Üstad'a göre İslam'ın yönetim biçimi nasıldır? "İslam'da net bir yönetim biçimi yoktur" dediğimde tekfir edildim, ne dersiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Tekfir, batıl mezheplerin bir şiarıdır. Neo selef ya da Vehhabilik akımı, tekfir etmeyi kendine şiar edinmiş sapkın ve batıl bir akımdır. Genelde demokrasi ve cumhuriyet kavramına karşı çıkan akım da bu akımdır. Bu akım, ümmetin özünü ve ortak aklını temsil eden Ehl-i sünnete muhalif olduğu için, bu akımın usulü ve vardığı netice bizi alakadar etmiyor. Malum usulü batıl olanın, neticesi de batıldır.
“İslam’da net bir yönetim biçimi yoktur” ifadesi, gayet yerinde ve güzel bir ifadedir; aynı zamanda Ehl-i sünnetin ortak kanaatini ifade eden bir cümledir. Dolayısı ile küfür ithamı sahibine aittir. Allah bizi böyle cahil yazarların şerrinden emin kılsın.
İslam’ın üç ana delili ve üç ana kaynağı olan Kur’an, sünnet ve icma açısından bakıldığında, idare şekli hakkında sadece bazı esaslar tavsiye edilmiştir. Bu esaslar ise şura, meşveret, hesap verebilirlik gibi değerlerdir. Bunun dışında "idare şu şekilde olsun" diye net bir ifade bulunmuyor. Bütün fıkıh kaynaklarına baktığımızda İmamet kısmında bu dediğimizin vurgulandığını görürüz.
İslam ahlakı ve idarenin esaslarına ilişkin tavsiyelere bakıldığında İslam açısından en kerih ve istenmeyen yönetim biçimleri; saltanat, diktatörlük, otoriter, totaliter, oligarşi rejimleridir. İslam’a en uygun ve en yakın olan ise meşveretin de özünü teşkil eden demokratik yönetim anlayışı ve cumhuriyettir.
Üstad Hazretleri, modern asrın ihtiyaçları ile İslam’ın esası arasında mükemmel bir uyum ve ahenk tespit etmiştir. Bu ahengi ve uyumu yaparken bid'at ehlinin yaptığı gibi İslam’ın özünü ve hakikatlerini incitmeden ve usulünü bozmadan yapmıştır. Reform değil, tecdit yapmıştır.
Mesela, siyasi ve idari açıdan eski dönemlerin uygulaması olan, saltanat, hukukta keyfilik, istibdat, esaret gibi şeyler yerine cumhuriyet, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve hukuk önünde mutlak eşitlik ve hürriyet gibi şeyleri savunmuş ve bunların tatbiki için gayret sarf etmiştir. İstibdatın her çeşidine karşı bayrak açmıştır.
Bugün İslam âleminin en büyük meselelerinden biri de istibdatın bütün çeşitleri ile içimize girmesidir. Arap ülkelerindeki dikta ve cunta rejimleri ve bizdeki her on yılda yapılan askeri darbeler en zararlı urlardan ve hastalıklardandır.
İktisadi açıdan kapitalist ve komünist rejimlere karşı İslam’ın faizsiz ve yardımlaşma üzerine bina olmuş, serbest, girişimci ve aynı zamanda üretici ekonomiyi savunmuştur. Ekonomik açıdan en mühim tespitlerinden biri de iktisatlı ekonomi anlayışıdır. Yani kapitalist rejiminin teşvik ettiği israflı ve tüketime dayalı bir ekonomiye karşı, üretime ve tutumlu olmaya dayalı bir iktisat anlayışını savunmuştur. Bu iktisat anlayışı, insanın şahsi hayatından, dünyanın umumi kaynaklarına kadar, hepsini içine alan bir anlayıştır.
En mühim tespitlerinden biri de sınıf kavgasını ortadan kaldıracak yardımlaşma ve dayanışmadır. Kapitalist ve komünist rejimler sınıflar arasında taraf tutarak, sınıf kavgasını körükleme esasını benimsiyor. Oysa İslam, zengin ve fakir sınıfını uzlaştıran ve adaletli bir paylaşım ve bölüşümü tavsiye eden ve bunu ibadetler ile takviye eden bir dindir.
İçtimaî açıdan, Üstad Hazretleri ekseriyetin refahını ölçü alan bir anlayışa sahiptir. İçtimaî yapının İslami terbiye ile ayakta duracağını savunuyor. Yani insanların genelinin hayat standardı ne ise ona uygun bir hayat yaşamak kâmil bir Müslüman’ın şiarıdır. Mesela, İslam toplumunun ekserisi et ve bal yiyemezken, takva sahibi bir Müslüman’ın et ve bal yemesini kerih görüyor.
İçtimaî düzende maddî ceza ve mükâfatın yeterli olmayacağını, bunun yanında imanın ve maneviyatında takviye olması gerektiğini söylüyor. Sosyal hayatın temelini oluşturan aile hayatına çok ehemmiyet veriyor; bunun da iman ve helal dairesinde muhafaza edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Dünya siyasetinin menfaat üzerine değil, adalet üzerine tesis edilmesi gerektiğini vurguluyor. Siyasetin, her iki dünyanın saadetinde bir vasıta olduğunu ve insanların ekserisinin refahı hizmetinde kullanılması gerektiğini eserlerinden tahriç edebiliriz. Şimdiki emperyalist zihniyetin hiçbir hak, hukuk ve insani değer tanımadan maddeten zayıf olan ülkelere ve toplumlara saldırması, her şeyi menfaat renkli bir obje gibi görülmesi onun inanç ve ruh dünyası hakkında ciddi ipuçları veriyor. Üstad Hazretlerinin şu özlü ifadesi bu konunun özeti gibidir:
"Menfaat üzerine dönen siyaset canavardır."(1)
Üstad Hazretleri, bir meseleyi değerlendirirken, toptancı bir yaklaşımla değil, analitik bir yaklaşımla değerlendirir. Mesela, Avrupa medeniyetine bakışı bu ölçü için güzel bir sermeşktir: Üstad; "Avrupa ikidir," der ve şöyle devam eder:
"Birisi, İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyizle hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi san'atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takip eden bu birinci Avrupa'ya hitap etmiyorum. Belki, felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiâtını mehâsin zannederek beşeri sefâhete ve dalâlete sevk eden bozulmuş ikinci Avrupa'ya hitap ediyorum."(2)
Biri, hakiki İsevilikten ilham alarak, insanlığın hizmetine çalışan müspet Avrupa; diğeri, dinsiz ve maddeci felsefenin dalaletinde boğulmuş, insanlığı günah ve zulme teşvik eden menfi Avrupa'dır. Onun için Üstad, Avrupa’nın her şeyine karşı değildir. Avrupa müktesebatlarının hayırlı ve müspet tarafını almakta bir sakınca yoktur.
Hulasa; Üstad Hazretlerinin hedef ve maksadı bütün insanlığın, Allah’ın rızası dairesinde yaşaması ve yalnız O’na kulluk etmesidir. Üstad Hazretlerinin eserlerinde en çok işlediği husus iman ve ahlaktır. Onun âleminde dünya ahiretin bir mezrası olmuştur. Dünya hayatı asla gaye olmamıştır. Zaten insanların ekserisini aldatan ve yanlışa iten sebep de dünyanın asıl gaye addedilmesidir. Maalesef bugün bütün zulüm ve cinayetlerin temelinde de yine iman ve ahlak zafiyetinden gelen dünya sevgisi ve hırsı yatmaktadır. Öyle ise yegâne çare ve kurtuluş reçetesi, Allah’ın ipi olan İslam dinine sımsıkı sarılmak, onun ulvî hakikatlerini hayatımıza yaşamaktır.
Dipnotlar:
(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, (36)
(2) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar