İnsan; yaşlılık döneminde yaşayabileceği (görme kaybı, hafıza zayıflığı gibi) zor durumlarda Risale-i Nur okumaya devam etmeli mi, bırakmalı mı?

Soru Detayı

- İnsan, olurki ileride görme yetisini kaybedebilir veya ömrünün ileri zamanlarında hafızası zayıflayabilir veya seksenli yaşlara ulaştığında birçok yeteneği zayıflar veya gücünü kaybeder. Bu durumda olan kişilerde epey fazla. Risale-i Nur ise ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaçtır. Bu durumda olan insanlara, (veya biz de o durumda olabiliriz.) Risale-i nuru okumayı tavsiye edebilir misiniz?
- Ya da bu durumdaki insanlar okumayı bırakmalı mı? Bu onlar için zaruret mi?
- Zira siz Risale-i Nur, günlük düzenli okunmalı, imanî beslenme olarak görüyorsunuz ve görüyorum.

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Çok haklısınız ve aslında çok insani, çok derinden bir endişeyi dile getiriyorsunuz. Bahsettiğiniz durumlar yaşlılık, görme kaybı, hafıza zayıflığı hayatın birer gerçeği ve hepimizin başına gelebilecek imtihanlar. Risale-i Nur’u bir imanî beslenme, ekmek ve su gibi hayati bir ihtiyaç olarak gören bir insan için bu yetilerini kaybetme düşüncesi ilk başta büyük bir korku ve mahrumiyet hissi uyandırabilir.

Ancak kesin olan bir şey var: Bu durumdaki insanlar asla okumayı (veya Nur’la olan bağlarını) bırakmamalıdır. Hatta tam tersine, bu zor durumlar Risale-i Nur’un tesellisine, nuruna ve hakikatlerine en çok ihtiyaç duyulan zamanlardır. Bunun neden bir zaruret olduğunu ve bu durumdaki kişilerin ne yapabileceğini birkaç önemli noktayla açıklayalım:

  • Niyet ve Çaba, Amel Gibidir

İslamiyet’te asıl olan niyettir. Bir insan gençliğinde, sıhhatinde Risale-i Nur’u düzenli okumayı âdet edinmişse, yaşlandığında veya gözleri görmediğinde okuyamasa bile, Cenab-ı Hak onun geçmişteki halis niyetine ve samimi gayretine bakarak, sanki her gün okuyormuş gibi amel defterine sevap yazabilir. Risale-i Nur okumak sadece gözle yapılan bir eylem değil, kalp ve ruhun bir yönelişidir. Okuayamasa da dinleyebilir.

  • Sadece "Okumak" Değil, "Dinlemek" de İbadettir

Gözlerin zayıflaması veya görme kaybı, Risale-i Nur’dan mahrum kalmak anlamına gelmez. Günümüzde teknolojinin sunduğu imkânlar bu engelleri büyük ölçüde kaldırıyor:

Sesli Kitaplar ve Uygulamalar: Risale-i Nur’un tamamının seslendirildiği çok kaliteli sesli kitap uygulamaları, web siteleri var. Gözleri görmeyen veya okumakta zorlanan bir insan, kulaklığını takarak bu hakikatleri dinleyebilir.

Dinlemek de Okumaktır: Risale-i Nur derslerinde bir kişi okur, diğerleri dinler. Üstad Bediüzzaman, dinleyenlerin de en az okuyanlar kadar hissedar olduğunu, hatta ihlasla dinlemenin de bir nevi manevi ders ve ibadet olduğunu belirtir.

Hatta bu vesile ile oğluna, damadına, kızına, gelinine ve dahi torunlarına Risale-i Nur okutan Nur talebelerinin sayısı da az değildir.

  • İhtiyarlar ve Hastalar Risaleleri En Büyük Tesellidir

Bahsettiğiniz seksenli yaşlardaki insanlar ve bazı yetilerini kaybedenler için Risale-i Nur’da özel bir bölüm vardır: Hastalar Risalesi ve İhtiyarlar Risalesi. Üstad Hazretleri, bu risalelerde yaşlılığı ve hastalıkları birer musibet değil, insanı dünyaya bağlanmaktan kurtaran, günahları temizleyen ve ahirete hazırlayan sevimli birer Rabbani hediye olarak nitelendirir. Görme yetisini kaybeden birine, Risale-i Nur dünyanın geçici ve fani çirkinliklerini görmemek ve kalp gözünün açılması yönünden muazzam bir teselli sunar. Bu durumdaki birine okumayı bırakmasını söylemek, en çok susadığı anda onun suyunu kesmek gibi olur.

  • Hafıza Zayıflasa Bile Ruh Beslenir

"Okuyorum ama unutuyorum" veya "hafızam zayıfladı" endişesi de çok yaygındır. Risale-i Nur hakikatleri sadece akla hitap etmez kalbe, ruha, sırra ve diğer manevi duygulara da üflenir. Akıl unutsa bile ruh o gıdayı alır ve beslenir. Ekmek yediğimizde unuttuğumuz halde vücudumuza nasıl enerji veriyorsa, nurani kelamlar da ruh dünyamızda öylece kalır ve insanı iman noktasında dik tutar.

Özetle: Bu durumdaki insanlar için Risale-i Nur’u hayatlarından çıkarmak bir seçenek olmamalı, bilakis hayatlarının tam merkezinde yer almalıdır. Fiziksel olarak okuyamıyorlarsa dinlemeli, kendi başlarına yapamıyorlarsa başkalarından kendilerine okumasını rica etmelidirler. Bizler de her halükârda, şu anki sıhhatimizin kıymetini bilip düzenli beslenmeye devam etmeli, ilerisi için de bu nurlu dilden ve hakikatlerden bizi ayırmaması için dua etmeliyiz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 69
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

1.Belki azdır ama görme, duyma yetisini kaybeden insan da tanıdım. Bu gibi durumda artık yapacak birşey kalmaz. O zaman okuyamasa dahi niyetle sahip olabilir. 

Böyle düşünmem isabetli, değil mi? 

2.Görme yetisini kaybedenler evet dediğiniz gibi dinleyebilir. Ama sizin sitenizi aktif soru sorma sitesi olarak kullanıyoruz. Peki sadece dinleyen bir insan aklına soru gelince ne yapacak.

O zaman da, Allah bize bir şekilde yardımcı olur mu diyeceğiz?

Evet teknoloji çok iyi belki ileride daha neler olacak. Allah kolaylaştırabilir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Bir dostuna bir akrabasına rica eder soru sordurabilir bunlar basit detaylar iman varsa imkanda daima vardır. 
1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

DİNLEMEK DE OKUMAKTIR” ifadesi:

asıl olanın ruhun hakikatlerle buluşması olduğunu vurguluyorsunuz. Bu, görme veya hafıza gibi yetilerini kaybetmiş yaşlı, hasta veya engelli insanlar için bir ruhsat (kolaylık) ve tesellidir. Sağlıklı insanlar için asıl olan, gözle okuyarak, tefekkür ederek, yazarak ve dersler alarak Risale-i Nur’la meşgul olmaktır.

· Sağlıklı olan, elinden ve gözünden geleni yapmakla mükelleftir. “Dinlemek de aynı” deyip kitap okumayı bırakmak, nimetin kadrini bilmemek olur.

· Dinlemek, bir zaruret halinde (görme kaybı, felç, aşırı yaşlılık vb.) okumanın yerini tutan ikame bir ibadettir. Sağlık varken okumayı bırakıp sadece dinlemek, farzı terk edip sünnetle yetinmeye benzer.Yetiler varken gözle, akılla, kalple okuyarak beslenmek esastır.

Yetiler kaybedildiğinde ise dinlemek, aynı manevi gıdayı almanın en güzel yoludur.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Ama sosyal realite her zaman öyle olmuyor insanların ekserisi avam ve kulaklı tabakadan olduğu için dinlemeyi tercih ediyor. 

1. Avam ve Kulaklı Tabakası Gerçeği

İnsanların büyük bir kısmı derin felsefi, ilmi veya akademik metinleri gözle okuyup saatlerce tefekkür edecek zamana, eğitime veya zihni kapasiteye (kondisyona) sahip olmayabilir. İşçidir, esnaftır, tarladadır veya günün yorgunluğundan dolayı kitaba odaklanamıyordur.

İşte bu noktada "kulaklı tabakası" devreye girer. Dinlemek, bu çoğunluk için İslam’ın ve hakikatlerin hayatın içine sızmasını sağlayan en pratik ve en etkili kanaldır. Eğer dinlemeyi "sadece zaruret hali" olarak sınırlandırırsak, toplumun büyük bir kısmını bu manevi gıdadan mahrum bırakma riskiyle karşı karşıya kalırız.

2. İki Görüşün Dengesi (Sentez)

Durumu şöyle bir dengeye oturtabiliriz:

İdeal Olan (Metodolojik Esas):  İmkanı, vakti ve zihni kapasitesi olan bir insanın bizzat gözüyle okuması, altını çizmesi, kelimeler üzerine düşünmesi ve tefekkür etmesi elbette en yüksek istifade şeklidir. Çünkü gözle okumak zihni daha aktif tutar.

Vakıa Olan (Sosyal Realite): Ama hayatın koşturmacası ve insanların fıtri durumları sebebiyle, dinlemek en geniş kitleye ulaşan irşat metodudur. Dinlemek olmasaydı, asırlardır camilerdeki vaazlar, sohbet meclisleri ve dershanelerdeki toplu okumalar bu kadar etkili olamazdı. Ders ortamında bir kişi okurken diğerlerinin dinlemesi de bu usulün bir parçasıdır.

Sonuç

"Dinlemek de okumaktır" ifadesi, sadece fiziksel bir engel durumundaki "ruhsat" değil; aynı zamanda hayatın yoğunluğu içinde koşturan geniş halk kitleleri (avam) için de muazzam bir "vüsat" (genişlik) ve rahmettir.

Sağlıklı bir insan için her iki kanalı da açık tutmak en güzelidir: İmkan bulduğunda masasının başına geçip derinlemesine okumak; yoldayken, iş yaparken veya yorgunken de dinleyerek ruhunu o hakikatlerden uzak bırakmamak. 

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

"Sağlıklı bir insan için her iki kanalı da açık tutmak en güzelidir: İmkan bulduğunda masasının başına geçip derinlemesine okumak; yoldayken, iş yaparken veya yorgunken de dinleyerek ruhunu o hakikatlerden uzak bırakmamak. "

O zaman sadece dinlemeyi de okumaktan görüyorum. 

Hep dinlesem dahi okuyor kabul ediyorum. 

Burada istemek devreye girecek hangisini istersem onu yaparım. Duruma göre davranırım. 

Zaten teknoloji geliştiği için okuma, dinleme, yapay zeka hibrit olarak da kullanıyorum. Böyle de zenginlik oluyor. 

Kitap okuma üzerinden okumak istersem oradan ilerlerim. 

Hep rutin okuma sıkabiliyor, sıkıyor.

Dinlemeye yönelmek bence, sıkılmayı hafifletir.Hele yorgunken, çalışma hayatının üzerine risaleleri okumak bana çok ağır geliyordu, zihnim çok yoruluyordu. Yorgunluğuma yorgunluk katıyordu. 

Zihnim açıkken yorgun değilken dediğiniz gibi kitaptan okumak, üzerinde düşünmek daha verimli olur. 

Allah razı olsun 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

Hem eskiden kaldığım okuyucu cemaatinde şu söylenirdi:

"Sadece umumi dersleri takip eden, ileride kendi kitap okumasını da bırakır, şahsi okumayı bırakmamak lazım." denirdi.

Buna benzer şeyler söylendiğini sizde de gördüm. 

Bunu şöyle anlamlandırıyorum:

Diyelim ki bir kişi umumi derse gitse, netice itibari ile o günkü okumasını yapmış olur, şahsi okumasını yapmasa dahi. Malumki her insan her gün umumi derse gidemeyeceği için, diğer günlerde okumasını yapmalı. Şayet vakit olursa umumi dersine gitse kendi dersini yine okursa bunun yararı olur.

Bu şekilde anladım. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...