"Sonra ulvi ve süfli tabakata ve dallara ayırıp, kaza ve kader desatiriyle tafsil ve tasvir etti." Ulvi, süfli, kaza ve kader tabirlerini açabilir miyiz?
Cevap
Değerli Kardeşimiz;
"Ulvi" kelimesi semavattaki mahluklar için, "süfli" ise yerdeki mahluklar için kullanılmaktadır. Mesela, yıldızlar ulvi, çiçekler için ise süfli varlıklardır.
"Kader", kısaca, her şeyin her şeyiyle ve her hâliyle Cenab-ı Hakk’ın ezelî ilminde tayin ve tesbit edilmesi, "kaza" ise ilim dairesindeki bu varlıkların yaratılarak haricî âleme çıkarılmalarıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yazar:
Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.705
Yorumlar
ULVÎ SÜFLÎ AYRIMI
Ulvî–süflî ayrımı sadece kâinatın büyük tabakaları (semavat–arz) için değil, küçük ölçekte yeryüzünde ve canlılar arasında da geçerli.
Yeryüzünde ulvî–süflî
Bitkiler (nebâtât) → daha çok hayat ismine mazhar, şuur yok, his sınırlı → süflî.
Hayvanlar (hayvânât) → görür, işitir, hareket eder, birçok esmânın aynası → bitkilere göre ulvî.
İnsan → akıl, kalp, şuur, imanla doğrudan Allah’ın isimlerini okuyabilme → hayvandan da üstün, tabakaların en ulvîsi.
HEM
1. Dinî sebepler
· Semânın ulvîliği: Cennet yukarıdadır. Bu nedenle gökyüzü, erişilmez olarak kodlanmıştır. Gökyüzünün parçası olan yıldızlar, ay ve güneş de bu ulvîlikten pay alır.
· Antik Mısır ve Yunan mitolojilerinde birçok tanrı göksel cisimlerle özdeşleştirilmiştir (Ra, Apollo vs.).
· Yerin Dünyeviliği: Yeryüzü (arz) ise insanların, ölümlülerin, ihtiyaçların, tutkuların ve ölümün mekânıdır. "Süfli" kelimesi de Arapça "aşağı" anlamına gelen "esfel" kökünden gelir. Çiçekler ne kadar güzel olursa olsun, topraktan çıkar, büyür, solar ve ölürler. Bu onları fani dünyanın bir parçası yapar.
Psikolojik ve Sembolik Sebepler: Erişilmezlik ve Hayranlık
· Uzak ve Erişilmez Olanın Cazibesi: İnsan psikolojisinde, uzakta, dokunulamaz ve ulaşılamaz olan şeyler her zaman daha gizemli, daha hayranlık uyandırıcı ve daha "yüce" hissedilir. Yıldızlar gece gökyüzünde parıldar ama onlara asla dokunamayız. Bu onlara metafizik bir nitelik kazandırır.
· Dokunulabilir ve Kullanılabilir Olanın Sıradanlığı: Çiçekler ise elimizle tutabildiğimiz, koklayabildiğimiz, koparabildiğimiz ve solduğunu görebildiğimiz şeylerdir. Bu onları gündelik hayatın bir parçası, "sıradan" (nispeten) yapar. Güzellikleri geçicidir.
1. Görece (Nispi) Süflîlik: Mekân ve Mahiyet İtibarıyla
Çiçek, varlık mertebeleri (âlemler) hiyerarşisinde:
· Maddi âlemin (âlem-i şehadet) bir parçasıdır.
· Topraktan (esfel) neşet eder.
· Sonradan yaratılmıştır (hâdistir).
· Fanidir; doğar, büyür, solar ve ölür.
· Varlığı sebeplere bağlıdır; su, toprak, güneş vs.
Bu özellikleri onu, sebepsiz, ebedi, değişmez ve maddi perdesiz olan "Uluhiyet mertebesi"ne ve o mertebenin daha doğrudan yansıması olan meleklere veya gökyüzüne nisbeten "süflî" kılar. Bu, onun konum ve mahiyetinden kaynaklanan göreceli bir aşağı derecedir, mutlak bir değersizlik değil.
2. Kendi İçindeki Ulvîlik: Mazhar Olduğu Esmânın çokluğu ve Sanat İtibarıyla yıldızdan daha ulvîdir denilebilir, fakat bu ince ayrıntıda dahi yıldızın Esma açısından daha ulvî olduğu noktalar da olabilir.
İşte tam da bu "süflî" addedilen mertebede, çiçek inanılmaz bir ulvîlik sergiler:
· Çok Sayıda İlahi İsmin Mazharıdır: Daha önce de saydığımız gibi, Musavvir (tasvir eden), Mülevvin (renklendiren), Latîf (en ince sanatları yapan), Rezzâk (rızıklandıran), Muhyî (hayat veren) gibi sayısız isim onun üzerinde okunabilir. Bu isimlerin tecellisi, onun maddi varlığını aşan soyut, manevi bir boyut kazandırır.
· İlâhî Sanatın ve Hikmetin Şahididir: Bir çiçeğin yapraklarındaki geometrik düzen (hikmet), kokusunun insan ruhuna etkisi, tozlaşma sistemindeki mükemmellik, onu basit bir bitki olmaktan çıkarır. O, gözle görülür bir âyet (ilahi mesaj), bir sanat eseridir. Bir sanat eserinin değeri, yapıldığı maddeden (boya, tuval, kil) değil, taşıdığı anlam ve ustalıktan gelir. Çiçek de toprak gibi "süflî" bir maddeden yapılmış "ulvî" bir sanat eseridir.
Ancak, bir yıldızda veya galakside tecelli eden isimler daha başkadır ve azametleriyle öne çıkar, bu noktadan çiçekten daha ulvîdir:
· Kudret: el-Kadîr (Her Şeye Gücü Yeten)
· Azamet: el-Azîm (Sonsuz Büyük ve Yüce)
· Düzen: el-Hakîm (Her İşi Hikmetli Olan)
· Hakimiyet: el-Cebbâr (Dilediğini Yaptıran)