Block title
Block content

Sünuhat

İçerikler


  1. "Ciddî bir alâkayla senin eskiden beri tekrar ettiğin 'Bir ışık var, bir nur göreceğiz.' diye müjdelerin tevili ve tefsiri ve tâbiri, sizin hakkınızda belki iman cihetiyle, âlem-i İslâm hakkında dahi en ehemmiyetlisi Risale-i Nur'dur." izah eder misiniz?

  2. "Tenkidât-ı ukalâ mahkemesinden tarih celp namesiyle celp olunsam, yine bu hakikatleri, tevessü ve inbisat ile çatlayan bazı yerlerini yamalamakla beraber, taze olarak orada da göstereceğim." cümlesini izah eder misiniz?

  3. Kur’ân, sâlihat’ı mutlak, müphem bırakıyor. Çünkü ahlâk ve faziletler, hüsün ve hayır çoğu nisbîdirler. Nev’den nev’e geçtikçe değişir. Sınıftan sınıfa nâzil oldukça ayrılır. Mahalden mahalle tebdil-i mekân ettikçe,.. İzahı?

  4. Tertib-i mukaddematta tefviz, tembelliktir. Terettüb-ü neticede tevekküldür. Semere-i sa'yine, kısmetine rıza kanaattir; meyl-i sa'yi kuvvetlendirir. Mevcuda iktifa, dûnhimmetliktir. Bu cümleleri açıklar mısınız?

  5. "Fert mütekellim-i vahde olsa, müsamahası ve fedakârlığı amel-i salihtir; mütekellim i maalgayr olsa hıyanettir, amel-i tâlihtir. Bir şahıs kendi namına hazm-ı nefis eder, tefahur edemez; millet namına tefahur eder, hazm-ı nefis edemez..." izahı?

  6. "Elfazca zengin değilim, israfı da sevmem, teşrifatçı elfâzı beğenmem, icazımdan darılma..." cümlesini izah eder misiniz?

  7. "Meselâ, cesaret, sehavet, erkekte gayret, hamiyet ve muavenete sebeptir. Kadında, nüşuza, vakahate, zevc hakkına tecavüze sebep olabilir." cümlesini açıklar mısınız?

  8. "Elbette, bu dârda terettüp etmeyen, başka dârda terettüp edecektir." cümlesindeki "dünyada terettüp etmeyen" ne demektir, bu kısmı açar mısınız?

  9. "Bir nefer takımda, bölükte, taburda, fırkada birer rabıtası, birer vazifesi olduğu gibi; herkesin heyet-i içtimaiyede müteselsil revabıt ve vezaifi vardır. Halita şeklinde gayr-ı muayyen olsa, tearüf ve teavün olmaz." izahı?

  10. "Akıbet, ikaba delildir; hadsen onu gösteriyor. Mâsiyetin ekseriya dünyada olan âkıbeti bir emâre-i hadsiyedir ki, cezasında bir ikab vardır." İzah eder misiniz?

  11. "Eğer şu umum muhtelif hususî tecrübeler nazara alınırsa, görünür ki, nokta-i iştirak yalnız tabiat-ı mâsiyettir ki, cezayı istilzam ediyor. Demek ceza, mâsiyetin lâzım-ı zâtîsidir." lazım-ı zatiyi özellikle izah eder misiniz?

  12. Kudret çıkarıyor, kader giydiriyor, inayet besliyor. Bu ifadeyi açıklar mısınız?

  13. "Kesretin mebdei vahdettir, müntehâsı da vahdettir. Bu bir düstur-u fıtrattır." Buranın izahını misallerle yapar mısınız?

  14. "Küremiz hayvana benziyor, âsâr-ı hayatı gösteriyor. Hayatı varsa, ruhu da vardır..." cümlelerinin izahını yapar mısınız?

  15. "Kudret-i ezeliye dehşetli bir faaliyetle âlem-i kesifi, âlem-i lâtife kalb; ve zerrat-ı kâinatı hayattan hissedar etmek için, ednâ bir sebeple, bir bahaneyle kemal-i ehemmiyetle hayatı verdiği gibi, aynı derece ehemmiyetle mebsûten mütenasip,.." izah?

  16. "Rızık, hayat kadar kudret nazarında ehemmiyetlidir. Kudret çıkarıyor, kader giydiriyor, inayet besliyor... Hayat, muhassal-ı mazbuttur; görünür. Rızık gayr-ı muhassal, tedricî münteşirdir; düşündürür..." izah eder misiniz?

  17. "Âlem-i rüya, âlem-i misâlin zılli ve o da âlem-i berzahın zılli olduğundan, desatirleri mütemâsildir." cümlesini nasıl anlamalıyız? Ayrıca alem-i misal hakkında bilgi verir misiniz?

  18. "Nasıl ki, zerratta reşahat-ı kuvvet olan cazibelerin muhassalası bir cazibe-i umumiye vardır..." cümlesinin izahını devamıyla birlikte yapar mısınız?

  19. "Kâinata serpilmiş katarat ve lemeat-ı hayatın dahi muhassalı bir hayat-ı umumiye var olmak gerektir. Hayat varsa ruh da vardır. Öteki gibi müntehâ-i ruh bir mebde-i ruhun cilve-i feyzidir. O mebde-i ruh dahi, hayat-ı ezeliyenin tecellîsidir ki,.." İzah?

  20. "İşte, ehl-i istiğrakın iştibahının sebebi ve şatahatın menşei, şu zılli, asla iltibas etmeleridir." cümlesini izah eder misiniz; ehl-i istiğrak neyi karıştırıyorlar?

  21. "Kudret-i ezeliyenin feyz-i tecellîsî ve eser-i ibdâı olan kâinattaki kuvvetten umum zerrata, her bir zerreye birer zerre-i câzibe halk ve ihsan ederek ve ondan kâinatın rabıtası olan müttehid, müstakil, muhassal cazibe-i umumiyeyi inşa ve icad.." izah?

  22. "Nur, nar göründüğü gibi, bazan şiddet-i belâgat dahi mübalâğa görünür." ifadesini izah eder misiniz?

  23. "Bazan nur, nar göründüğü gibi şiddet-i belâgat da mübalâğa görünür. Şurada nükte-i belâgat üç noktadan terekküp ediyor..." Bu üç noktayı izah eder misiniz?

  24. "İstidad-ı fıtrînin hariçte derece-i kuvvetini izharla, mümkünü vâki suretinde göstererek, nefsi zecr eder..." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

  25. "Kaziye-i mutlaka, bazan külliye; ve kaziye-i vaktiye-i münteşire, bazan daime suretinde görünür." cümlesini izah eder misiniz?

  26. "Zira kudret zâtiyedir. Acz tahallül edemez. Melekûtiyete taallûk eder. Mevâni tedahül edemez. Nispeti kanûnîdir. Cüz ve küll, cüz’î ve küllî hükmüne geçer." Cümlelerini açıklar mısınız?

  27. "Bazı âyât ve ehadîs vardır ki; mutlakadır, külliye telakki edilmiş. Hem öyleler vardır ki; münteşire-i muvakkatadır, daime zannedilmiş. Hem mukayyede var, âmm hesab edilmiş." cümlesini örneklerle açıklar mısınız?

  28. "Sun'î tasarrufat-ı beşeriye ise, fıtratta câri olan nevâmîs-i İlâhînin sereyanlarını keşif ile, tevfik-i hareket edip, lehinde istimal etmektir." cümlesini izah eder misiniz?

  29. "İhyâ, mânâ-yı zâhirî-yi mecazi itibarıyla, hasenatın gayr-ı mahdut tezauf düsturunu gösterir." cümlesini, devamındaki ayetle birlikte izah eder misiniz?

  30. Tekfir konusunu açıklar mısınız? Büyük günahları işleyen ve İslâm'ın bazı esaslarından taviz veren insanların tekfir edilmesine (küfre girdiklerine hükmedilmesine) ne dersiniz?

  31. "Kudret-i ezeliye, Zât-ı Akdese lâzıme-i zaruriye, nâşie-i zâtiyedir." cümlesini izah eder misiniz?

  32. "Kudret hem basit, hem nâmütenâhi, hem zâtî; mahall-i taallûk-u kudret hem vasıtasız, hem lekesiz, hem isyansızdır." cümlesini izah eder misiniz?

  33. "Kudrette meratip, bizzarure, olamaz." izah eder misiniz, neden kudrette meratip olmuyor?

  34. "Mâhiyât-ı mümkinatın mutlak kemâli, mutlak vücuttur. Hususî kemâli, istidadatını bilfiile çıkaran has vücuttur." İzah eder misiniz?

  35. "Madem ki, kudret-i ezeliye gayr-ı mütenâhiyedir, zatiyedir, zaruriyedir. Herşeyin lekesiz, perdesiz cihet-i melekûtiyeti ona müteveccihtir, ona mukabildir,.." İzah eder misiniz?

  36. "Kün emr-i ezelîsine mümkinin itaat ve imtisalinde, meyil ve ihtiyaç ve şevk ve incizap mümteziç, mündemiçtir." cümlesini izah eder misiniz?

  37. "Hristiyan'da servet ve rütbece yüksek olanlar, ziyade dindardır. İslâmiyet'te avam ise, servet ve rütbece yüksek olanlardan ziyade dine merbuttur." cümlesini açıklar mısınız?

  38. "İslamiyet, vasıtayı red, delili kabul ve vesileyi nefiy, imamı ispat eder." Vasıta ile vesilenin farkı nedir? Ve imamı ispat eder ne demektir? Cümleyi izah eder misiniz?

  39. Sofiye meşrebinden kat-ı nazar, İslâmiyet vasıtayı red, delili kabul ve vesileyi nefiy, imamı ispat eder. Başka din vasıtayı kabul eder... Cümlesini izah eder misiniz?

  40. "Zira bir zirütbe enaniyetli bir Hristiyan, ne derece dinde mütasallib ise, o derece mevkiini muhafaza ve enaniyeti okşar, kibrinde imtiyazından fedakârlık etmez, belki kazanır." Üstad'ın bu sözünü biraz açıklar mısınız?

  41. "Kendini havas zanneden zâlimlere mazlûmîn ve avamın hücumuyla, Hıristiyanlık havassın tahakkümüne yardım ettiğinden parçalanabilir. İslâmiyet ise, dünyevî havastan ziyade avamın malı olduğundan,.." Devamıyla izah eder misiniz?

  42. "İki âlim; bazan nâkısın oğlu kâmil, kâmilin oğlu nâkıs oluyor. Güya bakiyye-i iştiha ve şevki, tevarüsle velede geçiyor. Öteki kaza-i vatar ettiğinden, veledinden ilme karşı açlık hissini uyandırmıyor." İzah eder misiniz?

  43. "Hattâ en garibi, bir kısım mutaassıplar, mesleklerinin zıddına olarak, küffara karşı müsamaha dostluk ve lâkayt Jönler husumet ve salâbet taraftarı çıktılar..." izah eder misiniz?

  44. "Lâkayt Emevîlik, nihayet sünnet cemaate, salâbetli Alevîlik, nihayet Râfîzîliğe dayandı. Hem zâlime karşı miskinliği esas tutan Hıristiyanlık,.." İzah eder misiniz?

  45. "Beşerde meyl-i teceddüd var. Halef selefi kâmil görse, tezyid eylemese, meylinin tatminini başka tarzda arar, bazan aksülâmel yapar." ifadesini izah eder misiniz, “tezyid eyleme” nasıl oluyor?

  46. "Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarır... Hem mebdei, taassup derecesinde azîmet olsa, nihayeti müsaheleye, ruhsata taraftarsa, nihayeti salâbete müncer olur. Bir kısım Hanbelî, Hanefî gibi." İzah eder misiniz?

  47. "Hem mebdei, taassup derecesinde azîmet olsa, nihayeti müsaheleye, ruhsata taraftarsa, nihayeti salâbete müncer olur. Bir kısım Hanbelî, Hanefî gibi." Bu cümlelerin izahı nasıldır?

  48. "Ene ve enaniyetin eşkâl-i habîsesi olan hodgâmlık, hodbinlik, hodendişlik, gurur ve inat o meyle inzimam etse, öyle ekberü'l-kebâiri icad eder ki, daha beşer ona isim bulmamış. Cehennemin lüzumuna delil olduğu gibi, cezası da yalnız Cehennem..." İzahı?

  49. "Bir şeyin müteaddit esbabı olduğundan; olabilir, o câni sıfat da kalbin fesadından değil, belki hariç bir sebebin neticesidir." izah eder misiniz?

  50. "Sırf o meş'um sözünü doğru göstermek,.. Hasmın zulm-ü kâfiranesini, hayale gelemez cerbezeli tevillerle adalet suretinde göstermek ister." Konuyu açıklar mısınız?

  51. "Mantıkça mukarrerdir ki, zihin, melzumdan tebeî olarak lâzıma intikal eder ve lâzımın lâzımına tabiî olarak etmez. Etse de, ikinci bir teveccüh ve kasıtla eder. Bu ise gayr-ı tabiîdir." Cümlesini nasıl anlamalıyız?

  52. "Cumhûru, burhandan ziyade, me’hazdeki kudsiyet imtisale sevk eder. Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur’ân’ı göstermeli; yoksa vekil, gölge olmamalı." izah eder misiniz?

  53. Kur'an'ın Hakimiyet-i Mutlakasını Nasıl Anlamalıyız?

  54. "Eğer zaruriyat-ı diniyede doğrudan doğruya Kur'ân gösterilseydi, zihin tabiî olarak müşevvik-i imtisal ve mûkız-ı vicdan ve lâzım-ı zâtî olan kudsiyete intikal ederdi. Ve bu suretle kalbe meleke-i hassasiyet gelerek, imanın ihtaratına karşı asamm." İzah?

  55. "Vicdan lâkaytlığa alışır, cumudet peyda eder." ifadesinin geçtiği yeri yorumlar mısınız?

  56. "İbni Hacer'in ne dediğini anlamak maksadıyla değil. Bu ikinci tarik de zamana muhtaçtır." Zamana olan ihtiyaç ile birlikte açar mısınız?

  57. "Dört mezhep de haktır. Füruatta hak taaddüd eder; diyenlere ilm-i usul ıstılahınca Musavvibe denir." Cümlesini nasıl anlamalıyız, bu konuda bilgi verir misiniz?

  58. "Yahut cumhurun nazarını, ehl-i tarikatın yaptığı gibi, o hicabın fevkine çıkararak, üstünde Kur’ân’ı gösterip, Kur’ân’ın hâlis malını yalnız ondan istemek ve bilvasıta olan ahkâmı vasıtadan aramaktır..." Devamıyla açıklar mısınız?

  59. "Hâlbuki cumhur-u avam, mezhepte imtizaç etmiş olan zaruriyatı, nazariyat-ı içtihadiyeden vâzıhan temyiz etmediğinden, sehven veya vehmen Tahtieyi filcümle teşmil edebilir. Bu ise, hatar-ı azîmdir." Burayı izah eder misiniz?

  60. "Saltanatı sadaret, hilafeti meşihat temsil eder." cümlesini izah eder misiniz, şimdilerde bu vazife deruhte ediliyor mu?

  61. "Meşihat-ı İslâmiye, yalnız İstanbul ve Osmanlılara mahsus değildir. Umum İslâma şâmil bir müessese-i celiledir. Bu sönük vaziyetle, değil koca âlem-i İslâmın, belki yalnız İstanbul'un irşadına da kâfi gelmiyor..." diyanetin hükmü neden tesirsiz kalıyor?

  62. "Sadaret üç mühim şûrâya bizzat istinat ediyor, yine kifayet etmiyor. Hâlbuki böyle inceleşmiş ve çoğalmış münasebat içinde, içtihadattaki müthiş fevzâ, efkâr-ı İslâmiyedeki teşettüt..." Açıklar mısınız?

  63. "Hâkim, ruh-u cemaatten çıkmış az mütehassis, sağırca, metin bir şahs-ı manevîdir ki, şûralar o ruhu temsil eder." Buradaki sağırca ifadesi ile ne kastedilmektedir?

  64. "Sadaret üç mühim şûraya bizzât istinad ediyor, yine kifayet etmiyor." Buradaki "üç mühim şura" nedir, izah eder misiniz?

  65. "Şimdiki zaaf-ı diyanet ve şeair-i İslâmiyetteki lâkaytlık ve içtihadattaki fevzâ, meşihatın zaafından ve sönük olmasından meydan almıştır." Bu ifadeye göre insanımızın lakaydlığı, gayri müslimler gibi yaşamasının sebebi diyanetin liyakatsizliği midir?

  66. "Sadaret, meşihat, iki cenahdır. Şu devlet-i İslâmiyenin bu iki cenahı mütesâvi olmazsa, ileri gidilmez. Gidilse de böyle bir medeniyet-i faside için mukaddesatından insilâh eder." İzah eder misiniz?

  67. "Bir şey mâ-vudia-lehinde istihdam edilmezse, atalete uğrar, matlub eseri göstermez. Binaenaleyh mühim bir maksad için tesis edilen Dâr-ül Hikmet-il İslâmiyeyi, şimdiki âdi bir komisyon derecesinden çıkarıp,.." İzah eder misiniz?

  68. "Vehham olmamalıyız. Korkmakla din rüşvet verilmez. Dinin zaafiyeti bahanesine olan müzahraf medeniyete lânet! Havf ve zaaf tesirat-ı hariciyeyi teşcî eder. Muhakkak maslahat, mevhum mazarrata feda edilmez." izah eder misiniz?

  69. "Manen rüya olan yakazada bulamadım. Hakikaten yakaza olan rüya-yı sadıkada bir ziya gördüm." Bu ifadeyi nasıl anlayabiliriz?

  70. 1335 senesini araştırdığımda Bursa'nın fethi olduğunu buldum. Lütfen bu tarihte hangi hadisenin üzüntüye sebep olduğunu açıklar mısınız?

  71. "Mukadderat-ı İslâm için teşekkül eden bir meclis-i muhteşem seni istiyor... Ey felâket, helâket asrının adamı, senin de reyin var. Fikrini beyan et." Ruhani mecliste kimler vardı, Üstada neden böyle hitap etmişler?

  72. "Harikalar asrındayız. İki-üç sene mevtten sonra meydanda dirilenler var." cümlesini nasıl anlamalıyız?

  73. "Gittim, gördüm ki; münevver, emsalini dünyada görmediğim, selef-i salihînden ve asarın mebuslarından her asrın mebusları içinde bulunur bir meclis gördüm." Bu mecliste Peygamberimiz(asm) var mıydı?

  74. "Musibet şerr-i mahz olmadığı için, bazen saadette felaket olduğu gibi, felaketten dahi saadet çıkar." Bu cümleye örnek verebilir misiniz?

  75. Bediüzzaman Hazretleri, bu zamanı "helaket ve felaket asrı" olarak nitelendirmiş. Buradan; günümüz insanlarının çoğu cehennemlik, çıkarımını yapmak yanlış mı olur? Helaketten anlaşılan da zaten bu değil mi?

  76. "Düşmanımız elindeki cereyan-ı müstebidaneye, belki daha şedîdâne kapılacak idik..." Buradaki "müstebit cereyanlar" neler olabilir?

  77. "Nokta-i istinadı kuvvettir. O ise, şe’ni tecavüzdür. Hedef-i kastı menfaattır. O ise, şe’ni tezahumdur. Hayatta düsturu, cidaldir. O ise, şe’ni tenazudur. Kitleler mabeynindeki rabıtası, âhari yutmakla beslenen unsuriyet ve menfî milliyettir..." izahı?

  78. "Medenîlerden çoğu, eğer içi dışına çevrilse, kurt, ayı, yılan, maymun postu görülecek gibi hayale gelir,.." cümlesini nasıl anlamalıyız?

  79. "...sefih, mütemerrid, gaddar, mânen vahşî bir medeniyetin himayesini Asya’da deruhte edecektik.” Galip gelinseydi, kesinlikle habis medeniyet bize bulaşacak mıydı? Osmanlı kendi olarak kalamaz mıydı?

  80. Beşer esir olmak istemediği gibi, ecîr olmak da istemez. Galip olsaydık, hasmımız ve düşmanımız elindeki cereyan-ı müstebidaneye, belki daha şedîdâne kapılacak idik. Bu iki cümle arasındaki ilgi nedir?

  81. "Kurun-u ûlânın mecmu vahşetini, bu medeniyet bir defada kustu!" Buradaki "kusma" metaforunu açar mısınız biraz? Bozuk yiyecekten, mikroplu enfeksiyondan, aşırı bulantıdan kusar insan; dünyanın kusmasından ne anlamak lazım?

  82. "Şeriat-ı Ahmediyenin (a.s.m.) tazammun ettiği ve emrettiği medeniyet ise ki, medeniyet-i hazıranın inkişâından inkişaf edecektir."cümlesini nasıl anlayabiliriz?

  83. "Bir asıldan tev’em olarak neşet eden eski Roma ve Yunan iki dehâları, su ve yağ gibi mürur-u a’sâr ve medeniyet ve Hıristiyanlığın temzicine çalıştığı halde, yine istiklâllerini muhafaza, âdetâ tenasuhla o iki ruh..." izah? Buradaki "iki deha" kimlerdir?

  84. "Zira istiğna ve istiklâliyet hassasıyla mümtaz olan şeriattaki İlâhî hidayet, Roma felsefesinin dehâsıyla aşılanmaz, imtizaç etmez, bel’ olunmaz, tâbi olmaz." cümlesini izah eder misiniz?

  85. "Cemaate, nev'e verdiği servet, haşmete bedel, ferdi, şahsı fakir ahlâksız etmiştir. Kurun-u ûlânın mecmu vahşetini, bu medeniyet bir defada kustu!" ifadelerini izah eder misiniz?

  86. "Dedim: Şeriat-ı Ahmediyenin (a.s.m.) tazammun ettiği ve emrettiği medeniyet ise ki, medeniyet-i hazıranın inkişâından inkişaf edecektir." Peki çöküş olmadan inkişaf olamaz mı? Kaderi planda bunun hikmeti nedir acaba?

  87. Sünuhat eserinde Üstad'ın, sosyalizm hakkında müsbet ve faydalı olduğu anlamında ifadeleri var, bunları nasıl anlamalıyız?

  88. "Demek, biz mağlûbiyetle ikinci cereyana takıldık ki, mazlumların ve cumhurun cereyanıdır. Başkalarından yüzde seksen fakir ve mazlumsa, İslâm'dan doksan, belki doksan beştir." Burayı nasıl anlamalıyız?

  89. "Şark husumeti İslamın inkişafını boğuyordu, zail oldu ve olmalı. Garp husumeti İslamın ittihadına, uhuvvetine, inkişafına en müessir sebeptir, baki kalmalı..." Cümlesini açıklar mısınız?

  90. "Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada İslamiyet'in olacaktır." cümlesine göre; Müslümanlar dünyanın her tarafında savaş ve sıkıntı içerisindedir. İslamiyet nasıl galebe çalacak bizlere düşen vazife nedir?

  91. "Âlem-i İslâm şu ikinci cereyana karşı lâkayt veya muarız kalmakla hem istinatsız, hem bütün emeğini heder, hem onun istilâsıyla istihaleye mâruz kalmaktan ise, âkılâne davranıp onu İslâmî bir tarza çevirip, kendine hâdim kılmaktır." açıklar mısınız?

  92. Şu andan Şark'ta meydana gelen olaylar hakkındaki görüşünüzü ve on yirmi sene sonrası için fikrinizi alabilir miyiz?

  93. "Nefsimize acıdık; kefâreten beş sene oruç tutturdu. Ondan, kırktan yalnız biri, ihsan ettiği maldan zekât istedi. Buhl ettik, zulmettik, O da bizden müterakim zekâtı aldı." çekilen sıkıntılar kılınmayan namazlara kefaret olur mu?

  94. İslam'ın bayraktarlığını yapan Osmanlı devletinin son dönemlerinde, İslam'dan uzaklaşma olmuş mu? Üstad bu konuya nasıl bakıyor?

  95. "Musibet, cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir. Hangi fiilinizle kadere fetvâ verdirdiniz ki, şu musibetle hükmetti? Musibet-i âmme ekseriyetin hatâsına terettüp eder. Hazırda mükâfatınız nedir?" izah eder misiniz?

  96. "Yine biri dedi: 'Bir âmir, hata ile felâkete atmışsa?' Dedim: Musibetzede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdarın hasenatı verilecektir; o ise hiç hükmünde. Veya hazine-i gayp verecektir." cümlesindeki şahıs kimdir?

  97. "Lâzım-ı mezhep, mezhep olmadığından, belki muahez değil." cümlesini izah eder misiniz?

  98. "Eğer muharrik veya müreccih, siyasetçilik veya tarafgirlik ise, tehlikedir. Birincisi hatâ da etse, belki ma'fuvdur. İkincisi isabet de etse, mes'uldür." İzah eder misiniz?

  99. "Bahusus, menfî iki cihet-i zaafla hariç cereyanın kuvvetine bir âlet-i laya'kıl olur... Bahusus iki cihetle kuvveti, hariç cereyanın müspet ve zaafına inzimam etse, harici kendine âlet-i lâyeş'ur edebilir." Buradaki "iki ciheti" nasıl anlayabiliriz?

  100. "Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver'e, Venizelos ile beraber Said Halim'e vurmam. Nazarımda vuran da sefildir." Burayı açar mısınız?

Yükleniyor...