Block title
Block content

Dördüncü Esas

İçerikler

  1. On ikinci Söz Dördüncü Esas ile ilgili; İki temsile örnek verebilir misiniz? İkinci temsilde karanlıklı hane veya dam altındaki bağ neresidir? Neden her zaman kullandığımız ayna örneğini burada bırakıyoruz?

  2. "Kur’an’ın bütün kelimat-ı İlâhiye içinde cihet-i ulviyetini…" cümlesinde "bütün kelimat-ı ilahiye" ifadesiyle kastedilen mana nedir?

  3. On İkinci Söz'ün, Dördüncü Esas'ındaki, Birinci ve İkinci Temsilleri Açıklar mısınız?

  4. "Evet, Kur’an der ki: 'Eğer yerdeki ağaçlar kalem olup denizler mürekkep olsa, Cenab-ı Hakkın kelimâtını yazsalar, bitiremezler.' " cümlesini izah eder misiniz?

  5. Akıl ve kalp ittifakını nasıl anlamak lazım? Bunlar dengede mi olacak, yoksa akıl biraz önde veya kalp önde olsa daha mı iyi olur? İslam'da akıl merkez mi? Üstad bunlarla ilgili nasıl bir değerlendirme yapmış?

  6. Dördüncü Esas'la ilgili; kelamlar mukayese edilirken, Kur’an-ı Kerim'le diğer semavî kitaplar mı nazara veriliyor, beşerî kelamlar da bu mukayeseye giriyor mu? Diğer ilâhî kelamlarda i’caz ve kudsiyyet hakikatı yok mudur?

  7. "Şu nihayetsiz kelimât içinde en büyük makam Kur'ân'a verilmesinin sebebi şudur ki;.." Burada belirtilen sebebi açıklar mısınız?

  8. "Eğer yerdeki ağaçlar kâlem olup, denizler mürekkep olsa, Cenab-ı Hakk’ın kelimatını yazsalar, bitiremezler" ayetini nasıl anlamalıyız? Zira Kur’an-ı Kerim 6666 ayettir, kelimatı da bellidir ve sayılıdır. Burada yazmakla bitmeyen kelimat nedir?

  9. "Kur'an İsm-i Azam'dan ve her ismin azamlık mertebesinden gelmiş." cümlesini nasıl anlamalıyız?

  10. Kur’an’ın İsm-i Azam'dan gelmesi ne demektir?

  11. Bir şeyde İsm-i Azam tecelli ederken, aynı anda her ismin azami mertebesi de tecelli eder mi?

  12. "Kalbin telefonu ile vasıtasız münacat eden bir veli der: Kalbim Rabbimden haber veriyor. Demiyor: Rabbül âleminden haber veriyor. Çünkü yetmiş bine yakın hicapların nispet-i ref’i derecesinde mazhar-ı hitap olabilir." İzah?

  13. "İşte bu sırdandır ki; Kelamullah ünvanı, kemal-i liyakatla Kur’ana verilmiştir." ifadesinde, diğer İlâhî kelamlara bu ünvanla niçin bakamıyoruz?

  14. Kur’an-ı Kerim'in; "Başlarında şifre bulunan bir muhabere mecmuası,.." olmasını nasıl anlamalıyız?

  15. Kur’an-ı Kerim'in "ism-i azamdan ve her ismin mertebe-i azamından gelen" ve "ism-i azamın muhitinden nüzul ile, arş-ı azamın bütün muhatına bakan, teftiş eden hikmetfeşan bir Kitab-ı mukaddes" olmasını izah eder misiniz?

  16. "İlahî kelamların hususiyet ve külliyet cihetinde dereceleri muhteliftir." ifadesini nasıl anlamalıyız? Kur’an-ı Kerim’in "bütün kâinatın Halikı ünvanıyla Allah’ın kelamı olması" ne demektir?

  17. Kur’an’ın, rububiyet-i mutlaka cihetinden bir mükâleme olması ne demektir?

  18. Kur’an’ın "her ismin âzamlık mertebesinden gelmiş olması" ne demektir?

  19. On İkinci Söz'ün sonunda bazı ayetler zikrediliyor ve Kur’an'ın ism-i azamdan ve her ismin azamlık mertebesinden gelmesini bir parça olsun fehmetmek için bu ayetlerin küllî, umumî, ulvî ifadelerine bakmamız isteniyor. Bu konuyu biraz açıklar mısınız?

  20. "Eğer Kur'an'ın ism-i a'zamdan ve her ismin azamlık mertebesinden geldiğini bir parça fehmetmek istersen,.." cümlesinden sonra örnek verilen ayetlerin cümle ile net bağlantısını kuramadım, açıklar mısınız?

  21. Şakk-ı Kamer'in Resul-i Kibriya'nın risaletinin mucizesi, Miraç'ın dahi, bir mucize-i ubudiyet olduğu belirtiliyor. Miraç nasıl Peygamber Efendimizin ubudiyetinin mucizesi oluyor?

  22. "Başlarında elhamdülillah, sebbehe ve yüsebbihu bulunan surelerin başlarına dikkat et ki, bu sırr-ı azimin şuaını göresin,.." ifadesinde geçen ve Kur’an'ın sırr-ı aziminin şuanı gösteren hakikatler nelerdir?

  23. "Elif-lâm-mim, elif-lâm-ra, hâ-mim'lerin fatihalarına bak; Kur’an'ın Allah’ın yanında ehemmiyetini bilesin." deniliyor. Bu hususta bilgi verir misiniz?

  24. "Enbiyaya gelen vahyin ekseri melek vasıtasıyla olduğunu ve ilhamın ekseri vasıtasız olduğunu anlarsın?" Burada vasıtasız derken, iletişimin vasıtasız olması daha iyi değil midir?

  25. "Hem Miracın sırr-ı lüzumunu, yani ta semâvâta, ta Sidretü’l-Müntehâya, ta Kab-ı Kavseyne gidip, اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ olan Zât-ı Zülcelâl ile münacat edip, tarfetü’l-aynda yerine gelmek sırrını anlarsın." cümlesini açıklar mısınız?

Yükleniyor...