Risale-i Nurlarda mutluluğun psikolojik değerlendirmesi nasıl yapılmaktadır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nurlarda mutluluk ve saadetin temeli ve kaynağı, iman ve ibadet olarak gösterilir. Saadet, kelime olarak mesut ve mutlu olmak demektir. Mutluluk ise, maddî ve manevî olmak üzere iki kısma ayrılır.

Maddî mutluluk, insanın cismani ihtiyaçlarını karşılamasıdır. En temel maddî ihtiyaçlar ise yemek, içmek, uyumak, barınmak, nikâh gibi şeylerdir. Bunları insan temin ettiği zaman cismani saadete ulaşır. İnsan bedeninde var olan bütün aza ve duyguların cismani mutluluğu farklıdır.

Gözün mutluluğu görmektir, kulağın mutluluğu işitmektir, burnun saadeti koklamaktır vesaire. Maddî mutluluk bu azaların en güzel şekilde tatmin edilmesidir. Şayet bir insan karnını doyuramıyor, barınacağı bir evi, neslini devam ettireceği eşi yok ise, maddî olarak mutlu olamaz. Materyalist felsefe sadece bu noktayı nazara aldığı için mutluluğu sadece maddi olarak tarif ediyor.

İnsanın bir de akıl, kalp, vicdan, ruh, hayal, sırlar olmak üzere manevî aza ve latifeleri vardır. Bu duyguların saadeti maddî hislerin veya bedenî ihtiyaçların giderilmesi gibi değildir.

Mesela, kalp ancak Allah ile tatmin olur, onun ile saadete erer. Ruh, nurani bir varlık olmasından ancak nurani ve ulvi hakikatler ile mutmain olabilir. Vicdan, uhrevi âlemlerin bir haritası olmasından dolayı insanın o âlemlerin varlığını kabul etmekle mutlu olur. İşte bunun gibi birçok manevî latife ve hisler ancak iman ve marifet ile tatmin ve mutlu olabilir. Maddeci felsefenin iddiası gibi saadet sadece maddi arzuların tatmini ile hâsıl olmaz.

Felsefi ekoller içinde, mutluluğu sadece hazcılıkta gören ve insanı süfli arzulara yönlendiren sapkın fırkalar da vardır. Bunların en başında Epikuros’un kurmuş olduğu hedonizm (zevkçilik, hazcılık) gelir. Yani bunlara göre gerçek mutluluk cismani hazlardan ibarettir. İnsan ahlaki değerleri bırakıp hayvan gibi cismani hazların peşinden koşmalıdır diyor. Halbuki dünyanın fani olması ve ecel celladının sürekli bizi takip etmesi, bu maddî hazcılık felsefesinin ne kadar hakikatsiz ve çürük bir fikir olduğunu gösteriyor.

Üstad Hazretlerinin ifadelerinde saadet şu şekilde tarif ediliyor:

“Ve fısk ve sefahete seni teşvik eden şeytana ve o adama dersin: Eğer ölümü öldürüp zevâli dünyadan izale etmek ve aczi ve fakrı beşerden kaldırıp kabir kapısını kapamak çaresi varsa, söyle, dinleyelim. Yoksa, sus!..”(1)

"Ey zevk ve lezzete müptelâ insan! Ben yetmiş beş yaşımda, binler tecrübelerle ve hüccetlerle ve hadiselerle aynelyakin bildim ki, hakikî zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır ve iman hakikatleri dairesinde bulunur. Yoksa, dünyevî bir lezzette çok elemler var. Bir üzüm tanesini yedirir, on tokat vurur gibi, hayatın lezzetini kaçırır."(2)

"Demek iman bir mânevî tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor. Demek selâmet ve emniyet yalnız İslâmiyet'te ve imandadır. Öyleyse biz daima 'Elhamdü lillâhi alâ dini'l-İslâm ve kemâli'l-îman.' demeliyiz."(3)

"Elhasıl, âhiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah'a asker olmaktadır. Öyleyse biz daima 'Elhamdü lillâhi ale't-tâati ve't-tevfîk.' demeliyiz ve Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz."(4)

"ŞU DÜNYA ve dünya içindeki ruh-u insanî ve insanda dinin mahiyet ve kıymetlerini; ve eğer din-i hak olmazsa dünya bir zindan olması; ve dinsiz insan en bedbaht mahlûk olduğunu; ve şu âlemin tılsımını açan, ruh-u beşerîyi zulümattan kurtaran Yâ Allah ve Lâ ilâhe illâllah olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle:.."

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yedinci Söz

(2) bk. a.g.e., On Üçüncü Söz, İkinci Makam.

(3) bk. a.g.e., İkinci Söz.

(4) bk. a.g.e., Üçüncü Söz

(5) bk. a.g.e., Sekizinci Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...