"Şu nihayetsiz kelimât içinde en büyük makam Kur'ân'a verilmesinin sebebi şudur ki;.." Burada belirtilen sebebi açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad hazretleri bu ifadelerin devamında şöyle buyurur:

“Kur’ân, ism-i a’zamdan ve her ismin a’zamlık mertebesinden gelmiş. Hem bütün âlemlerin Rabbi itibarıyla Allah’ın kelâmıdır. Hem bütün mevcudatın ilahı unvanıyla Allah’ın fermanıdır. Hem semavat ve arzın Hâlık’ı haysiyetiyle bir hitaptır. Hem rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir. …

İşte bu sırdandır ki “kelâmullah” unvanı kemal-i liyakatle Kur’ân’a verilmiş.”

Evet, Kur’ân-ı Kerim, Allah’ın her isminin âzamî mertebesinden gelen en mukaddes kitaptır.

Nev-i beşerde tekemmül vardır. Bu tekemmül kanunu, ikinci mürebbinin ve ikinci mükemmilin evvelki mürebbilerden daha ekmel olmasını iktiza eder.” (İşarat’ül İ’caz)

İnsanlığın hitaba kabiliyetleri her devirde farklılık arz eder.
Mesela, Hazret-i İsa’ya (as.) gönderilen İncil’deki, iman, ahlâk, fazilet, irşad, hikmet ve irfan gibi birçok hakikatler, Tevrat’tan daha muhtevalıdır.

Zaman geçtikçe insanların ilimleri ve tecrübeleri inkişaf ederek terakki ettiğinden, sonra gelen her dinin de önceki dinden daha kâmil ve daha muhit olması hikmetin muktezasıdır.

Geçmiş peygamberler ümmetlerine Kur’ân gibi izahat vermediklerinin sebebi, o devirler beşerin bedeviyet ve tufuliyet devri olmasıdır. İbtidaî derslerde izah az olur.” (Şualar)

İnsanlığın en mükemmel hitaba kabil olduğu devir; Resul-i Ekrem Efendimizin (sav.) zamanıdır. Bu sebeple Kur’ân da kelamlar içinde en geniş ve en şümullü bir kelamdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...