"Şeriat-ı Ahmediyenin (a.s.m.) tazammun ettiği ve emrettiği medeniyet ise ki, medeniyet-i hazıranın inkişâından inkişaf edecektir." cümlesini nasıl anlayabiliriz? Çöküş olmadan inkişaf olamaz mı? Kaderi planda bunun hikmeti nedir acaba?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada kilit kelime "inkişa"dır. İnkişa, manilerin gidip, havanın açılması anlamına geliyor.

Batı medeniyetinin gaflet ve dalaleti yayan habis ruhu, insanlığın nazarından çekilirse ya da bu medeniyetin insanları küfür ve gaflete davet eden zararlı yüzü yok olursa, İslam medeniyeti insanlık tarafından daha iyi anlaşılacak demektir. Güneş'in önünde perde olup görünmesine mani olan bulutlar çekilmedikçe, ışığın gelmesi mümkün olmadığı gibi, İslam güneşinin önünde perde olan Batı'nın kesif bulutları da çekilmedikçe, İslam nurunun dünya çapında nurlarını neşretmesi mümkün değildir.

Evet, bugün hazır medeniyetten beslenen birçok zararlı anlayış ve ideolojiler, İslam nurunun önünde kesif bir perde olmaktadır. İslamofobi bunlardan bir tanesidir mesela.

İslamofobi, kelime anlamı olarak "İslam korkusu" demektir. Müslümanlara ve İslam dinine karşı sürdürülegelen ön yargı ve ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Müslümanlara karşı duyulan irrasyonel nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelir ki; bu bakış açısı İslam nuru önünde önemli bir kesif perdedir.

Ama eğitim, bilim ve demokrasi gibi gelişmeler, zamanla bu yanlış perdeleri kaldıracak ve İslam güneşinin doğmasına vesile olacaktır inşallah...

Sorunun ikinci kısmına gelince;

Mübareze, yani çarpışma Allah’ın Celali isimlerinin bir gereği olarak kainata bir kanun olarak vazedilmiştir. İman ile küfür, iyi ile kötü, hayır ile şer, melek ile şeytan, bunlar hep bu kanunun gereği olarak sürekli mübazere ve çarpışma içindedirler. Bu iki zıddın çarpışması ve mübazere etmesi, en küçük daireden tut ta en büyük daireye kadar her dairede cari bir kanundur.

Üstad Hazretleri en küçük daire olan kalbin etrafında meleklerin ilhamı ile şeytanların verdiği vesveseden tut ta semada da melekler ve şeytanlar arasında bir çarpışmanın var olduğunu söylüyor. Cinni şeytanların semaya çıkıp oradan mele-i alaya (melekler meclisi) uzanıp kulak hırsızlığı yapmalarını önlemek için melekler şeytanlara yıldızları savurarak savunma yaptığını şu ayet ifade ediyor:

"And olsun ki, dünya semasını biz kandillerle süsledik ve şeytanlar için o kandilleri birer taş yaptık." (Mülk, 67/5)

İman ile küfrün mücadele ve mübarezesinde, galibiyet ve mağlubiyet kaçınılmaz bir neticedir. Bazen küfür galip gelirken, ekseri olarak iman galip gelir. Galibiyet ve mağlubiyet değişiminde birisi çökerken diğeri yükselir. Bunun ana sebebi küfrün, imanın derece ve mertebelerinin inkişaf etmesinde istihdam edilmesidir. Yani küfür, imanın izafi olan hadsiz makamlarının ortaya çıkmasında ve tezahür etmesinde bir aracı oluyor ki, bazen galip gelmesine de müsaade ediliyor. Lakin birinin galip gelmesi diğerinin çökmesine bağlıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

oğuzhangözüpek
Ön yargının oluşmasının sadece Gayrı müslimlerin icraatlarından değil Müslümanların yaşantısının gayrı islamı oluşundan kaynaklandığını söylesek hata yapmış olmayız.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ihlasnur
evet, lakin bize avrupai bir düşünce ve yaşayışı enjekte eden yine içimizdeki avrupa kaselisleri ve avrupaperestler olduğu muhakkaktır. medeniyet-i hazıra avrupa ve yunan kültürüne mal edilmktedir. bu felsefik akım ise asırlardır beşeriyeti perişaniyete sıtma gibi tutturduğu malumdur. yunan ve roma felsefesinin hayat-ı içtimaiye-i avrupaiyeden çekilmesi ile hakaik-i imaniye vel kur'aniye hakim olacaktır. inşaallah
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...