Block title
Block content

Sünuhat

İçerikler

  1. "Ciddî bir alâkayla senin eskiden beri tekrar ettiğin 'Bir ışık var, bir nur göreceğiz.' diye müjdelerin tevili ve tefsiri ve tâbiri, sizin hakkınızda belki iman cihetiyle, âlem-i İslâm hakkında dahi en ehemmiyetlisi Risale-i Nur'dur." cümlesini izah eder misiniz?

  2. "Tenkidât-ı ukalâ mahkemesinden tarih celp namesiyle celp olunsam, yine bu hakikatleri, tevessü ve inbisat ile çatlayan bazı yerlerini yamalamakla beraber, taze olarak orada da göstereceğim." cümlesini izah eder misiniz?

  3. "Elfazca zengin değilim, israfı da sevmem, teşrifatçı elfâzı beğenmem, icazımdan darılma..." cümlesini izah eder misiniz?

  4. "Fert mütekellim-i vahde olsa, müsamahası ve fedakârlığı amel-i salihtir; mütekellim i maalgayr olsa hıyanettir, amel-i tâlihtir. Bir şahıs kendi namına hazm-ı nefis eder, tefahur edemez; millet namına tefahur eder, hazm-ı nefis edemez..." izahı?

  5. "Meselâ, cesaret, sehavet, erkekte gayret, hamiyet ve muavenete sebeptir. Kadında, nüşuza, vakahate, zevc hakkına tecavüze sebep olabilir." cümlesini açıklar mısınız?

  6. Kur’ân, sâlihat’ı mutlak, müphem bırakıyor. Çünkü ahlâk ve faziletler, hüsün ve hayır çoğu nisbîdirler. Nev’den nev’e geçtikçe değişir. Sınıftan sınıfa nâzil oldukça ayrılır. Mahalden mahalle tebdil-i mekân ettikçe,.. İzahı?

  7. Tertib-i mukaddematta tefviz, tembelliktir. Terettüb-ü neticede tevekküldür. Semere-i sa'yine, kısmetine rıza kanaattir; meyl-i sa'yi kuvvetlendirir. Mevcuda iktifa, dûnhimmetliktir. Bu cümleleri açıklar mısınız?

  8. "Akıbet, ikaba delildir; hadsen onu gösteriyor. Mâsiyetin ekseriya dünyada olan âkıbeti bir emâre-i hadsiyedir ki, cezasında bir ikab vardır." İzah eder misiniz?

  9. "Bir nefer takımda, bölükte, taburda, fırkada birer rabıtası, birer vazifesi olduğu gibi; herkesin heyet-i içtimaiyede müteselsil revabıt ve vezaifi vardır. Halita şeklinde gayr-ı muayyen olsa, tearüf ve teavün olmaz." izahı?

  10. "Eğer şu umum muhtelif hususî tecrübeler nazara alınırsa, görünür ki, nokta-i iştirak yalnız tabiat-ı mâsiyettir ki, cezayı istilzam ediyor. Demek ceza, mâsiyetin lâzım-ı zâtîsidir." lazım-ı zatiyi özellikle izah eder misiniz?

  11. "Elbette, bu dârda terettüp etmeyen, başka dârda terettüp edecektir." cümlesindeki "dünyada terettüp etmeyen" ne demektir, bu kısmı açar mısınız?

  12. "Kesretin mebdei vahdettir, müntehâsı da vahdettir. Bu bir düstur-u fıtrattır." Buranın izahını misallerle yapar mısınız?

  13. "Kudret-i ezeliye dehşetli bir faaliyetle âlem-i kesifi, âlem-i lâtife kalb; ve zerrat-ı kâinatı hayattan hissedar etmek için, ednâ bir sebeple, bir bahaneyle kemal-i ehemmiyetle hayatı verdiği gibi, aynı derece ehemmiyetle mebsûten mütenasip, rızkı dahi ihzar ediyor." izah eder misiniz?

  14. "Küremiz hayvana benziyor, âsâr-ı hayatı gösteriyor. Hayatı varsa, ruhu da vardır..." cümlelerinin izahını yapar mısınız?

  15. "Rızık, hayat kadar kudret nazarında ehemmiyetlidir. Kudret çıkarıyor, kader giydiriyor, inayet besliyor... Hayat, muhassal-ı mazbuttur; görünür. Rızık gayr-ı muhassal, tedricî münteşirdir; düşündürür..." izah eder misiniz?

  16. Kudret çıkarıyor, kader giydiriyor, inayet besliyor. Bu ifadeyi açıklar mısınız?

  17. "Âlem-i rüya, âlem-i misâlin zılli ve o da âlem-i berzahın zılli olduğundan, desatirleri mütemâsildir." cümlesini nasıl anlamalıyız? Ayrıca alem-i misal hakkında bilgi verir misiniz?

  18. "İşte, ehl-i istiğrakın iştibahının sebebi ve şatahatın menşei, şu zılli, asla iltibas etmeleridir." cümlesini izah eder misiniz; ehl-i istiğrak neyi karıştırıyorlar?

  19. "Kâinata serpilmiş katarat ve lemeat-ı hayatın dahi muhassalı bir hayat-ı umumiye var olmak gerektir. Hayat varsa ruh da vardır. Öteki gibi müntehâ-i ruh bir mebde-i ruhun cilve-i feyzidir. O mebde-i ruh dahi, hayat-ı ezeliyenin tecellîsidir ki, lisan-ı tasavvufta 'hayat-ı sâriye' tesmiye ederler." İzah eder misiniz?

  20. "Kudret-i ezeliyenin feyz-i tecellîsî ve eser-i ibdâı olan kâinattaki kuvvetten umum zerrata, her bir zerreye birer zerre-i câzibe halk ve ihsan ederek ve ondan kâinatın rabıtası olan müttehid, müstakil, muhassal cazibe-i umumiyeyi inşa ve icad.." izah?

  21. "Nasıl ki, zerratta reşahat-ı kuvvet olan cazibelerin muhassalası bir cazibe-i umumiye vardır..." cümlesinin izahını devamıyla birlikte yapar mısınız?

  22. "Bazan nur, nar göründüğü gibi şiddet-i belâgat da mübalâğa görünür. Şurada nükte-i belâgat üç noktadan terekküp ediyor..." Bu üç noktayı izah eder misiniz?

  23. "İstidad-ı fıtrînin hariçte derece-i kuvvetini izharla, mümkünü vâki suretinde göstererek, nefsi zecr eder..." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

  24. "Nur, nar göründüğü gibi, bazan şiddet-i belâgat dahi mübalâğa görünür." ifadesini izah eder misiniz?

  25. "Kaziye-i mutlaka, bazan külliye; ve kaziye-i vaktiye-i münteşire, bazan daime suretinde görünür." cümlesini izah eder misiniz?

  26. "Bazı âyât ve ehadîs vardır ki; mutlakadır, külliye telakki edilmiş. Hem öyleler vardır ki; münteşire-i muvakkatadır, daime zannedilmiş. Hem mukayyede var, âmm hesab edilmiş." cümlesini örneklerle açıklar mısınız?

  27. "İhyâ, mânâ-yı zâhirî-yi mecazi itibarıyla, hasenatın gayr-ı mahdut tezauf düsturunu gösterir." cümlesini, devamındaki ayetle birlikte izah eder misiniz?

  28. "Sun'î tasarrufat-ı beşeriye ise, fıtratta câri olan nevâmîs-i İlâhînin sereyanlarını keşif ile, tevfik-i hareket edip, lehinde istimal etmektir." cümlesini izah eder misiniz?

  29. "Zira kudret zâtiyedir. Acz tahallül edemez. Melekûtiyete taallûk eder. Mevâni tedahül edemez. Nispeti kanûnîdir. Cüz ve küll, cüz’î ve küllî hükmüne geçer." Cümlelerini açıklar mısınız?

  30. Tekfir konusunu açıklar mısınız? Büyük günahları işleyen ve İslâm'ın bazı esaslarından taviz veren insanların tekfir edilmesine (küfre girdiklerine hükmedilmesine) ne dersiniz?

  31. "Kudret hem basit, hem nâmütenâhi, hem zâtî; mahall-i taallûk-u kudret hem vasıtasız, hem lekesiz, hem isyansızdır." cümlesini izah eder misiniz?

  32. "Kudret-i ezeliye, Zât-ı Akdese lâzıme-i zaruriye, nâşie-i zâtiyedir." cümlesini izah eder misiniz?

  33. "Kudrette meratip, bizzarure, olamaz." izah eder misiniz, neden kudrette meratip olmuyor?

  34. "Kün emr-i ezelîsine mümkinin itaat ve imtisalinde, meyil ve ihtiyaç ve şevk ve incizap mümteziç, mündemiçtir." cümlesini izah eder misiniz?

  35. "Madem ki, kudret-i ezeliye gayr-ı mütenâhiyedir, zatiyedir, zaruriyedir. Herşeyin lekesiz, perdesiz cihet-i melekûtiyeti ona müteveccihtir, ona mukabildir,.." İzah eder misiniz?

  36. "Mâhiyât-ı mümkinatın mutlak kemâli, mutlak vücuttur. Hususî kemâli, istidadatını bilfiile çıkaran has vücuttur." İzah eder misiniz?

  37. "Hristiyan'da servet ve rütbece yüksek olanlar, ziyade dindardır. İslâmiyet'te avam ise, servet ve rütbece yüksek olanlardan ziyade dine merbuttur." cümlesini açıklar mısınız?

  38. "İslamiyet, vasıtayı red, delili kabul ve vesileyi nefiy, imamı ispat eder." Vasıta ile vesilenin farkı nedir? Ve imamı ispat eder ne demektir? Cümleyi izah eder misiniz?

  39. "Kendini havas zanneden zâlimlere mazlûmîn ve avamın hücumuyla, Hıristiyanlık havassın tahakkümüne yardım ettiğinden parçalanabilir. İslâmiyet ise, dünyevî havastan ziyade avamın malı olduğundan,.." Devamıyla izah eder misiniz?

  40. "Zira bir zirütbe enaniyetli bir Hristiyan, ne derece dinde mütasallib ise, o derece mevkiini muhafaza ve enaniyeti okşar, kibrinde imtiyazından fedakârlık etmez, belki kazanır." Üstad'ın bu sözünü biraz açıklar mısınız?

  41. Sofiye meşrebinden kat-ı nazar, İslâmiyet vasıtayı red, delili kabul ve vesileyi nefiy, imamı ispat eder. Başka din vasıtayı kabul eder... Cümlesini izah eder misiniz?

  42. "Beşerde meyl-i teceddüd var. Halef selefi kâmil görse, tezyid eylemese, meylinin tatminini başka tarzda arar, bazan aksülâmel yapar." ifadesini izah eder misiniz, “tezyid eyleme” nasıl oluyor?

  43. "Hattâ en garibi, bir kısım mutaassıplar, mesleklerinin zıddına olarak, küffara karşı müsamaha dostluk ve lâkayt Jönler husumet ve salâbet taraftarı çıktılar..." izah eder misiniz?

  44. "Hem mebdei, taassup derecesinde azîmet olsa, nihayeti müsaheleye, ruhsata taraftarsa, nihayeti salâbete müncer olur. Bir kısım Hanbelî, Hanefî gibi." Bu cümlelerin izahı nasıldır?

  45. "İki âlim; bazan nâkısın oğlu kâmil, kâmilin oğlu nâkıs oluyor. Güya bakiyye-i iştiha ve şevki, tevarüsle velede geçiyor. Öteki kaza-i vatar ettiğinden, veledinden ilme karşı açlık hissini uyandırmıyor." İzah eder misiniz?

  46. "Lâkayt Emevîlik, nihayet sünnet cemaate, salâbetli Alevîlik, nihayet Râfîzîliğe dayandı. Hem zâlime karşı miskinliği esas tutan Hıristiyanlık,.." İzah eder misiniz?

  47. "Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarır... Hem mebdei, taassup derecesinde azîmet olsa, nihayeti müsaheleye, ruhsata taraftarsa, nihayeti salâbete müncer olur. Bir kısım Hanbelî, Hanefî gibi." İzah eder misiniz?

  48. "Bir şeyin müteaddit esbabı olduğundan; olabilir, o câni sıfat da kalbin fesadından değil, belki hariç bir sebebin neticesidir." izah eder misiniz?

  49. "Ene ve enaniyetin eşkâl-i habîsesi olan hodgâmlık, hodbinlik, hodendişlik, gurur ve inat o meyle inzimam etse, öyle ekberü'l-kebâiri icad eder ki, daha beşer ona isim bulmamış. Cehennemin lüzumuna delil olduğu gibi, cezası da yalnız Cehennem olabilir." İzah eder misiniz?

  50. "Sırf o meş'um sözünü doğru göstermek,.. Hasmın zulm-ü kâfiranesini, hayale gelemez cerbezeli tevillerle adalet suretinde göstermek ister." Konuyu açıklar mısınız?

Yükleniyor...