık olmasıdır. Aynı zamanda Kur'an’ın manevî ve Vehbi bir tefsiridir; ilim ve muhakeme ile değil, Allah’ın bu zamanda zorda kalmış inananlara bir hediyesi ve lütuf eseri olarak yazdırılmıştır.
Risale-i Nur'un en büyük vasıflarından biri de insanlık içindeki bütün anlayış tabakalarına hitap etmesi ve onları aydınlatabilmesidir; başka eserlerde bu vasıf çok nadir olarak görünüyor.
Risale-i Nur avam-havas, cahil-alim, zengin-akir köylü-şehirli her kesime hitap eden bir eser olmasından, bazen bir kelimesi ve cümlesi çok manaların depolu olduğu bir kitap hükmünü alır. Bu yüzden, herkesin istifade ve anlayışı kabiliyet ve anlayışına göre oluyor, ama en alt kademedeki avam insan da istifadesiz kalmıyor. Ama batılı bir filozofun eserini ya da doğulu İbn-i Arabinin eserlerini anlamak için onların kıvamına varmak ve o seviyeye çıkmakla anlamak mümkündür; çünkü onların eserleri sadece havassa hitap ediyor.
Risale-i Nur meyveli bir bahçe gibidir, o bahçede çok uzun dalların ucunda tatlı ve olgun meyveler de var, en alt kısmında boyu kısa olanlar içinde meyveler var. Yani Nurlar kimseyi meyvesiz bırakmayan güzel bir bahçe hükmündedir.
Risale-i Nur'un diğer eser ve kaynaklardan farkı, o kaynaklarda dağınık ve hususi olan imani ve Kur'anî meseleleri temsil ve teşbihlerle toplatıp herkesin anlayacağı seviyeye indirmesidir. Aynı zamanda günümüz meselelerine de ışık tutması Risale-i Nur'u daha tesirli ve parlak yapmıştır. Risale-i Nurlar temsil ve teşbih dürbünü ile en derin ve en dağınık meseleleri en avam insanın idrak edebileceği bir kıvama ve seviyeye getirmiştir. Sair kaynaklar hususi insanlara hitap ederken Risale-i Nur umuma hitap ediyor.
Evet, temsil ve teşbihin en büyük gayesi, ince ve derin meselelerin anlaşılmasına vesile olmak, dağınık hakikatleri bir noktada toplamak, uzaktaki bir manayı yakınlaştırmak içindir. Zira insanların büyük bir kısmı avam olduğu için, zihin ve idrak dünyası, derin ve dağınık manaları anlamaktan uzaktır. Bu sebeple hatibin derin, mücerret, uzak ve dağınık hakikatleri temsil ve teşbih yardımı ile akla yaklaştırması bir ihtiyaçtır. İşte Kur’an’nın ve onu taklid eden Risale-i Nurların çokça temsil ve hikâye metoduna baş vurması, bu sebepledir. Zira Kur’an’ın muhatap kitlesinin ekserisi avam ve basit anlayışlı insanlardan oluşuyor. Hal böyle olunca, Kur’an avam kitlesini eğitmek ve öğretmek için, onların duygu ve fikir âlemine temsil ve hikayeler ile tenezzül ediyor, onların fikir ve hissiyatlarını okşayan ve tahrik eden misaller getiriyor.
Kur’an ve onun mühim bir talebesi olan Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerinde, temsil ve hikâyeleri bolca ve kesretle kullanması, bu ince sırdan ileri geliyor. Bu teşbih ve temsil yolu ile hakikatlere uzaktan uzağa baktırıyor.
Meselâ; Allah’ın bir ve tek olduğu halde sayısız mahlûkatı aynı anda muazzam bir tedbir ve tasarruf ile karıştırmadan ve yanılmadan idare etmesinin mahiyetini akıl hiçbir zaman kuşatarak ve ihata ile idrak edemez. Ama temsil ve misaller ile bu müşkül mesele akla kabul ettirilebilir ya da aklın hayret sancısı ve idrak hazımsızlığı giderilebilir.
Benzetme (teşbih), yerinde ve dozajında kullanıldığı zaman mübalağa değil aynı hakikat oluyor. Bu edebiyat âleminde cari olan bir usuldür. Risale-i Nurların diğer kaynaklardan en büyük farkı bu temsil ve teşbih metodunun çokça kullanılmasıdır. Risale-i Nurların beliğ olması, temsil metodunu kullanmasındandır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar