"Zalimleri hatıra getirmeyip zemmetmemek" ile "el ile dil ile kalp ile buğz etmek" meselelerini nasıl anlamalıyız?
Değerli Kardeşimiz;
"Madem zemmetmemek ve tekfir etmemekte bir emr-i şer'î yok, fakat zemde ve tekfirde hükm-ü şer'î var. Zem ve tekfir, eğer haksız olsa, büyük zararı var; eğer haklı ise, hiç hayır ve sevap yok. Çünkü tekfire ve zemme müstehak hadsizdir. Fakat zemmetmemek, tekfir etmemekte hiçbir hükm-ü şer'î yok, hiç zararı da yok."
"İşte bu hakikat içindir ki, ehl-i hakikat, başta Eimme-i Erbaa ve Ehl-i Beytin Eimme-i İsnâ Aşer olarak Ehl-i Sünnet, mezkûr hakikate müstenid olan kanun-u kudsiyeyi kendilerine rehber edip, İslâmlar içinde o eski zaman fitnelerinden medar-ı bahis ve münakaşa etmeyi caiz görmemişler, menfaatsiz, zararı var demişler."(1)
Üstad'ın yukarıda vermiş olduğu düstur; geçmişte yaşanmış makbul şahısların durumu hakkındadır. Sahabelerin birbirleri ile mücadele ve mücahedeye girmesi; zulüm hesabına değil, Allah’ın rızası niyeti iledir. Öyle ise sahabeler arasındaki hâdiselerde; zulüm ve zalim aramak ve onlara kin ve buğz etmek, Allah korusun çok tehlikelidir. Ehlisünnet âlimlerinin hepsi her iki tarafta ölenlere de şehid demişlerdir.
İslam insanları tekfir etmeyi ya da tahkir etmeyi emretmiyor. Yalnız zalimliği ve kâfirliği tam emin olunmayan şahısların tekfir ve tahkirini men edip yasaklıyor. Öyle ise hakkında kesinlik bulunmayan şahısları, tekfir ve tahkir etmemek en emin bir yoldur. Ehlisünnetin görüşü ve kaidesi bu minval üzeredir.
Yoksa ortada kesin bir zulüm ve haksızlık varsa; elbette buna el ile dil ile kalp ile karşı olmak imanın ve İslam’ın bir icabıdır. Bu hüküm ile Üstad'ın belirtmiş olduğu hüküm arasında herhangi bir tenakuz söz konusu değildir.
(1) bk. Emirdağ Lâhikası-I, 152. Mektup.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü