Said Nursi dâhi midir? Az ömürde çok kitap yazmak deha istemez mi? Âlimler ömürlerine birçok kitap sığdırabiliyorlar...
Değerli Kardeşimiz;
Kitap yazmayı sadece dâhilikle izah etmek yanlış olur. Kitap yazan herkes dâhi olmadığı gibi, her dâhi de kitap yazmış değildir. Ciltlerle kitap yazan normal insan sayısı çok fazladır.
Âlimliği de deha ile izah etmek doğru değildir. Yani her âlim, dâhi olacak diye bir kaide ve bir şart bulunmuyor. Âlimlik ve ilim, çaba, çalışma ve disiplin ile de kazanılabilir ki âlimlerin büyük bir kısmı bu şekilde âlim olmuşlar.
İlim yolunda zahmet çekenlere en güzel örneklerden bir tanesi de İbn-i Hacer Hazretleridir. İbn Hacer Hazretleri ilim öğrenmek için bir medreseye girdi, ancak kafası bir türlü dersleri almıyordu. Bütün arkadaşları onu geçtiler. Seneler geçmesine rağmen pek bir şey öğrenemedi. En sonunda ilmi bırakıp memleketine dönmeye karar verdi. Hocasının nasihatleri de fayda etmedi. Yola çıktı. Yolda dinlenmek için bir mağaraya girdi. Mağarada dinlenirken gözü yukarıdan damlayan damlalara takıldı. Yavaş yavaş düşen damlalar, yerdeki taşta büyük bir delik açmıştı. İbn Hacer Hazretleri kendi kendine şöyle düşündü:
“Su gayet yumuşak, latif bir cisim olduğu halde sert kayayı nasıl deliyor. Benim kafam bu kayadan daha da sert değildi ya, zamanla benim de kafama Allah’ın nuru olan bu ilim girer” deyip medreseye geri dönüyor ve kısa bir zamanda da arkadaşlarını geçiyor. Bu hâdise sebebiyle kendisine İbn Hacer (taşın oğlu) deniliyor.
Üstad'ımıza gelince, onun hafızası ve zekâsı mevhibe bir şekilde deha seviyesinde idi. Risale-i Nurlar aynı zamanda kesbi değil, vehbi ve ilhami bir şekilde telif edilmiştir. Zaten bu tarz manevî tefsirler vazifeli müceddidlere nasip olan bir durumdur. Kendisine o zamanın büyük âlimleri, zamanın güzeli ve eşsizi manasına gelen "Bediüzzaman" unvanını vermişlerdi.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü